Genç işçiler geleceklerini planlayamıyor

Güvencesiz ve düşük ücretli işlerde özellikle genç işçiler çalıştırılıyorlar. Bu durum gençlerin geleceklerini planlamalarını olumsuz etkiliyor. Sürekli işini kaybetme korkusu, iş nedeniyle başka şehirlere taşınma zorunluluğu, düşük ücretler vb. gençlerin sağlıklı ilişki kurmalarının da önüne geçiyor.

Gençlerin çalışma yaşamına katılması giderek zorlaşıyor. Okul eğitimi sonrasında meslek eğitim yeri bulamayan gençlerin birçoğu “geçici” olarak süreli, kiralık vb. güvencesiz işlere başvurmak zorunda kalıyorlar. Bu yola giren gençlerin çoğunluğu tekrar meslek eğitim yeri bulmak için girişimde bulunmakta zorlanıyorlar.

DÜŞÜK VE GÜVENCESİZ İŞLERDE ÇALIŞIYORLAR

Kitlesel işsizliğin yoğun olması gençlerin meslek seçimlerini, eğitimlerini zorlaştırdığı gibi çalışma koşullarını da zorlaştırıyor. İşçi olarak çalışan 35 yaş ve altı grubundaki gençlerin beşte biri süreli iş sözleşmesine sahipler. Süreli iş sözleşmesine sahip olanların yüzde 60’ı 35 ve altı gençlerden oluşuyor.

DGB’ye bağlı Hans-Böckler-Vakfı’nın Ekonomik Sosyal Bilimler Enstitüsü (WSI) tarafından konuya ilişkin yapılan bir araştırmada, “Aile kurma döneminde olan gençlerin bu tür güvencesiz işlerde çalışmaları genel olarak yaşamlarını olumsuz etkilediği gibi aile kurma planlarını da olumsuz etkiliyor” denildi.

Süreli iş sözleşmesine sahip olanların süresiz iş sözleşmesine sahip olanlara nazaran çok daha düşük ücret aldıkları belirtilen araştırmada, “Süreli iş sözleşmesine sahip olan gençlerin, süresiz iş sözleşmesine sahip olan yaşıtlarıyla karşılaştırıldıklarında çok daha azının evlendiği evlenenlerin ise daha az çocuk sahibi oldukları görülüyor” denildi.

PLANLAR GERÇEKLEŞMİYOR

Araştırmayı hazırlayan WSI Sosyal Uzmanı Eric Seils, “Süreli sözleşmeli çalışanların süresiz çalışanlara karşı çok büyük dezavantajlarla karşı karşıyalar. Süreli sözleşmenin kendi başına sorunlu olması aynı zamanda bu tür çalışma koşullarına maruz kalanların çok büyük planlama güvencesizliğiyle karşı karşıya kalmalarına neden oluyor” diye açıklamada bulundu.

“Çoğu kez ikamet bölgesinin de değişmesi anlamına gelen iş yeri değişimi nedeniyle sağlam birliktelikleri zorlaştırıyor, imkansız hale getirebiliyor” diye konuşan Seils, “Ve tabi ki çocuk sahibi olmanın masraf anlamına geldiği için çok sayıda çift çocuk arzularını sürekli ertelemek zorunda kalıyorlar” dedi.

Meslek eğitimini bitirenlerle ve meslek yüksek okul mezunlarının meslek yaşamlarına atıldıklarında çok daha fazla bir oranda süresiz iş sözleşmesine sahip olduklarına dikkat çeken Seils, “Meslek sahibi olmayan veya üniversite bitiren gençlerde ise bu oran daha düşük, bunlar genelde süreli iş sözleşmesine sahipler. İkinci gruptaki en önemli fark üniversite mezunlarının önemli bölümü kısa bir süre sonra güvencesiz işlerden ayrılarak güvenceli ve süresiz iş sözleşmesine sahip bir şekilde meslek yaşamlarını sürdürmekteler” diye kaydetti.

GÖÇMEN GENÇLERİN DURUMU DAHA KÖTÜ

Meslek eğitim yeri bulmada büyük sorunlarla karşı karşıya olan göçmen kökenli gençler arasında süreli iş sözleşmesine sahip olanların oranının Alman kökenli gençlere nazaran çok daha fazla olduğu da araştırmayla ortaya konuldu.

15-35 yaş grubu arasındaki göçmen kökenlilerin yüzde 24.7’sinin süreli iş sözleşmesine sahip olduğunu belirten Seils, “Bu oran Alman gençleri arasında yüzde 18,7 dolayında” dedi. Göçmenlerde bu oranın ileri yaşlarda arttığına dikkat çeken Seils, göçmen gençlerin süreli iş sözleşmesi sarmalından kurtulamadıklarına söyledi.

Süreli iş sözleşmesine sahip olanların ücretlerinin de çok düşük olduğunu ifade eden Seils, 35 yaşından küçük olanların yüzde 26,2’sinin tam günlük bir işte çalışmalarına karşın net 1100 Euro’dan daha düşük ücret aldıklarını bunun bu gençlerin brüt olarak yasal asgari ücret düzeyinde ücret aldıkları anlamına geldiğini belirtti.

“Bütün bunlar insanların kişisel yaşam planlamasını iyice zorlaştırıyor. 20-34 yaş grubunda olan ve süresiz iş sözleşmesine sahip olanların yüzde 27,7’si evli. Aynı yaş grubunda olan ama süreli iş sözleşmesine sahip olanların sadece yüzde 17,4’ü evli. Bu ailelerde ise süresiz işte çalışanların yüzde 42’si çocuk sahibiyken süreli işte çalışanların ise sadece yüzde 29’u çocuk sahibi” diyen Seils, “Nüfus sorunu aynı zamanda iş piyasası sorunudur” dedi. (YH)