Bir yılbaşı kutlamasının bilançosu

Köln’de 2016 yılbaşı kutlamasında yaşananlar aradan bir yıl geçmesine rağmen ülke gündemindeki yerini korudu. Bir yıl boyunca her fırsat bulundukça mültecilerin kadınlara yönelik saldırıları, ülkenin görüntüsünü değiştirdikleri ve ‚hoş geldin‘ kültürünü istismar eden nankörler olduğu konuşuldu. Irkçılık kışkırtıldı ama buna karşı kadınların inisiyatifiyle ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe hayır kampanyaları da başlatıldı.

Köln’de ne olmuştu?

Geçtiğimiz yılbaşı gecesi Köln Merkezi Tren İstasyonu önü ve yanındaki Domplatte’de kadınlar, orada toplanan erkekler tarafından taciz edildi, paraları, cep telefonları, vb. çalındı. Birkaç hafta içinde 513’ü cinsel suç olmak üzere 1222 suç duyurusunda bulunuldu. Cinsel suçlar kapsamına tecavüz, elle ve sözle cinsel taciz girmekteydi.

Polisin verdiği bilgiye göre olaylar akşam 21.00’de başladı. İstasyonun arkasındaki otobüs terminali önünde önce 400 olan erkek sayısı ilerleyen saatlerde 1000’e çıktı. Eğlenmekte, içki içmekteydiler. Bazıları çevrelerindeki kalabalığı hedef alarak havai fişek atmaya başladı. Yine polisin verdiği bilgiye göre, ‚utanmazca davranmaktaydılar‘, saldırgandılar, uyarılara kulak asmıyorlardı. Polis gelişmeleri kontrol altında tutmak için istasyona girişi engelledi ve alanı boşaltmaya çalıştı. Sabaha karşı saat 04.00’de ortalık sakinleşmişti.

Zanlılar kimdi?

Kurbanların, görgü tanıklarının ve polisin ifadelerine göre zanlıların çoğunluğunu Arap ve Kuzey Afrikalı erkekler oluşturmaktaydı. Aralarında mültecilerin olup olmadığı uzun süre açıklığa kavuşturulamadı. Köln Belediye Başkanı Henriette Reker, 5 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısında, zanlıların arasında mültecilerin olduğuna dair kanıt olmadığını söyledi. Ancak bir gün sonra polis sendikası tarafından yapılan açıklama bunun tam tersini iddia etmekteydi. Şimdiye kadar zanlıların ezici çoğunluğu yakalanmadı, bilinmez kaldı. Savcılık tanınmayan 822 zanlıya karşı dava açtı. Bunların 372’sinin cinsel suç işlediği iddia ediliyor. Davaların büyük çoğunluğu soruşturmanın sürdürülememesi nedeniyle durduruldu.

Kaç kişi mahkum edildi?

Yapılan suç duyuruları dikkate alındığında çok az kişinin mahkum edildiği görülür. Köln Emniyeti, yılbaşı akşamı işlenen suçu organize suç olarak değerlendirdi. Nisan ayında 19 yaşındaki bir Faslı, baş suçlu ilan edilerek Bodensee’de yakalandı. Toplam 333 suçlu isimleriyle tespit edildi, bunlardan 35’ine karşı dava açıldı. Davaların çoğu hırsızlık nedeniyle açılmıştı. 24 kişi mahkum edildi, bunlardan 18’i de cezalarını çekmeye başladılar.

Zanlıları tespit edilmiş olan davaların 80’i yeterli kanıt olmadığı için durduruldu, 29 dava da suçluların yeri tespit edilemediği için kapandı.

Şubat ayı sonunda hırsızlık iddiasıyla ilk üç zanlı mahkemeye çıkarıldı. 23 yaşındaki bir Faslı mülteciye 6 ay hapis cezası verildi ama cezası ertelendi. Suçu bir kadının elinden cep telefonunu gasp etmesiydi.

Olayın politik sonuçları neydi?

Olaydan hemen sonra Köln Emniyet Müdürü Wolfgang Albers eleştirilerin odağına yerleştirildi. Bunun nedeni polisin yetersiz kalması değil, 1 Ocak’ta Köln’de yılbaşı kutlamalarının olaysız geçtiği ile ilgili bir basın bildirisi yayınlamasıydı. Merkezi Tren İstasyonu çevresindeki olaylar gün be gün ortaya çıkmaya başlayınca polise yönelik suçlamaların da ardı arkası kesilmedi. En büyük suçlama, polisin zanlıların çoğu göçmen olduğu için olayları görmezden/göstermezden geldiğiydi. 8 Ocak 2016’da Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti İçişleri Bakanı Ralf Jaeger, Köln Emniyet Müdürünü görevden azletti. Albers karara itiraz etmedi ama hala kendisinin günah keçisi yapıldığı düşüncesinde olduğunu belirtiyor. Eyalet Parlamentosu’nda polisin yetersizliği, yanlış bilgi vermesi sert tartışmalara neden oldu, muhalefet İçişleri Bakanı’nın da istifasını istedi ama Jaeger hala görevde.

Olayın toplumsal açıdan en önemli sonucu ırkçıların gelişmeleri göçmen ve mültecilere karşı kışkırtmak için kullanmalarıydı. Köln ve Düsseldorf başta olmak üzere değişik şehirlerde mültecilere karşı öz savunma grupları kuruldu, mülteci avı başlatıldı, defalarca eylem yapıldı.

Buna karşı ırkçılık karşıtı hareketler de kadın hareketlerinin öncülüğünde ‚hem ırkçılığa hem de cinsiyetçiliğe karşıyız, kadınlara yönelik şiddet göçmen ve mülteci erkeklerle başlayan bir olay değildir‘ başlıklı güçlü kampanyalar başlattılar. Irkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı eylemler, salon toplantıları düzenlendi. Gelişen bu hareket, Federal Hükümet’in ‚Hayır Hayır Demektir!‘ diye ifade edilen yasayı kabul etmesine yol açtı.

Köln’ün çıkardığı sonuçlar ne oldu?

Belediye Başkanı Reker’in sert eleştiriler alan kadınlara erkeklerden bir kol boyu uzak durmalarını, kalabalık yerlere girmemelerini önermesinin dışında bu yılın yılbaşı kutlamalarıyla ilgili alınan kararlar şunlar: Yılbaşı akşamı 1500 polis görev yapacak. Buna ek olarak 800 sınır koruma polisi eyalet ve şehirde güvenliği sağlamak için dolaşacak, 600 özel güvenlik görevlisi de belediye tarafından görevlendirilecek. Ayrıca tren istasyonu ve çevresinde havai fişek atışı yasaklandı. (YH)


Kadına şiddet ırkçılığa alet ediliyor

Federal Kriminal Dairesi, geçen yıl 331 kadının cinsel şiddetin kurbanı olarak öldürüldüğünü, binlerce kadının tecavüze uğradığını ve suçluların yüzde 72’sinin Alman pasaportlu kişiler olduğunu açıkladı. Buna rağmen Freiburg ve Bochum’daki olaylardan yola çıkarak kadına yönelik şiddetin göçmen ve mülteci erkeklerin sorunu olduğu tartışmaları alevlendirildi. Yılbaşı akşamının yaklaşması ise öz savunma gruplarının tekrar toplanmasına ve bir nevi mülteci avına çıkmaya hazırlanmasına yol açtı. (YH)