Sol Parti seçim programını açıkladı

Almanya’da partiler, eylül ayında yapılacak genel seçimlere hazırlıklarını yapmaya başladı. Şimdiden gözler seçimlerde yüzde 10’un üzerinde oy alarak meclise girmesine kesin gözüyle bakılan ırkçı AfD ve onu engelleme potansiyeline sahip Sol Parti üzerinde. Sol Parti açıkladığı seçim programında sosyal konulara ağırlık verdi.

Almanya’da bütün dikkatler mayıs ayında en büyük eyalet olan Kuzey Ren Vestfalya ve eylül ayında ise ülke genelinde yapılacak seçimlerde ırkçı Almanya için Alternatif (AfD) ile Die Linke (Sol Parti) üzerinde. Zira, AfD’nin ne kadar oy alacağı aynı zamanda Sol Parti’nin nasıl bir seçim kampanyası sürdüreceğiyle ilgili.

Geçen yıl yapılan eyalet seçimlerinde, özellikle de Doğu Almanya’da AfD’nin Sol Parti’den bir hayli oy aldığı görülmüştü. Bu nedenle öncelikli olarak sığınmacıları ve Müslüman ülkelerinden göçmenleri, sonra da sosyal konuları kullanarak halk arasındaki korku ve endişeler üzerinden oy alan AfD’yi durdurabilecek en önemli parti olarak Sol Parti görülüyor. Diğer partilerin hem izledikleri politikalarla hem de söylemleriyle AfD’yi durdurmaları pek mümkün görünmüyor. Çünkü AfD asıl olarak bu partilere tepkinin üzerinden güç topluyor.

Peki, özellikle 2010 Ajanda’sına, Hartz Yasaları’na ve savaşa karşı yürüttüğü dikkat çekici propagandayla geniş kesimlerin desteğini alan, ancak bir süredir diğer yerleşik partilerle aynı kare içinde görülen Sol Parti, bu algıyı kırıp genel seçimlerde AfD’nin önünü kesebilecek mi?

SEÇİM PROGRAMINDA NELER VAR?

Sol Parti Eşbaşkanları Bernd Riexinger ve Katja Kipping ve liste başı adayları Sahra Wagenknecht ve Dietmar Bartsch tarafından 14 Ocak günü Berlin’deki “Bühne der Berliner Kulturbrauerei”da açıklanan seçim programında asgari ücretin yükseltilmesi, zenginlerden daha fazla vergi alınması, yeni işyerleri açmak için daha fazla yatırım yapılması yer alıyor. 100 milyar Euro’nun sosyal alanlar ve yatırımlara ayrılmasını isteyen Sol Parti, en çok tartışma konusu olan sığınmacılar alanında ise sığınmanın bir insan hakkı olduğuna işaret ediyor.

70 sayfadan oluşan ve “Sozial.Gerecht.Für Alle/Sosyal.Adil.Hekes İçin” başlığını taşıyan seçim programında, yoksullukla mücadele ve çalışanların yoksulluğuna son vermek için saat başı asgari ücretin 12 Euro’ya çıkarılmasını, Hartz 4’ün kaldırılmasını ve dayanışmacı şekilde asgari emeklilik maaşının 1050 Euro olmasını talep ediyor. Bu kapsamda “yaşlılıkta yoksulluğun” fazla olduğu Almanya’da emekli maaşlarının yüzde 53 artırılması öngörülüyor.

Programda ayrıca, 192 Euro olan çocuk parasının 328 Euro’ya, çocuk temel geçim parasının da 564 Euro’ya çıkarılmasını planlıyor.

ZENGİNLER DAHA FAZLA VERGİ ÖDESİN

Çalışanların cebine daha fazla para girmesi için bunları öneren Sol Parti, bunlara kaynak sağlamak için ise zenginlerden daha fazla vergi almayı seçim programına yazdı. Buna göre yıllık 2 milyondan fazla geliri olanlardan yüzde 5 “Servet Vergisi” alınacak. Çok kazananlardan alınan vergi (Spitzensteuer) oranı yüzde 53’e, milyonerlerden alınan vergi oranı ise yüzde 75’e çıkarılacak. Yıllık toplam gelir miktarı da 12 bin 600 Euro’ya kadar olanlar vergiden muaf tutulacaklar.

