Referandum süreci başlıyor

Türkiye’nin siyasi yaşamında şimdiden önemli bir dönemeç haline gelen Anayasa değişikliği referandumu için geri sayım başladı. Türkiye’de yaklaşık 55 milyon seçmenin oy kullanacağı referandum için yurt dışında da yaklaşık 3 milyon seçmen, 27 Mart-9 Nisan tarihleri arasında ‚Evet‘ veya ‚Hayır’ı tercih edecek.

Türkiye’nin siyasi yaşamında derin izler bırakmaya aday görünen Anayasa referandumu, Almanya ve Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenlilerin de başlıca gündemi olacak görünüyor. ‚Evet‘ ve ‚Hayır‘ oylarının hassas bir dengede seyrettiği düşünüldüğünde, toplam seçmenlerin yaklaşık yüzde 6’sını oluşturan yurtdışı oylarının daha da önem kazandığını söyleyebiliriz.

Son bir yıllık süreçte Türkiye’deki siyasi gelişmelerin olağanüstü bir seyir izlediği ve Avrupa’ya da yakından yansıdığı gözetildiğinde, 1 Kasım 2016 seçimlerinde yüzde 40 olarak gerçekleşen yurtdışı katılım oranının daha da artarak yüzde 50’lileri bulması muhtemel görünüyor. Yine başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde seçmenlerinin yaşadığı ülke ve kentler, yoğun ve hareketli bir seçim kampanyasına sahne olacak. Başbakan Binali Yıldırım’ın 18 Şubat günü Almanya’nın Oberhausen kentinde yapacağı ilk seçim mitingi de bunun bir işareti olsa gerek.

REFERANDUMUN SİYASİ ATMOSFERİ

Peki Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiyeliler bu referanduma nasıl bir atmosferde giriyorlar, ‘Evet’ veya ‘Hayır’ eğilimini belirleyecek etkenler nelerdir?

Türkiye’nin son yıllarda sahne olduğu derin siyasi çalkantılar, Avrupa ülkelerindeki Türkiyeliler tarafından da yakından izlenmekte ve etkiler yaratmaktadır. Alevi-Sünni, Türk-Kürt, laik-dinci, ‚Erdoğan taraftarı-Erdoğan karşıtı‘ vb. kutuplaşmalar buradaki emekçiler arasında da önemli ayrışma konuları olabilmektedir.

Öyle ki; yer yer aynı fabrikada, aynı okulda, aynı semtte yaşadıkları ortak sorunlar ve paylaştıkları ortak kaderin bile önüne geçen bu kutuplaşmalar, Türkiyeli emekçileri kendi arasında ve Alman halkıyla bölünmüşlüğe itmektedir. Önümüzdeki referandum sürecinin, Türkiye’deki siyasi gelişmelerin Almanya’daki etkisini daha da arttıracağı açık. Ancak bu süreç, kutuplaşmanın farklı bir boyut da kazanabileceği, daha önceki klasik ayrışma noktalarının değişebileceği ve bu anlamda ezberlerin bozulabileceği bir süreç de olabilir. Çünkü, ‚Hayır‘ diyenler arasında daha önce AKP’ye, MHP’ye, Saadet Partisi’ne oy vermiş sağ-muhafazakar seçmenler de olacak. Ve ayrışmanın etnik köken, inanç-mezhep veya Erdoğan üzerinden yaşanmaması, yurtdışından çıkacak ‚Hayır‘ oylarının sayısını çoğaltan bir etken olacak.

EVET” VE “HAYIR”I ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Türkiye’de de durum çok farklı değil ama Almanya’da da seçmenlerin önemli bölümü referandumda Anayasa’da nelerin değişeceği konusunda çok hakim değil. ‚Evet‘ mi ‚Hayır‘ mı diyeceğini esas olarak şimdiye kadarki siyasi tercihlerinden, yürütülen propagandalardan veya Erdoğan’ı nasıl değerlendirdiğinden yola çıkarak belirleyecek seçmen sayısı az değil. Bu yüzden de, referandumdan ‘Evet’ çıkmasını isteyen siyasi çevreler, AKP’ni yurtdışındaki yüzde 60’lık oy potansiyelini elde tutmak üzere, “Güçlü Türkiye- Güçlü lider”, “Türkiye büyük devletlerin baskısı altında ve bunu bertaraf etmenin yolu başkanlıktan geçecektir”, “Başkanlık olmazsa ülke bölünecek” gibi propagandaları öne çıkaracak görünüyor. Bu tür propagandaların Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiyeliler üzerinde Türkiye’de olduğundan daha fazla etki yarattığı göz önüne alınırsa, referandum tartışmasının Erdoğan üzerinden yürümesi hiç kuşku yok ki, ‚Evet’çileri sevindirecektir.

