Toplu taşımacılığın özelleştirilmesinde Ver.di’nin rolü

BÜLENT BOZKURT

Baden Württemberg’in kuzeybatısında bulunan Pforzheim kentinde toplu taşımacılıkta (SVP-Belediye otobüsleri) 250 çalışan, bu yıl ocak ayından itibaren işini kaybedecek. Bazı çalışanlar ise yeni bir iş sözleşmesi ile Alman Demiryolları’na bağlı SüdwestBus adlı şirkette işlerine devam edebilecek. Yeni işyerinde dayatılacak olan sözleşmeyle işlerine devam etmek isteyenler 600 Euro daha düşük ücret alacak. Bir bölümü ise büyük ücret kaybı ile belki küçük otobüs şirketlerinde işe başlayabilecek.

SüdwestBus şirketinin tüm otobüs ağını 2017’den 2026 yılına kadar devralması, Pforzheim kamu toplu taşımacılığının tamamen özelleştirilmesi ve bu zaman dilimi içerisinde de kısmen özel olan işyerlerinin imhası anlamına geliyor.

Yaklaşık 120 bin nüfuslu Pforzheim ilinde bugün SVP tarafından işletilen 16 otobüs hattı bulunuyor. 2005 yılına kadar SVP’nin tek yetkilisi ve sahibi belediye iken 2006 ile 2013 yılı sonlarına kadar önce kısmen özelleştirilip daha sonra tümü tekrar belediye tarafından devralınan Almanya’nın ilk büyük kamu toplu taşımacılık şirketi unvanına sahipti.

EL ELE ÖZELLEŞTİRMEYE BAŞLADILAR

Gelişmelerin arka planında yatan nedenler, 90’lı yılların başında Avrupa Birliği kamu toplu taşımacılığı alanında da liberalleştirme adına özelleştirme dalgası başlatmıştı ve bu 2000’li yıllarda hayat bulmaya başladı. Belediyeler kendine ait olan toplu taşımacılık kurumlarını (ÖPNV) yine kendine ait şirketler kurarak özelleştirdiler.

Geçtiğimiz yıl şubat ayında SüdwestBus-Regionalbusverkehr Südwest GmbH (RVS) ye, Karlsruhe bölge yönetimi tarafından işletme onayı verildiği bildirilir. Belediye’ye bağlı SVP’nin yok edilmesi çalışanların işlerini kaybetmesi anlamına gelen bu karara karşı, SVP çalışanları iki ay sonra 11 gün sürecek bir greve çıkarlar. SVP’nin yönetim ve denetleme kurulunda üyesi bulunan Ver.di Sendikası, aynı döneme denk düşen ve 2 milyonun üzerinde federal ve belediye çalışanlarını kapsayan TİS tartışmalarının ortasında bulunmasına rağmen olaya karşı birkaç ıslıklı protesto düzenleme ile sınırlı tutar.

Sonuçları hepimizin de takip edebildiği gibi; ÖPNV’lar da onbinlerce işyerinin yok olması, ücretlerin düşmesi, çalışma koşullarında yaşanan kötüleşme, hızlı çalışma, yolcu taşımacılığında ‘kar getirmeyen’ hatların ya sınırlandırılması ya da tamamen kaldırılması oldu.

Kamu sektörü ile nakliye şirketleri arasında yapılan sözleşme sürelerinin bitiminin ardından AB-hukukuna göre toplu taşımacılığın işletimi için yeni ihale açılır ve ihaleyi en uygun teklifle alan şirket için eski iş- ve TİS anlaşmaları geçerliğini yitirir.

LOBİ ÇALIŞMASI SÜRDÜRDÜLER

Tabi aynı Ver.di Almanya’da ÖPNV-pazarını yabancı rakip şirketlerden korumak ve var olan ÖPNV-şirketlerini güçlendirmek için Alman Ulaştırma Şirketleri Derneği, ÖPNV-Şirketleri’nin yanı sıra Avrupa’daki taşımacılık sendikalarının çatı örgütü olan Avrupa Taşıma İşçileri Federasyonu (ETF) ile birlikte yıllardır Brüksel’de lobi çalışması yürüttü. Bu çaba, bu alanda AB yönetmenliğinin yeni düzenlemesinin yürürlüğe girmesine vesile oldu. Bu bir ihale prosedürünün gerçekleştirilmesinin yanı sıra ‘piyasaya odaklı doğrudan temin’i de imkanlı kılıyor.

Böyle bir ‚doğrudan temin‘ belediyelere kendi istedikleri şirketlere, genelde kendi ellerinde bulunan özel şirketlerine işletme lisansı önceliği verirken, diğer taraftan işbirlikçi sendika da içeride çalışanların ve işletmenin piyasaya uygun hale getirmesi ‘pazar odaklı’ olması için bir hayli zaman kazanıyor. Tabi ki, piyasa odaklı hale gelmenin karşılığı ücretlerin düşürülmesi ve çalışma koşullarını kötüleştirilmesi demektir.

Pforzheim’da yaşananlar, ne açık ihale, nede ‘doğrudan temin’ durumudur.

