Trump, Rusya ve Doğu Avrupa

YÜCEL ÖZDEMİR

Dünya, adeta ABD’nin Yeni Başkanı Donald Trump’ın görevi devralacağı 20 Ocak’a kilitlenmiş durumda. Her ülke kendisini Trump’lı döneme hazırlamaya çalışıyor.

Seçimlerden önce ırkçı, cinsiyetçi ve milyarder Trump’a şans tanımayıp, gelecek planlarını Hillary Clinton’a göre yapanlar hızla viraj almanın, Trump’a yatırım yapanlar ise önümüzdeki dört yıl içinde bunun meyvesini toplamanın derdinde. Ama bütün bu tartışmalar içerisinde gelecek açısından en dikkat çekici ve önemli olan Trump ve ekibinin “Rusya politikası”nın nasıl olacağıdır.

ABD emperyalizminin yarım asırdan fazla bir süredir izlediği Sovyetler Birliği’ni yıkma, varisi Rusya’nın etkisindeki bölgeler ve ülkeleri ele geçirme, Rusya’nın kendisini ise önce çevreleme sonra kontrol etme şeklindeki temel stratejik dış politikası devam mı edecek, yoksa değişecek mi?

Trump’ın seçim kampanyası sırasında söyledikleri ve oluşturduğu kabineye bakılırsa, kimin başkan olacağından bağımsız olarak, değişmez devlet politikası haline gelen Rusya’yı çevreleme stratejisi, bugüne kadar olduğu gibi gibi devam etmeyecek. Yine söylenenlere bakılırsa restleşme, hesaplaşma ve gerilim yerine karşılık kazanma ve diyalog dönemine girilecek.

Hal böyle olunca Rusya ve Putin, ABD için sadece bir dış politika sorunu değil, aynı zamanda bir iç politika haline gelmiş durumda.

Rusya’ya karşı, Soğuk Savaş yıllarında SSCB’ye karşı izlenen politikanın aynısının izlenmesi savunan Cumhuriyetçiler içindeki Neocon aktörler, her fırsatta Trump’ın izleyeceği politikadan rahatsızlık duyduklarını ifade ediyorlar.

Dün de, bu aktörlerden birisi olan McCain’in istihbarat örgütlerine, Trump-Rusya ilişkilerini  içeren önemli belgeler sunduğu ortaya çıktı.

Görünen o ki; Cumhuriyetçiler ve Demokratlardan bağımsız olarak ABD’nin emperyalist paylaşım mücadelesinde Rusya’ya dair belirlediği “derin stratejisi”nin Trump ve ekibi tarafından değiştirilmesi pek mümkün olmayacak. Gerçekten bu stratejiyi değiştirmeye kalkması durumunda içerideki hesaplaşmanın şiddetleneceği, Trump’ın dört yılını doldurmadan havluyu atmak zorunda kalabileceği ihtimali de hiç az değil.

Zira, emperyalist ülkeler arasında süren paylaşım mücadelesi adeta bir eşikte bulunuyor. Bu eşiği geçenler rekabette var olmaya devam edecek, geçemeyenler paylaşım sürecinin dışında kalacak.

Rusya’nın son hamlesiyle Suriye’deki pazarlık masasının dışına itilen, belirleyici bir aktör olmaktan çıkarılan ABD, şimdi kendisini hissettirmek için rotayı yeniden Doğu Avrupa’ya çevirmiş görünüyor. Kısa bir süre önce Doğu Avrupa ülkelerini ziyaret eden McCain, Doğu Avrupa ülkelerini silahlandırmaya devam edeceklerini söylemişti. Zira Ukrayna üzerinde ABD-AB-NATO ile Rusya arasında süren savaş ve egemenlik mücadelesi halen bitmiş değil. Her an patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor.

Bu nedenle Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasına günler kala ABD ordusunun Almanya üzerinden Doğu Avrupa ülkelerine yaptığı çıkarma, aynı zamanda Rusya’yı çevreleme stratejisinin olduğu gibi devam edeceği anlamına geliyor.Junge Welt’in yazdığı gibi “Savaş makinesi yürüyor” (09.01.2017).

Trump’ın Putin’e “diyalog mesajları”nın tartışıldığı bir dönemde ABD, Rusya’nın batı komşularına tarihinin en büyük askeri çıkarmasını yapıyor.

Alman basınında bir kaç gündür yer alan haberlere göre, geçen hafta çarşamba gününden bu yana Kuzey Almanya’daki Bremenhaven Limanına yanaşan ABD gemileri 2 bin 500 parça savaş malzemesi indirdi. Bunlar arasında 446 panzer, 907 değişik tipte savaş aracı bulunuyor.

Alman demir yolları ve değişik özel araçlarla savaş mal-zemeleri Polonya, Litvanya, Letonya ve Estonya’ya nakledilmeye başlandı. Nakil işlemi Trump’ın göreve başlamasından dört gün önce tamamlanacak. 4 bin 200 ABD askeri Doğu Avrupa ülkelerine gelmek için gün sayıyor. 250’si Polonya’ya geldi bile…

Bunu Trump göreve başlamadan ordunun Doğu Avrupa’ya yerleşmesi olarak okumak da mümkün.

Rusya’ya karşı çevreleme hareketine ev sahipliği yapacak ülkeler son bir kaç yıldır Almanya, Fransa ve ABD tarafından hızla silahlandırıldı. Şimdi de NATO şemsiyesi altında Rusya’ya karşı mücadele etmeye hazır olduklarını ilan ediyorlar.

En son NATO’nun “Kuzey Kanadı” olarak bilinen Doğu Avrupa ve İskandinavya ülkelerinden 17 üst düzey emekli ve aktif siyasetçi, Trump’a hitaben kaleme aldıkları mektupta Rusya ile diyaloğun NATO’yı zayıflatacağını, yeni savaşlara yol açtığını ileri sürerek, Rusya ve Putin’e yaklaşımını gözden geçirmesini istediler.

Özetle, Trump döneminde ABD-Rusya ilişkilerinin nasıl bir seyir izleyeceği tartışması sürerken, ABD Doğu Avrupa üzerinden Rusya’yı çevreleme hamlesini sürdürüyor. Hem de Almanya’nın büyük desteğiyle…