Suriye’de ana sorumlu ABD

Rusya Halep’e hava saldırısı ve BM Güvenlik Konseyi’nde bu konudaki kararları veto nedeniyle sert eleştirilerle karşı karşıya. Ancak Ortadoğu uzmanı Prof. Dr. Günter Meyer (*) Suriye’de halkın kötü durumunun asıl sorumlusunun ABD olduğunu söylüyor, “Almanya’nın hiçbir müdahale gücü yok.” diyor. ZDF televizyonunda yayınlanan röportajı özetleyerek okuyucularımıza sunuyoruz.

World Vision yardım örgütü Halep’teki durumu Berlin’in 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki durumuna benzetiyor. BM, Halep’te insanlığın sekteye uğradığından söz ediyor. BM Genel Sekreteri; ‚Hepimiz Suriye’deki insanları yalnız bıraktık.‘ diyor. Suriye konusunda yapılan yanlışlar neler?

Dünya Suriye’de birçok yanlış yaptı ama önemli olan kimin hangi yanlışı yaptığını söylemek. Bu konuda ana sorumlu ABD’dir. NATO generali Wesley’in verdiği bilgiye göre ABD Hükümeti, daha 11 Eylül saldırıları sonrası yani 2001’’de ABD karşıtı olarak nitelediği, aralarında Irak, Libya ve Suriye’nin de bulunduğu, 7 ülkede rejim değişikliği yapmayı planladı. 2005 yılından bu yana bunun koşullarını yaratma çabasına girdi. Bu kapsamda Esad rejimine karşı sayısız medya üzerinden propaganda eylemleri yapıldı, Suudi Arabistan ve İsrail’le birlikte terörist gruplardan oluşan bir ordunun finansmanı üstlenildi. Tanınmış gazeteci Seymour Hersh’in 2007’de deşifre ettiği gibi bu askerler Şam ve Tahran’daki rejimlerin yıkılması için kullanılacaklardı.

2011’de Suriye savaşı başladı. Burada yapılan yanlışlar neler?

Batı, özellikle ABD, isyancı cihatçıları silahlandırdı ve kısmen askeri eğitimlerini üstlendi. Materyal ve personel taşınması esas olarak Türkiye aracılığıyla yapıldı. Parasal destek ise ağırlıklı olarak Suudi Arabistan ve Katar tarafından üstlenildi. Suudi Arabistan, Suriye’de radikal İslamcı bir hükümet kurulması için Selefileri destekledi. Cihatçılar için Halep’i ele geçirmek çok önemli bir adımdı.

ABD’yi bir yana bırakırsak Halep’teki durumda Rusya’nın sorumluluğu ne?

Rusya’nın 2015 Eylül ayındaki askeri müdahalesi olmasa cihatçılar sadece Halep’i ele geçirmekle kalmazlar, Esad rejimi de çökertilirdi. Böylece Esad karşıtları ABD önderliğinde istedikleri rejim değişikliğini gerçekleştirmiş olurlardı ama iktidara El Kaide’ye bağlı Nusra Cephesi ve ABD önderliğinde uluslararası ittifakın mücadele ettiğini söylediği IŞİD gibi aşırı İslamcılar gelirdi. İşte böyle bir terör rejiminin Esad’dan daha iyi olduğunu düşünenler Putin’e bunu engellediği için kızabilirler.

Yani Esad’sız olmaz mı diyorsunuz?

Şimdilik Suriye’de Esad’dan başka işleyen bir devlet düzenini sağlayacak kimse yok. Ayrıca halkın yarısından fazlasının Esad rejimini desteklediği de açık. Sadece Hristiyanlar, Aleviler ve Şiiler gibi Sünni kökten dinciler iktidar olsa yaşam hakları kalmayacak olanlar değil. Bilindiği gibi Cihatçılar hala “Hristiyanlar Beyrut’a, Aleviler mezara” demeyi sürdürüyorlar. Şehirlerde yaşayan orta tabaka Sünniler de Esad’ı destekliyor.

Ilımlı mücahitler ne durumda?

ABD sürekli olarak ılımlı mücahitleri desteklediğini söylüyor. Halbuki bu gruplar artık herhangi bir rol oynamıyorlar. ABD tarafından silahlandırılıp askeri olarak eğitilenlerin büyük bir kısmı daha fazla para kazandıkları için radikal cihatçılara geçtiler. Böylece ABD, 2003 yılında Irak’ı işgal ederek IŞİD’in ortaya çıkmasının koşullarını yaratmakla kalmadı, askeri haber alma teşkilatı (DIA) eski başkanı Michael Flynn’ın belirttiği gibi bilinçli olarak IŞİD’in yaygınlaşmasını destekledi. Bu, ABD Hükümeti’nin bilerek, isteyerek yaptığı bir şeydi. 2012 yılında bu terör örgütünün ne denli tehlikeli olduğu onlar tarafından da fark edildi ama Esad’ı düşürmek esas hedef olduğu için görmezden gelindi.