2013 yılı başlarında yürürlüğe giren CDU/CSU, SPD, FDP ve Yeşiller tarafından toplu taşımacılık yasasında gerçekleştirilen zorunlu değişiklik Ver.di Sendikası’nın tercih olarak gösterdiği AB-Yönetmenliğini baltalıyor. Buna göre hatların kullanım hakkı elde edecek şirketlerin yeni işletim hakkı için başvuracak aday, kamu sübvansiyonları almadan, tamamen kendi imkanları ile yolcu taşımacılığını finanse edebilecek ve taşıyacak durumda olması durumunda işletim hakkı elde edebiliyor.

BU SADECE BİR BAŞLANGIÇ

Deutsche Bahn Regio sözcüsünün WirtschaftsWoche dergisine verdiği bir demeçte ‘Pforzheim bize yol göstericidir‘, ‚nerede kar getirisi olan fırsat ortaya çıkarsa orada teklif sunmaktan geri durmayacağız’ dediği yer aldı.

Bu durumun gerçekten de model karakteri bulunuyor, kamu şirketlerinin dışlanması ile Deutsche Bahn AG Pforzheim’da Otobüs ağının tam özelleştirilmesini sağlayarak ele geçirdi.

Bugün 10’a yakın orta büyüklükteki şehirde adaylar, Pforzheim’daki anlaşmaya atıfta bulunarak, kamuya ait personel toplu taşımacılık işletme hakları olduğu iddiasında bulundu.

Deutsche Bahn AG’nin gerçi Hidelsheim ilçesinde başvurusu başarısız oldu. Burada aynı başvuruyu belediye şirketi teklif ederek işletme hakkını kazandı.

Belediye şirketinin burada işletme hakkını alması için başvurusunda koşul ve şartları güvence altına alması gerekiyordu. Ver.di burada yürüttüğü aylar süren müzakere sonucunda, ücretlerin düşürülmesi ve büyük bir rasyonalizasyon programının kabulü ile bunu ancak sağlayabildi.

VER.Dİ ÇALIŞANLARI GÖZETMİYOR

Ver.di’nin yaptığı açıklamalara bakıldığında, gelecek üç yıl içinde büyük çoğunluğu bitecek olan ÖPNV sözleşmelerinin (genellikle 10 yıl süren) yeniden müzakere edilmesi gerektiğinden dolayı kendini baskı altında hissediyor güç ve yetki kaybından korkuyor.

Bu nedenle 17 kasım 2016 yılında Ver.di, Federal Parlamento milletvekillerine yönelik yayınladığı ve 200 Ver.di Sendikası İşyeri ve Personel temsilciliğinin imzası bulunan açık mektupta, ‚Tamamen ticari taşıma’ önceliğinin kaldırılması, en azından başvuru sahibinin kamu yönetmeliklerinde yer alan sosyal standartlara uyulması, çalışanların devralınması ve toplu sözleşme hukukuna uymasını zorunlu kılan yasal düzenlemenin yapılması talebi bulunuyor.

Ver.di mektubunda çalışanların çıkarlarını gözetmiyor: ‘Bizim işletmelerimiz geçmişte rekabet becerisini koruyabilmek için çalışanların gelirlerine ve TİS’lerine de kesintileri içeren geniş kapsamlı yeniden yapılandırma süreçlerini hayata geçirdi. Şimdi elde edilen bu yüksek verimli taşımacılık özellikle kendi finansal tekliflerden dolayı tehlike altında.’ – diye kaydediyor.

Ver.di tüm işyerlerinde gerçekleştirilen her ‘yeniden yapılandırma önlemlerini’ bizzat birlikte tasarlamış, eşlik etmiş ve hayata geçirmiştir. Federal TİS sonlandırılmış, eyaletler için yeni Eyalet Toplusözleşmeleri (TVN) ve yüzerce işletmeye özgü işyeri anlaşmalarını hazırlamış, bununla çalışanların bölünmesine, sabit ücretlerin düşmesine, yeni işe başlayanların yüzde 30’lara varan daha düşük ücretle işe başlamalarına vesile olmuştur. Bunların hepsini özelleştirmelere karşı durmak için yapılan hazırlık olarak adlandırdı.

VER.Dİ ŞİRKETLEŞİRKEN KENDİNİ GÜVENCEYE ALMAYA DA ÇALIŞIYOR!

Büyük sermaye fonları karlı yeni yatırım imkanları ararken büyük şehirlerin kamu toplu taşımacılığına göz dikiyorlar. Bu anlamda Ver.di anahtar rolü oynuyor ve Almanya genelinde 130 bin taşıma işçisinin kontrolünü elinde tutmaya çalışıyor. Ver.di yöneticileri bu yeni oluşan şirketlerin denetim ve yönetim kurullarında oturuyorlar, işyeri ve personel konseylerde hakim olmakla birlikte, genellikle personel şeflerinin seçiminde de belirleyici rol oynuyorlar. Ver.di, özelleştirmeyi öyle bir tasarlıyor ki, kendi güç ve etkisini güvence altına almaya çalışıyor.