Haymatlos akademisyenler

YÜCEL ÖZDEMİR

Almancadaki “Heimatlos” kelimesinin Türkçedeki karşılığı “Vatansız”.

Yerini yurdunu terk etmek zorunda kalan, başka ülkelerde yaşayan, bir süre sonra hukuki açıdan da gerçekten “vatansız” hale gelen insanlar için bu kavram kullanılıyor.

Ama bu Almanca kelime özellikle bilimsel tarih ve edebiyat çalışmalarında, çoğunlukla Almanca orijinalinden yola çıkılarak “Haymatlos” olarak Türkçeye geçmiş.

“Haymatlos” bizde asıl olarak Hitler faşizmi döneminde Türkiye’ye kaçmak zorunda bırakılan Alman akademisyenler ve aydınlar için kullanılıyor. Hafta başında Türkiye’de yayınlanan yeni kanun hükmünde kararnameyle üniversiteden atılan 330 akademisyenle birlikte, sanırım köşede bucakta unutulanlar ya da zorunluluktan işten atılmayan az sayıdaki akademisyeni bir yana bırakırsak, üniversitelerde iktidar partisiyle aynı ideolojik çizgide olmayan bırakılmadı.

“Bu suça ortak olmayacağız” diyerek barış çağrısına imza atan onurlu akademisyenlere yönelik baskı ve sindirmeyle başlayan süreç, gelinen aşamada, kararnamelerle hükümet partisinden farklı düşünen bütün akademisyenlerin üniversitelerden temizlenmesine dönüşmüş durumda. Hal böyle olunca üniversitelerdeki kürsülerde artık bilimsel çalışmalar yerine iktidar partisinin ideolojisi anlatılacak ve yeni nesiller bu şekilde şekillendirilmeye çalışılacak.

Tutarsa…

Türkiye’de akademisyenlere yönelik yapılanlar hiç abartısız, 1933-35 yılları arasında Almanya’da yaşananlarla çok benzerlikler taşıyor.

21 Ocak 1935’te yürürlüğe konulan yasayla üniversitelerdeki Yahudi, komünist, sosyal demokrat akademisyenlerin işten kolayca atılması sağlandı. Böylece daha önceden akademi dünyasına ve kamu çalışanlarına yönelik başlayan süreç yasal zemine kavuşturulmuş oldu. Yasa açıkça rektörü üniversitenin “Führer”i ilan ediyordu. Üniversitelerdeki diğer kurumların hiç bir yetkisi yoktu. Bütün yetki eğitim bakanlığı ve rektördeydi.

Bu baskı siyaseti kısa sürede akademide bir cadı avına dönüştürüldü. Resmi verilere göre, kendi isteğiyle ayrılanlarla birlikte akademisyenlerin yüzde 20’si işini kaybetti. En çok da kadın akademisyenler… İşten atılan akademisyenlerin 901’i daha sonra Hitler faşizminin kurbanı oldu. Az bir kısmı koşullara dayanamayarak intihar etti. Sağ kalanlar ise göç edip “Haymatlos” oldu.

Hitler faşizmi döneminde Alman akademisyenlerin başına gelenlerin tarihinde, bugün aydınlarını, akademisyenlerini Haymatloslaştıran Türkiye’nin özel bir yeri var. Zira o zamanın Türkiyesi, faşizmden kaçan Alman akademisyenlerine kapılarını açmış, korumaya almış, iş vermişti.

Yazar Kemal Yalçın’ın ancak 631 sayfaya sığdırabildiği “Haymatlos-Dünya Bizim Vatanımız”* kitabında, Hitler faşizmi döneminde Alman akademisyenlerin yaşadıklarına, hem de oldukça ayrıntılı şekilde, yer veriliyor.

Bugün öğretim üyelerinin görevden atıldığına tanık olduğumuz İstanbul ve Ankara Üniversitelerinin inşasında Almanya’dan gelen bu “Haymatlos” akademisyenlerin büyük bir emeği var. Sadece bu iki üniversitede 100 kadar Alman bilim insanı görev yapıyordu. Türkiye’ye gelen toplam akademisyen sayısı ise 500-600 arasındaydı.

Kemal Yalçın kitabının girişinde bu saptamayı yapıyor: “Bir çok ülkenin kabul etmediği Almanlara o günlerin yoksul, ama onurlu Türkiye’si; Çorum, Kırşehir ve Yozgat şehirlerinin asi ruhlu, vicdanlı, yardımsever, dürüst insanları kucak açtı. Can güvenliği sağladı. Yoksul Türkiye ekmeğini, aşını Hitler faşizminden kaçarak kendisine sığınmış Almanya’nın değerli evlatlarıyla paylaştı.”

Bugün ise tersine bir dönemi yaşıyoruz. Almanya kapılarını zulümden kaçan akademisyenlere açıyor.

Haymatlos Almanların kurduğu üniversitelerden, tıpkı 1935’teki düzenlemeye benzer bir KHK ile atılan Türkiyeli akademisyenler şimdi Almanya’da kendisine bir üniversite arıyor.

Bir kısmı değişik üniversitelerde ders vermeye başladı.

Keza baskılardan ötürü bugün Almanya’ya gelmek zorunda kalan çok sayıda Türkiyeli gazeteci ve sanatçı var. Ve hepsi gelişmeleri büyük bir endişeyle izliyor. Bugünün egemen zihniyeti, eğer tarihten ders çıkaracaksa 1933’lerin Almanyası’na bakıp, o dönemde olanların hiç birisini yapmaması gerekiyor.

Ama olanlar tersini gösteriyor. Hükümet ve Saray, her alanda adeta o dönem yapılanların tıpkısının aynısını yaparak varmak istediği hedefe ulaşmanın çabası içinde.

Bunun için binlerce, on binlerce “Haymatlos Türkiyeli” yaratmaktan çekinmiyorlar.

Ama unuttukları bir şey var: Tarih hiç bir zaman aynı şekilde tekerrür etmez. Bu nedenle referandum sadece führere değil, aynı zamanda “rektör führerler”e karşı da bir net bir yanıt olmalı.

* Kemal Yalçın, Haymatlos-Dünya Bizim Vatanımız, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

https://www.evrensel.net/yazi/78455/haymatlos-akademisyenler