Başta eski Meclis Grubu Başkanı Gregor Gysi olmak üzere parti içinde bazı kesimler, zenginlerden bu kadar fazla vergi alınmasının zenginleri ülkeden kaçırabileceğini ileri sürerek eleştirdiler.

Ancak, seçimlerde liste başı adayı olan Sahra Wagenknecht, ABD’de de ülke dışında yaşayanlarla ülkede yaşayanlar farklı vergiler verdiğini belirterek, önerilen yüzde 75’in doğru olduğunu söyledi.

Programda, çalışanların en az gelirlerinin üçte birisini kiraya vermek zorunda olduğu belirtilerek yüksek kiraların frenlenmesi, daha fazla sosyal konutun inşa edilmesi de yer alıyor.

Sol Parti, yatırımlar için yılda 100 milyar Euro’luk bütçenin ayrılmasını, bu parayla alt yapının yenilenmesini ve eğitim, sağlık ve toplu taşıma başta olmak üzere değişik alanlara harcanmasını istiyor.

Programda, Avrupa halklarının tepkisini çeken AB ve Euro konusunda ise net bir ifade yer almıyor. Sadece AB Ordusu ve askeri harcamaların artırılmasına karşı çıkılıyor ve bu konuda izlenecek politikaların durdurulması isteniyor.

Parti yöneticileri yaptıkları açıklamalarda, SPD ve Yeşiller’le “Sol koalisyon” seçeneğini fazla öne çıkarmadılar. Wagenknecht, Yeşiller’in Merkel ile koalisyon yatağına girmeye hazırlandığını belirterek, “Kim sosyal bir Almanya istiyorsa, Sol Parti’yi seçmeli” dedi.

AfD NEOLİBERAL BİR PARTİDİR

Toplantıya katılan basın mensuplarının da en çok merak ettiği konuların başında Sol Parti’nin AfD’yi nasıl durduracağı idi. Zira Wagenknecht, toplantı öncesinde Sol Parti’nin AfD’ye giden oyları almayı hedeflediğini söylemişti. Wagenknecht bir soru üzerine AfD’nin arkasındaki güçlerin Almanya’yı bu hale getirdiğini belirterek bu partinin de diğerleri gibi neoliberal olduğunu altını çizdi. Bartsch ise, AfD’ye oy veren bütün seçmenlerin ırkçı olarak tanımlanamayacağını, oy verenlerin büyük bir bölümünün diğer partilere tepki gösterdiği için bu partiyi tercih ettiğini söyledi.

Son bir yıldır ülkenin gündemini belirleyen sığınmacılar konusunda ise Sol Parti seçim kampanyası boyunca sığınma hakkını savunmaya devam edecek ve göçmenlerin sosyal sorunlarına dikkat çekecek. Sığınmacılar ve iç güvenlik tartışmaları da seçim kampanyası döneminde ağırlıklı olarak partilerin gündeminde yerini alacak. Bu nedenle kendi içinde birleşik olmayan, kamuoyunda yöneticileri arasında tartışmanın sürdüğü bir Sol Parti’nin arayış içinde olan, hatta AfD’ye yüzünü dönmüş işçi ve emekçilere güven vermeyeceği ortada. Bu nedenle seçim kampanyasında öne çıkaracağı talepler kadar birleşik bir güç görüntüsü vermesi büyük bir önem taşıyor. Zira, ABD’den başlayarak gelişen sağ hareketler hafife alınacak gibi değil ve bu şekilde devam etmesi durumunda kazanılmış pek çok hakkın hızla kısıtlanacağı, sağ-popülist hareketlerin daha fazla çekim merkezi olacağı anlaşılıyor.

Bu nedenle Avrupa’nın en büyük ülkesi Almanya’da aşırı sağın istediğine ulaşamayacağı, Sol Parti’nin ise gücünü artırarak çıkacağı genel seçimler, aynı zamanda kıta genelinde havanın yeninden emekten, sosyal adaletten ve barıştan yana esmesi anlamına gelecek.

Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin de bu havanın esmesinde büyük bir katkısının olacağı açıktır. (YH)