„Temizlikçi Kadınların Gücü“ kazandı

Temizlik sektöründeki ücret gaspına karşı başlatılan „Temizlikçi Kadınların Gücü“ kampanyası ilk zaferini elde etti. Otel temizliği firması Zingheim, Silermone N.‘e 6 bin Euro ek ödeme yapmayı kabul etti. Firma InterConti otelinde oda temizliği yapan 33 yaşındaki Brezilya kökenli kadının tüm taleplerini yerine getireceğini açıkladı. 2015 yılında Şubat-Ekim ayları arasında Düsseldorf’taki lüks otelde çalışan Silermone, olağanüstü iş baskısıyla ve ücretsiz fazla mesaiye zorlanarak oda temizliği yapmıştı.

Zingheim, sadece Düsseldorf’ta değil Almanya’nın değişik şehirlerinde de belli süre içinde yapılması gereken işleri yoğunlaştırarak sektörde geçerli olan asgari ücreti sistematik olarak ihlal ediyor. Çalışma süresi içinde işini bitiremeyenleri, ek ödeme yapmadan fazla mesaiye zorunlu tutuyor. Silermone’nin Düsseldorf İş Mahkemesi’nde görülen davasına tanık olarak katılanların hepsi, İnterConti’de temizlikçilere boş iş saati belgesi imzalatıldığını, usta başıların belgeyi ihtiyaca göre doldurduklarını bildirdiler. Tanıklar, bunun Zingheim firması için ‚normal‘ olduğunu, yanlış doldurulmuş veya düzeltilmiş iş saati belgeleriyle işçilere daha az maaş ödenmesi yoluna gidildiğini kaydettiler. Temizlik firması bu şekilde geçen yıllarda işçi ücretlerinden yüzbinlerce Euro çalarak karına ekledi. Firma şefi Karly Zingheim, Frankfurt, Trier, Dresden, Dortmund, Düsseldorf, Tübingen, Mönchengladbach’ta Maritim, RadissonBlu, Holiday Inn Express, Dorint ve Penta gibi otel zincirlerinin temizliğini üstlenmiş durumda. Yaklaşık 300-500 temizlikçi çalıştırıyor ve 2012’den beri yukarıdaki yöntemle servetini arttırıyor.

DİRENİŞ KAZANDIRDI

Silermone, imkansız olanı başardı ve Zingheim’e diz çöktürdü. Uuzn süren mücadelesi iki boyutluydu: Bir yandan avukatı Thomas Mössinger ile hukuki bir mücadele, diğer yandan da Aktion gegen Arbeitsunrecht- İş Yaşamındaki Haksızlıklara Karşı Eylem İnisiyatifi’nden Jessica Reisner’le kamuoyuna ve çalışanlara yönelik politik mücadele. ‚Putzfrauen-Power- Temizlikçi Kadınların Gücü’ adında bir çalışma sürdürüldü, altı dilde yayınladığı bildirilerle haksızlığa uğrayan temizlikçi kadınları sorunlarını anlatmaya, biraraya gelmeye ve ortak mücadele etmeye çağrıldı. Elde edilen başarıyı üç faktöre bağlamak mümkün:

Silermone, kararlı bir şekilde dava sürecini organize etti; firmadaki eski ve yeni temizlikçilerle iletişim kurdu, bilgi topladı, bazılarını tanık olarak kazandı. Topladığı bilgileri hem kendi hem de diğer temizlikçiler aracılığıyla yaygınlaştırdı, aynı soruna sahip olan meslektaşlarına her anlamda yardımcı oldu, duruşmalarına katıldı. Basına sürekli olarak bilgi verdi, her gelişmeyi, her duruşmayı bildirdi. Kendi duruşmasına gelinceye kadar, birbirine güvenen, dayanışma içinde olan bir ağ ortaya çıkmıştı. Gelişmelerin kamuoyuna aktarılması, protestoların organizesi ve duruşma süreci Silermone, IG BAU sendikası ve Verein Arbeit und Leben‘in (İş ve Yaşam Derneği) Romanya kökenli eğitim sözcüsü Catalina Guia ile birlikte ArbeitsUnrecht inisiyatifinden (İş Yaşamındaki Haksızlıklara Karşı Eylem İnisiyatifi) Jessica Reisner tarafından koordine edildi. Hukuki açıdan sorumluluğu Mönchengladbachlı avukat Thomas Mössinger üstlendi. Silermone örneği direnerek başarmanın mümkün olduğunu ve bazen, her ne kadar el konulmuş emeğin karşılığı olsa da, para bile kazanılabileceğini gösterdi.

