Emma dergisi 40 yaşına girdi

1976’da yayına başlayan kadın dergisi Emma, kuruluşunda 68 hareketinin de etkisiyle sistemle barışık değildi. Şimdi ise sistemin savunucusu olarak ırkçı eğilimli bir politika izliyor. Derginin 40. yılı vesilesiyle ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı kadınlar inisiyatifinin yaptığı açıklama özetle şöyle:

„Emma dergisi 40 yaşına giriyor. Bir zamanların sistem karşıtı kadın hakları savunucusu dergi, şimdilerde kadınları sistemin bir parçası haline getirmenin, cinsiyetçilikle mücadele etmek adına ırkçılık yapmanın bir aracı haline geldi. Bu birçok kadın tarafından şaşkınlıkla karşılandı ve „kadın özgürlüğü savunucusu Emma, nasıl oldu da bu hale geldi?“ sorusunu yöneltmelerine neden oldu? Bu soruya verilecek cevap, Emma’nın genel bir haktan kadın özgürlüğünden söz etmesi, mutluluğu ve özgürlüğü vücudu üzerinde söz sahibi, güvenlik içinde yaşayan ve ekonomik bağımsızlıkla tanımlamasıydı. Emma’nın tanımı gibi çizdiği kadın resmi de değişmezdi: örneğin baş örtülü bir kadının özgür ve bağımsız olması imkansızdı. Aynı şekilde fahişeler de zavallı, kader kurbanlarıydı ve kurtarılmayı beklemekteydiler.

Kurtarılacak kadın, savaşılacak erkek göçmenler

Bu yaklaşım erkekler için de geçerliydi: Müslüman olan tüm erkekler kadın düşmanı ve paşa, tüm Kuzey Afrikalı erkekler ise taciz ve tecavüzcüydüler. Emma bu genellemeleriyle kadın haklarını savunurken ırkçılığı körükleyen bir pozisyona geçivrdi. Ancak bu geçiş Alice Schwarzer’in 70’li yıllardan bu yana izlediği çizgiyle paralellikler taşıyor. O zamandan bu yana elit bir kadın hakları savunuculuğu yapan Schwarzer’i işçi kadının sorunlarından çok, tekel yönetim ve denetim kurullarındaki kadınların azlığı ve sorunlarıyla ilgilenmeyi tercih etti. Afganistan’ın işgaline karşı çıkacağı yerde Afgan kadınlara özgürlük götürülecek olduğunu savunarak işgali selamladı. Hümanistler bile mültecilere kapıların açılmasını savunurken o, gelenlerin çoğunun genç erkek olması nedeniyle kabul edilmemesinden yana tavır aldı. Emma’ya göre onun çizdiği şemaya uymayan kadın ve erkekler ya kurtarılması ya da yok edilmesi gerekenlerdi. Emma’yı eleştirmek bile düşman bir sistemle işbirlikçi olarak ilan edilmeye yetmekteydi. Alice Schwarzer’in Merkel’e destek vermesi, değişik televizyon programlarında uzman haline getirilmesi ve anaakım medyanın aranan ismi olması, Emma’nın etnik merkezci ‚kadın hakları savunucusu‘ haline gelme sürecini hızlandırdı.

Emma, 40. yılına, 2016/17 yılbaşı olayları sonrası gündeme getirilen polisin ırkçı kontrollerinde ‚Nafri‘ kavramına ve polise destek vermesiyle girdi. Dergi artık, kadınları batılılık temelinde tek tipleştirip kurtarma, erkekleri de etnik yapılarına göre tek tipleştirip düşman ilan etme çizgisini izliyor. „