Bu açıdan bakıldığında, özellikle Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki oyların rengini belirleyecek temel etkenlerden birinin, yukarıda saydığımız türden bir kutuplaşma girdabına girilip girilmeyeceği olacağını söyleyebiliriz. Eğer seçmenler, daha önce kime oy vermiş olursa olsunlar, Anayasa’da yapılmak istenen değişikliklerin Türkiye’nin geleceği için doğuracağı sorunlar konusunda gerektiği gibi aydınlatılabilir ve bu konudaki soru işaretleri ve şüpheleri daha da güçlendirilirse, AKP veya MHP’ye oy vermiş olsa dahi referandumda ‘Hayır’ diyebileceklerin sayısında bir artış yaşanabilecektir.

Bu yüzden önümüzdeki referandumun konusunun “ülkeye güçlü bir lider seçmek” olmadığı veya “Erdoğan’ı sevip sevmemek” sorusuna yanıt verilmeyeceği, eğer ‘Evet’ çıkarsa bütün siyasi partilerin ve halkın zarar görebileceği otoriter bir yönetim sisteminin kurulması anlamına geleceğinin seçmenlere anlatılıp anlatılamaması önem taşıyor.

Yine aynı şekilde, Türkiye’nin emperyalist devletlerin ve planların kıskacında olduğu, hayati sorunlarla yüzyüze bulunduğu, içeride ve dışarıda sürekli bir savaş ve çatışma halinin yaşandığı hemen her kesim tarafından inkar edilemeyecek bir gerçek olarak ortada durmaktadır. ‘Evet’ isteyen siyasi çevreler, bunun nedenini siyasi istikrarsızlığa ve dolayısıyla koalisyonsuz yönetilen, zayıf liderliğe dayalı bir iktidar konusuna bağlamaya çalışmakta. ‘Hayır’ oylarını arttırabilmenin bir yolu da bu propagandanın boşa çıkarılabilmesi olacaktır.

Bunu başarmanın yolu ise, 14 yıldır bu ülkeyi tek başına yönetenin AKP ve esas olarak Erdoğan olduğunu; başkanlık sisteminin, AKP-MHP ittifakı örneğinde olduğu gibi koalisyonları kaldırmak bir yana peşin peşin koalisyona dayandığını; Kürt sorunundan Suriye’deki savaşa, emekçilerin sefalete itilip zenginlerin desteklendiği vb. gibi birçok konuda, eğer uygulanan politikalar halkın ihtiyaçlarına ve beklentilerine göre değişmezse, asıl o zaman ‘kıyametin kopacağı’ ve güçlü Türkiye’nin güçlü liderle değil, ancak barış, demokrasi ve emekçilerin refahı ile mümkün olabileceğini geniş bir kesime anlatabilmekten geçecektir. (YH)


Almanya’da oy kullanma tarihi: 27 Mart-9 Nisan

Referandumda, genel seçimlerde olduğu gibi Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli seçmenler Türkiye’den daha önce oy kullanacaklar. Yüksek Seçim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, yaklaşık 1,5 milyon seçmenin olduğu Almanya’da seçmenler konsolosluklarda açılacak seçim sandıklarında 27 Mart-9 Nisan tarihleri arasında oy kullanacaklar. Sandıklar sabah saat 09.00-19.00 arasında açık olacak.

Yurtdışı kütüğüne kayıtlı seçmenler ayrıca 32 gümrük kapısında 27 Mart – 16 Nisan tarihleri arasında oy kullanabilecekler.

Yurtdışında yaşayan ancak yurtdışı kütüğüne kayıtlı olmayan seçmenlerin ise en geç 26 Şubat’a kadar en yakın konsolosluğa giderek kayıt yaptırması gerekiyor. Konsolosluk yetkilileri kayıt işlemi için vatandaşların yanlarında nüfus cüzdanı ve pasaport getirmelerinin yeterli olacağını söylediler.

Oy kullanma işlemi sırasında yine DİTİB’de görev yapacak imamlar sandık görevlisi olacak. Ayrıca mecliste bulunan partilerin temsilcileri de sandık başında görev yapabilecek. Oylar, her günün akşamında sayılarak kilitli odada saklanacak. Seçim işlemleri bittikten sonra uçakla Türkiye’ye götürülecek ve sayımı yapılacak. (YH)