ADALET PARAYLA SAĞLANMAZ MÜCADELEYE DEVAM

Bu başarı, otel temizliği sektöründe demokratik, iyi çalışma koşullarının ve adaletin sağlanması anlamına gelmiyor. Zingheim, şimdiye kadarki yöntemiyle sömürüye devam edebilmek için 6 bin Euro ödeme yolunu seçti. Zingheim’le sözleşmesini iptal eden InterConti de mutlaka daha ucuza mal olan bir temizlik firmasıyla yoluna devam edecek. Çalışma koşullarının iyileştirilmesi, ücret gaspının sona ermesi ancak kamu baskısı ve sendikal mücadeleyle mümkün. Silermone ile kararı alan Düsseldorf İş Mahkemesi 11. Odası hakimi Anja Keil, işçileri kölece çalışmaya mahkum eden kiriminal bir sistemi yargılamak, marifetlerini tanık ifadeleriyle ortaya dökmek yerine davayı parayla kapatmayı tercih etti.

Özellikle de savcılığın, Karly Zingheim’in vergi kaçırdığıyla ilgili birçok delil olmasına rağmen soruşturma başlatmaması da öfke uyandırıcı. Zingheim, sadece yasal asgari ücret uygulamasını çiğneyerek değil sosyal kesinti ve gelir vergisi ödemesinde hile yaparak suç işledi. Devlet, işçi haklarını korumak, çalışma koşullarını düzeltmek için kılını kıpırdatmasa bile kasasına para girmesi için vergi kaçakçılığına karşı duyarlı olması gerekirdi. Ancak bu konuda da en ufak bir adım atılmadı.

ŞİMDİ SIRA VİCENTE M.‘DE

Şimdi sıra Silermone’nin iş arkadaşı Vicente M.‘nin davasında. Vicente, İspanyol-Brezilya kökenli bir göçmen işçi. İspanya’daki ekonomik kriz nedeniyle Almanya’ya geldi ve mesleği olan elektrik teknisyenliğinde iş bulamadığı için 2015 Kasım ayından itibaren İnterConti otelinde temizlikçilik yapmaya başladı. Zingheim, Silermone’ye mücadelesinde destek olan Vicente’yi işten attı. Vicente çalıştığı süre içinde kendine ödenmeyen 4500 Euro ve işten atılmasındaki usül hatası nedeniyle dava açtı. Vicente’nin davası açılma tarihinden 10 ay sonra 9 Mart’ta yapılacak duruşmada görülecek. Ancak davanın sürüncemede bırakılması bu kez işverenin değil Vicente’nin işine yarayacak ve çıkışta usül hatası yapıldığı kesin olduğundan Zingheim’in yeni kurduğu taşeron firma Macoc, Vicente’ye aybaşına 1600 Euro daha fazla para ödeyecek.


LÜKS OTELLERDE ‚YAMAN ÇELİŞKİ‘

Otel broşürüne bakıldığında Interconti’de en ucuz oda 279 Euro ama bu odaları temizleyenlere ödenen saat ücreti yasalara göre bile sadece 9.80 Euro. Otel patronları temizlik işini yabancı firmalara verdikleri için en ucuza iş yapan temizlik firmasını tercih ediyorlar. Zingsheim temizlik işletmesine ise bu düşük asgari ücret bile fazla geliyor ve değişik hilelerle gasp ediyor. Interconti Düsseldorf’da, aşırı kar nedeniyle otele dört tane müdür atanıp bunlardan ikisi neredeyse sürekli olarak ülke dışında dolaşırken temizlikçilere ayrılan para günden güne düşürülüyor, temizlikçi sayısı azaltılıp iş yoğunluğu arttırılıyor.

Lüks oteller Almanya’daki ‚ekonomi mucizesinin‘ karanlık yanını’ gözler önüne seriyorlar. Fındıkkabuğu içindeki sınıflı toplum gibiler. Salonlarında toplumun kaymak tabakasını oluşturan tüccarlar, menajerler ve turistler buluşuyor. Temizlik işleri ise herhangi bir dil bilmeyi gerektirmediğinden toplumun en altındakilerinin, uzun süreli işsizlerin, güvenli oturma izni olmayan göçmenlerin, düşük ücretli işlere mahkum edilen kadınların ve mültecilerin buluşma yeri olarak ortaya çıkıyor.