BM önderliğinde ortak bir çözüm için Rusya’nın ikna edilmesi zorunlu. Batı hangi diplomatik araçlarla Rusya‘yı ikna edebilir?

Tüm diplomatik girişimler Batı’nın Suriye’nin ülke içinde hiçbir gücü olmayan dış muhalefetini muhatap alması nedeniyle başarısız oldu. Halbuki Esad Suriye içi bir diyalog sürdürülmesini talep ediyor. Bu konu ABD Dışişleri Bakanı Kerry ile Rusya Dışişleri Bakanı Lawrov arasındaki son görüşmelerin de gündemindeydi. Politik bir çözüm hedefli Suriye içi diyalog, barış için bir şans olabilir(di). Ancak bunun başlatılması için son askeri başarılarıyla ülkede en güçlü pozisyona erişen Esad’ın tüm koşullarının kabul edilmesi gerekir(di).

Avrupa’nın insani açıdan yaptığı hata neydi?

Suriye’deki Hristiyan din adamlarının çoğunun söylediği gibi AB’nin insani açıdan en büyük hatası yaptırım kararlarıydı. Bu yaptırımlarla Suriye halkının her konuda ama en fazla ilaç temini konusunda durumu çok kötüleşti.

İleriye bakarsak; Suriye’deki durumu düzeltmek için neler yapılması gerekli ve bu konuda Batı’nın rolü ne?

Güncel durumda bölgede en güçlü olan ABD ama hükümet değişikliği olacağı için o da şu an birşey yapacak halde değil. Trump, rejim değişikliği hedefli önceki politikanın sürdürülmeyeceğini açıkladı. Hedefini IŞİD ve diğer terör gruplarına yönelik mücadeleyi güçlendirmek olarak belirtti. Bu, Şam açısından şimdiye kadarki en önemli karşıtının geri adım atması, teröristlere karşı birlikte mücadele edilme şartlarının doğması anlamına geliyor. Bu gerçekleşirse kazanan Esad olur(du) ancak Trump’un seçim kampanyasında verdiği sözleri tutup tutmayacağı bilinmiyor.

Suriye’deki durumun düzelmesi için Almanya ne yapabilir?

Avrupa, en güçlü militarist aktörleri olan Fransa ve İngiltere ile birlikte sadece tali bir rol oynuyor. Kararlar Washington’da alınıyor. Almanya ise Suriye hava sahasında keşif uçuşları yapmak gibi yardımcı fonksiyon üstlenmiş durumda. Yani pratikte Almanya’ya veya Suriye’nin komşu ülkelerine sığınmış olanlara yaptığı insani yardım dışında Suriye’de hiçbir etkisi yok. Bu konuda hükümetin Halep’e yönelik BM yardımlarını destekleme, yaygınlaştırma kararı sevindirici. Suriye’nin yeniden inşasını sağlamak için Berlin’de bir çalışma grubunun oluşturulması da olumlu bir karar. Bunun ne zaman başlayacağı ise meçhul…

Esad’la ortak hareket edenlere gelirsek, Rusya ve diğer Esad müttefikleri durumun en kısa zamanda iyileşmesi için neler yapabilirler?

İki yol var; Esad’a askeri destek vererek tüm ülkenin geri alınmasını sağlayabilirler. Halep’te durumun tamamen düzelmesinden sonra IŞİD’den kurtarmak için Şam’ın güneyindeki İdlib’e yoğunlaşmak gerekir. İkinci yol ise barışçıl bir çözüm için Suriye içi görüşmelerin başlatılmasıdır. ABD’nin tekrar ‚ılımlı mücahitlere‘ silah göndermeye başlaması maalesef bunun önünde büyük bir engel.

Çeviren: Semra Çelik

(*) Mainz Johannes-Gutenberg Üniversitesi’nde Arap Ülkeleri Araştırma Merkezi müdürü olan Prof. Dr. Günter Meyer, aynı zamanda AB içinde Avrupa Ortadoğu Araştırmaları Bölümü başkanı. Meyer uzun zamandan beri Suriye’deki ekonomik, politik ve toplumsal gelişmeleri araştırıyor.