‘Siber Rusya’ korkusu Avrupa’yı da sardı

Yücel ÖZDEMİR
ABD’de Donald Trump’un seçilmesinden sonra alevlenen “Rusya tartışması” diğer ülkelere de yayılıyor. Rusya’nın Almanya seçimlerine “siber etkide bulunmaması” gerekçesiyle şimdiden önlemler alınmaya başlandı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 40 yıldan fazla bir süre boyunca Sovyetler Birliği korkusuyla yaşayan batılı kapitalist ülkeleri, şimdi de artık kendileri gibi kapitalist bir ülke olan Rusya korkusu sarmış durumda. 8 Kasım’da ABD yapılan seçimlerinden radikal-sağcı milyarder Donald Trump’un sürpriz şekilde birinci çıkmasında Rusya’nın rolünün olduğunun iddia edilmesinin ardınan, benzer bir durumun bu yıl Fransa ve Almanya’da yapılacak seçimlerde de olabileceği ileri sürülüyor.

ALMAN İSTİHBARAT RAPORU

Rusya lideri Viladimir Putin’in Trump ve Avrupa ülkelerindeki sağcı-faşisit liderlerle bağlantı içinde olduğu ve bu kesimleri destekleyerek AB-ABD ittifakını bozabileceği iddiası gündemde. Almanya’da Başbakanlık Dairesi tarafından dış istihbarattan sorumlu Federal Haberalma Teşkilatı (BND) ve iç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) tarafından ortaklaşa kurulan ‘Psikolojik Operasyonlar-PsyOps” adlı çalışma grubuna hazırlatılan bir rapora göre, Rusya önümüzdeki dönemde AB ülkeleri üzerinde daha etkili olmaya çalışacak.

Buna dayanak olarak iki örnek gösterildi. Birincisi Rusya’nın 2015’te Alman meclisine yönelik hacker saldırısı düzenlemesi iddiası, ikincisi de 13 yaşındaki Rus-Alman kız çocuğu Lisa’nın kaçırılması. Lisa kaçırıldıktan sonra Alman güvenlik birimleri, kaçıranları “Güney Avrupa” görünümlü kişiler olduğunu ileri sürmüş ancak bunun Rusya tarafından yalanlandığına dikkat çekilerek, Rus itihbaratın Almanya üzerinde etkili olduğu belirtilmişti.

Der Spiegel tarafından bir bölümü haberleştirilen istihbarat örgütlerinin raporunun ne kadarının hükümet tarafından yayınlanacağı ise merakla bekleniyor.

Almanya’da hükümet ve istihbarat örgütleri şimdiden Eylül ayında yapılacak genel seçimlerde Rusya’nın müdahalesini engelleme adına şimdiden güvenlik önlemleri alınmaya başladı.

SİBER SALDIRI, 5. MADDEYE Mİ EKLENİYOR?

Söz konusu raporda AB’nin yanı sıra NATO’nun da, Rusya’nın NATO üyeleri üzerinde etkili olmasından endişe ettiğine yer veriliyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya’nın siber saldırılarla üye ülkeler üzerinde etkili olduğunu söyleyerek, önlem almak için çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

Ayrıca AB ve NATO’nun birlikte Rusya’nın propaganda çalışmasına karşı birlikte hareket edeceği belirtiliyor. Özellikle Doğu Avrupa’daki otoriter hükümetler, Rusya’ya aynı yöntemle yanıt verilmesini istiyor.
Bu çerçevede özellikle internet güvenliği konusunda geçen yıl Ağustos ayında imzalanan “İnternet Ağı ve Bilgi Sistemi” (NIS) yönetmenliğinin güvenlik açısından gündeme getileceği belirtiliyor. Yönetmenliğin 2018 yılına kadar bütün AB üyesi ülkeler tarafından onaylanarak yürürlüğe konulması bekleniyor.

NATO ise siber saldırılarını 5. Madde kapsamına almayı planlıyor. 5. maddeye göre herhangi bir NATO üyesi karadan, denizden ve havadan saldırıya uğradığı takdirde bu bütün NATO ülkelerine yapılmış sayılıyor ve karşı savaş nedeni olarak sayıyor. NATO şimdi bunlara bir de siber yoluyla yapılan saldırıları eklemek istiyor. ABD seçimlerine Rusya’nın müdahale ettiği kesin olarak kanıtlandığı takdirde bu değişikliğin rahatlıkla yapılabileceği belirtiliyor.

RUSYA’YA KARŞI SERT POLTİTİKA DEVAM EDECEK

Uluslararası politikada Batılı emperyalist ülkelerle ciddi bir rekabet içinde olan Rusya, giderek daha fazla batılı ülkenin iç politika meselesi haline geliyor. İçeride güç toplamak isteyen, özellikle sağcı partiler, Rusya’ya yaklaşımın yanlış olduğunu söyleyerek sistemin asıl partilerini sıkıştırmaya çalışırken, sistem partileri de bu partileri otoriter Putin işbirlikçisi olmakla eleştiriyorlar.

Bu propagandanın, sistemin temel partilerine ve adaylarına oy getirmediği ABD’de görüldü. Benzer şekilde diğer ülkelerde de etkili olması beklenmiyor.

Zira asıl önemli olan artan ve ağırlaşan sorunlar konusunda bugüne kadar pek çok kez hükümete gelen partilerin yeni bir şey söyleyememesi.

Bu nedenle ABD’den başlayarak batılı kapitalist ülkelerdeki “Rusya tartışması” ya da “Rusya fobisi” asıl olarak bu ülkelerde yaşanan toplumsal hareketlenmeler ve sistemin asıl partilerinin güç kaybetmesinden kaynaklanıyor.

Sovyetlerin yıkılmasıyla artık rakipsiz şekilde dünyaya istedikleri gibi egemen olacakların hesaplayan batılı ülkeler şimdi Rusya hayaletiyle yatıp kalkıyor. Bu nedenle gelecekte Rusya’ya yönelik daha sert bir söylemin gündeme gelmesi mümkün.