İsveç’te Soykırım Kurbanları 200 etkinlikle anıldı

Murat Kuseyri

’27 Ocak Uluslararası Soykırım Kurbanlarını Anma Günü‘ dolayısıyla İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazilerin katlettiği 6 milyon Yahudi, Roman ve sosyalisti anmak amacıyla İsveç’in 120 yerleşim biriminde 200 civarında etkinlik düzenlendi.

Etkinliklerde ırkçı ve faşist ideoloji ve Yahudi düşmanlığının dünyanın en büyük soykırımına yol açtığına dikkat çekildi. Yeni katliam ve soykırımların engellenmesi için günümüzde ABD ve Avrupa’da yükselişe geçen Anti-Semitizm ve yabancı düşmanlığına karşı mücadele etmenin önemi vurgulandı.

İsveç’te gerçekleşen soykırım karşıtı etkinliklerin en büyüğü İkinci Dünya Savaşı yıllarında Polonya’da bine yakın Yahudi’nin yaşamını kurtaran İsveçli diplomat Raoul Wallanberg’nin adının verildiği meydanda gerçekleştirildi.

İSVEÇ BAŞBAKANI DA ETKİNLİĞE KATILDI

Yüzlerce kişi, meydana soykırım kurbanları için yapılan anıtlara mumlar yakıp bıraktı. Saat 16.30’da başlayan anma etkinliğine Nazi soykırımından kurtulmayı başaranlar ve akrabalarının yanı sıra İsveç Başbakanı Stefan Löfven de katıldı.

‚Forum för Levande Historia‘ (Yaşayan Tarih Forumu) adlı devlet kurumunun düzenlediği etkinlik, İsveçli sanatçı Sofia Berg Böhm’ün gitar eşliğinde soykırım kurbanları için söylediği bir şarkıyla başladı.

Yaşayan Tarih Forumu Genel Müdürü Ingrid Lomfors, ırkçı ideolojinin Nazi Almanya’sında 6 milyon kişinin yaşamına mal olduğunu, savaşın bitiminden sonra artık yeni soykırımların olamayacağına inanılırken 1990’lı yıllarda Balkan Savaşı sırasında yeni soykırımların gerçekleşmesinin büyük bir talihsizlik olduğunu söyledi.

Günümüz Avrupa’sında ırkçı ve yabancı düşmanı parti ve grupların mevzi kazandığını ve bazı ülkelerde hükümet ortağı haline gelerek siyasi ve toplumsal yaşamı belirlemeye başladıklarına dikkat çeken Lomfors, tüm bunlardan dolayı soykırım kurbanlarının unutulmaması ve Nazilerin gerçekleştirdikleri soykırımın hatırlatılmasının önemine vurgu yaptı.

BİR DAHA KONUŞMADIM VE KAVGA ETMEDİM

Soykırımından anne ve babasının yaptığı fedakarlıklar sayesinde kurtulmayı başaran 78 yaşındaki Piotr Zettinger, soykırımın sürdüğü yıllarda başından geçenleri katılımcılarla paylaştı. Nazilerin Polonya’yı işgal etmelerinden sonra Yahudileri gettolara topladıklarını, daha sonra da her gün 2 ila 3 bin civarında Yahudi’yi hayvanların naklettikleri trenlere bindirerek toplama kampına gönderdiklerini söyledi.

Ailenin tek çocuğu olduğunu, anne ve babasının kendisini kurtarmaya karar verdiklerini ve bunun için bir kaçış planı yaptıklarını söyledi. Getto dışına çıkabilmek için Nazilere karşı mücadele eden bir direnişçinin kendisiyle birlikte iki çocuğu kurtardığını söyleyen Zettinger, başından geçenleri şu ifadelerle aktardı:

“O sırada 4,5 yaşındaydım. Askerler yollarda sürekli nöbet tutuyorlar, devriye geziyorlardı. Babam kanalizasyon kapağının açılacağını ve bir kişinin beni kanalizasyon borularından şehrin dışına çıkaracağını söyledi. Askerin arkasına döndüğü sırada kapak açıldı bir adam beni ve diğer çocuğu kanalizasyonun içine çekti. Bize ‚konuşmak yok, gürültü yapmak yok, kavga etmek yok‘ dedi. Her taraf pislikti ve çok kötü kokuyordu. Daha sonra bizi kanalizasyon borularından şehrin dışına çıkardı. Beni bir Katolik kilisesine yerleştirdiler. Katolik oldum. Yahudi olduğumu kimseye söylemedim. Hiçbir zaman olanlardan, annemden ve babamdan söz etmedim. Konuşmadım ve kavga etmedim.”

Zettinger’in babası kendisinin kaçışından birkaç ay sonra öldürülmüş, annesi de toplama kampına götürülmüş. Zettinger, Sovyet askerlerinin kamptakileri özgürlüklerine kavuşturmasından sonra 1945 yılında annesinin kiliseye gelerek kendisini aldığını söyledi.

UMUT VAR, MÜCADELE ETMELİYİZ

Zettinger, günümüzde gelişmelerin ters yönde olduğunu ve kutuplaşmanın arttığını söyledikten sonra “Günümüzde insanları ‚Biz‘ ve ‚Onlar‘ diyerek ayrıştırıyor ve kutuplaştırıyorlar. Bu soykırıma yol açan anlayıştı. ‚Onlar‘ dediklerini yok ederek daha iyi bir dünya yaratacaklarını sandılar. Ama ‚Onlar‘ dediklerinde bundan etkilenmeyecek bir umut ve güç var” dedi.

Soykırım sırasında tüm ailesi katledilen ve ablası ile birlikte Auaschwitz Toplama Kampı’ndan kurtulmayı başaran Livia Frankel de başından geçenleri anlattıktan sonra, “Açıkça söylemek gerekirse günümüzde olanlar korkunç. Bu iğrenç akımların nasıl yeniden ortaya çıktığına bir cevabım yok. Ama ilticacı akımının neden olduğunu tahmin ediyorum. İnsanlar bir yerlere sığınmak zorunda ve ABD ve Avrupa’nın yaptıkları doğru değil. ABD’de olanlar, Donald Trump gibi güvenilmez birinin başkan olması da en kötüsü. Olumlu olan insanların tutum almaları. Geçmişten farklı olarak insanların susmamaları ve ne düşündüklerini söylemeleri” şeklinde konuştu.

Akşam saatlerinde de St. Jakob Kilisesi’nde çoğunluğu Yahudi ve Roman yüzlerce kişinin katıldığı bir ayin düzenlendi.

SOYKIRIMDAN KURTULANLARIN ANLATIMLARI BELGESELLEŞİYOR

Yaşayan Tarih Forumu, Auschwitz’in özgürleştirilmesinin 72’nci yıl dönümü dolayısıyla soykırımın unutulmaması ve olanların kitlelere ulaştırılması için yeni bir projeye başladığını açıkladı.

Kurum bünyesinde kurulu Semitizm Karşıtı İsveç Komitesi’nin soykırımdan kurtulanların anlatımlarını filme almaya başladığını ve anlatımların yeni kurulan bir internet sitesi aracılığıyla en geniş yığınlara ileteceğini duyurdu. Şimdiye kadar 4 kişinin yaşam hikayelerinin çekimlerinin yapılarak siteye yüklendiği belirtildi.

2005 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, soykırım kurbanlarını anmak için 27 Ocak gününü ’soykırım Kurbanlarını Anma Günü‘ olarak kabul etmişti. Her yıl 27 Ocak’ta dünyanın birçok yerinde soykırım kurbanlarını anmak için etkinlikler düzenleniyor.