Kadınlar hergün öldürülüyor

Margarete STOKOWSKİ
Der Spiegel
Freiburg’da öldürülen genç kadının katil zanlısının yakalanması sonrası öfke büyük oldu. Çünkü zanlı bir mülteciydi. Aslına bakarsanız Almanya’da her gün bir kadın erkekler tarafından öldürüldüğü için öfkenin sürekli olması gerekirdi.
Freiburglu öğrencinin ölümü sonrası büyük bir öfke ve yas çığlığı haklı olarak yükseldi. Bu ölümle ilgili olarak ‘Ne yazık ki tam da…’ ile başlayan birçok cümle sıralayabiliriz. ‘Ne yazık ki tam da mültecilere yardım etmek için büyük çaba harcayan bir kadın…’, ‘Ne yazık ki tam da zanlı, ailesinden bağımsız ülkemize gelen ve bir aileye yerleştirilen genç bir mülteci.’, ‘Ne yazık ki tam da çok kültürlü yaşama açık olan Freiburg’da…’
Ana akım medyanın mülteci tartışmasını kışkırtmamak için olayı gündeme getirmediği, örneğin Alman ARD televizyon kanalının zanlı mülteci diye önceleri olaydan söz etmediği iddiasını ortaya atmak da durumu değiştirmiyor.
Tartışma mültecilerin zanlı olduğu tüm olaylarda her zaman yapıldığı gibi sürdürülüyor: İnternette polis raporları, medya haberleri ve ırkçı düşünceli insanlar tarafından (Haberler ana akım medyadan alınmasına rağmen) ana akım medyanın neden konuya ilgi duymadığı sorusu ortaya atılıyor. Irkçı olmayanlar, bu konu üzerine tartışma sürdürmenin önemli olduğunu ama zanlıların etnik veya dini yapılarını öne çıkarılarak sürdürülen tartışmaların ırkçılığa hizmet ettiği suçlamasını yapıyorlar. Irkçıların buna: ‘Görüyor musunuz siz olayı görelileştiriyor ve küçümsüyorsunuz’ cevabını veriyorlar.
Alman Polis Sendikası Başkanı Rainer Wendt; “Aileler ağlar, kurbanlar da anlatılamayacak acılar içinde kalırken ‘Hoş geldiniz Kültürü’nün sözcüleri susuyorlar. Acının paylaşılması, yanlış yapıldığının kabul edilmesi üzerine tek söz etmiyorlar. Sadece haklı olduklarını tekrarlayıp duruyorlar” dedi. Bu, küçümsemeden daha ağır bir suçlamaydı. Mültecilere yardım için canla başla çalışan insanlara son söylenebilecek şey olan taş kalpli oldukları suçlaması yapılmaktaydı.
Yeşiller partisinden olan Freiburg Belediye Başkanı Dieter Salomon ise, “Olay, zanlı bir mülteci olduğu için daha kötü olmuyor” açıklamasını yaptı. ‘Kötü’, nerede kullanılacağı belirlenmemiş göreli bir kavram. Öksürük de savaş da kötü olabilir. Bazı insanlar için mülteciler tarafından işlenen bir suç aynı suçu bir Alman işlediğinden daha ‘kötü’ olabilir. Bazıları ise Almanların böyle bir suç işleyebileceğini akıllarına bile getiremeyecek durumdadırlar.
Freiburg’daki cinayet, zanlının yakalanması ve bir mülteci olduğunun ortaya çıkması sonrası ülkeyi ilgilendiren bir olay haline getirildi. Özel bir olaydı, çünkü aynı şehirde üç hafta sonra insanları korkuya sokan yeni bir cinsel şiddete dayalı cinayet gündeme gelmişti. Ancak dikkat çekici olan, kadınlara yönelik şiddetin zanlı mülteci olduğunda hak ettiği değeri alması, önlem çağrıları yapılması, aileyle empati kurulması boyutuna yükseltilmesiydi.
Federal Kriminal Dairesinin kasım ayı sonunda yayınladığı istatistiklere göre 2015 yılında cinsiyete dayalı 127 bin 500 şiddet olayı kayıtlara geçti. Bunlar yaralama, tecavüz, taciz, tehdit, stalking (sürekli takip), öldürmeye teşebbüs ve öldürmesiydi. Zanlı erkekler, Alman, göçmen ve mülteciydi. Kurbanların yüzde 82’si kadın, zanlıların yüzde 72’si de Alman pasaportu sahibi erkekti. Bu sayılar, suç işleyen göçmen ve mültecilerin aklanması için değil, aralarındaki Almanların çokluğunun gözlerden gizlenmesini engellemek açısından önem taşıyor. Gösteriyor ki kadına yönelik şiddet sadece mültecilerin işlediği bir suç değil.
2015 yılında Almanya’da 331 kadın eşleri tarafından öldürüldü. Hemen hemen her gün bir kadın öldürüldü. Her akşam haberleri dinlediğimizde haklı olarak kadına yönelik şiddetin salgın haline geldiği bir ülkede yaşadığımız duygusuna kapıldık. (Buraya ayrımcılık yapmamak için 2015 yılında 84 erkeğin eşleri tarafından öldürüldüğünü de ekleyelim.)
Kadına yönelik şiddet eğer bir erkek sadece eşini öldürdüyse televizyonların ana haber programlarında yer almıyor. Haber olması için erkeğin cinnet geçirip birkaç kişiyi birden öldürmesi gerekiyor. Federal Kriminal Dairesinin (BKA) raporu da pek de ilgi çekmeyen şiddet istatistiği olarak değerlendirildi, medyada ilgi görmedi, ARD’nin haber programında ise belki de kanala yönelik son eleştirilere bağlı olarak küçük bir haber olarak yer aldı. Maalesef yer almasaydı da kimse hesap sormaz, kadın kurbanlarla empati kurulmadığı, önlem alınmadığı suçlamasını yapmazdı.
(Çeviren: Semra Çelik)