Ticaret savaşları dönemi

Trump’ın ABD Başkanı olarak seçilmesinden sonra Alman basınında “ABD’de korumacılık dönemi”, “Ticaret savaşı”, “Trump’ın saldırısı”, “Karşı saldırıya hazırlık” vb başlıklar hakim oldu. Gündeme bağlı olarak bu tür başlıklar önümüzdeki dönem daha sık atılacağa benziyor. Gazete ve dergilerin yanı sıra TV’lerden yapılan yorumlarda Almanya, “serbest piyasa-rekabet-ticareti” savunan “liberal” bir ülke olarak değerlendirilirken ABD ise “gaflete düşmüş (eski) bir dost” olarak değerlendiriliyor. Ticari ve askeri açıdan daha saldırgan bir dış politika yanlıları AB’nin (dolayısıyla Almanya’nın) “Batının liderliğini” üstlenmesinin zamanı geldiğini ileri sürüyorlar.

SERDAR DERVENTLİ

ABD Başkanlık seçimlerinde serbest ticaret bölge anlaşmalarını iptal edeceğini, bazılarını imzalamayacağını, ABD’nin ticaret açığını kapamak üzere alınması gereken ne önlem varsa hemen bunları alacağını ilan eden Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Donald Trump, ABD müttefiki ülkelerde tepkilere neden olmuştu.

Birçok ülkede neredeyse kesin olan kanı, “seçimlerde çok şey söylenir, hükümette işleri farklı olur” idi. Fakat ABD’nin “çiçeği burnunda” Başkanı Trump, Beyaz Saray’a yerleşme işlerinin ardında, görevinin üçüncü gününde Trans-Pasifik Ortaklığı TPP’den ayrılmak için kararname imzalaması ve TTİP’yi kesinlikle imzalamayacağını ilan etmesi işlerin düşünüldüğü gibi olmayacağını gösteriyordu.

ABD’Yİ SÖMÜRÜYORLAR

Göreve başlamasının ilk gününde Meksika sınırına kilometrelerce uzunluğunda duvar örülmesi için emir veren Trump, daha önce seçimlerde söylediği gibi, “İllegal göçü önlemek ve haksız rekabete son vermek için Meksika’ya gümrük vergilerini ceza olarak yüzde 45’e kadar çıkarma” için yasal süreci başlattı. Bu sürecin sonunda ne çıkacağı henüz bilinmese de Trump’ın tahmin edilenden daha sert bir dış politika izleyeceği kesin.

Meksika’nın yanı sıra dünyanın ikinci büyük ekonomisini de hedef tahtasına koyan Trump, “Çin ihracat ve kur politikasını adil kılmalı. Bugün adil bir ticaretten söz etmek mümkün değil” dedi.

Trump’a göre ABD’nin ticaret açığı verdiği bütün ülkeler ABD’yi ticaret kisvesi altında sömürmekte, onun sırtından zenginleşmekte.

ABD, Meksika ve Çin’e karşı gümrükleri genel olarak yükseltmekle tehdit ederken Almanya ve Japonya’yı ihracat ağırlıklı ekonomilerini değiştirmeye çağırdı – Aksi takdirde Meksika ve Çin’i bekleyen önlemler bu ülkelere de uygulanacak.

SERBEST TİCARET SAFSATASI

ABD’nin en yakın müttefiklerine (AB/Almanya ve Japonya) ve “resmi” rakibi Çin’e yönelik getirdiği eleştiriler yeni değil. 2008/2009 dünya ekonomik krizi döneminde ABD Başkanı olan Barack Obama, başta Almanya ve Çin olmak üzere birçok ülkenin ABD’nin aleyhine olan bir dış ticaret politikası izlediklerini, para birimlerini suni olarak düşürdüklerini defalarca gündeme getirmişti.

Kasım 2010’da Güney Kore Başkenti Seul’de düzenlenen G-20 Zirvesi emperyalist ülkeler arasındaki çelişkileri (bkz. www.yenihayat.de/2010/11/30/ticaret-savasi-donemi/ ) çok net ortaya koymuştu. Çin’i para birimi Yuan’ı düşük tutmak ve bu yoldan ABD pazarını Çin mallarıyla istila etmekle suçlayan ABD Başkanı Obama’ya göre Çin, para birimini piyasa dalgalanmalarına bırakmalı, Almanya ve Japonya gibi ticaret fazlalığı rekor düzeyde olan ülkeler de bunu GSYİH’nın yüzde 4’ü ile sınırlamalıydılar.

Görüldüğü gibi ABD’nin bugün sergilediği tutum yeni olmamakla Trump ile birlikte sertleşiyor.

ABD’nin asıl rakip olarak gördüğü Almanya ve Çin’in de karşılıklı olarak, ABD’nin bu politikaları karşısında ortaya koydukları tutumları yeni olmamakla birlikte sertleşme eğilimi içinde.

Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Çin Başkanı Şi Cinping (Xi Jinping) yaptıkları açıklamalarda, Trump’ı “serbest rekabet ruhuna uygun davranmaya” davet ettiler. Merkel daha önce Güney Kore’de yaptığı gibi, “bazılar para basıyor bazıları ise piyasa da rekabet edebilecek üretim yapıyorlar. Almanya ikincisini yapıyor” diye geri adım atmama eğilimini ortaya koydu.

Her ne kadar Almanya ve Çin, kendilerini “serbest ticaretin/rekabetin asıl savunucuları” olarak lanse edip Trump’ı “serbest ticaret/rekabet karşıtı, korumacı başkan” olarak eleştirmeleri de gerçekte kamuoyuna yönelik bir tutum olduğu biliniyor. Sonuçta “serbest ticaret/rekabet” denilen her zaman güçlü olanın kuralları belirlediği bir ticari ilişkidir. Bugün Trump’ın yaptığı hamlelerde tam da bu kuralları ABD’nin lehine yenileme çabasıdır.

‘EURO MİADINI DOLDURDU’

Almanya’nın Euro’yu bilinçli olarak düşük tuttuğunu ileri süren ABD Hükümetinin yeni uzmanları, “Euro Almanya için biçilmiş kaftan; AMB (Avrupa Merkez Bankası) aracılığıyla düşük tutulan Euro sayesinde Almanya ihracatını artırıyor” diyerek Alman sermayesini en can alıcı yerinden vurdular.

Alman ve AB/AMB yetkililerinin önde gelenlerinin tepkisi de anında geldi: Federal Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, “Alman Hükümeti açısından merkez bankalarının bağımsız olmaları ve gerekli gördükleri önlemleri almaları üzerine özgür olmaları çok önemlidir. Atlantik ötesindeki dostlarımız gerekçe aramak yerine piyasa rekabetine dayanabilecek üretim yapmaları daha iyi olur” dedi.

Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) Başkanı Jens Wiedmann, “Euro’ya dışarıdan hiçbir müdahale olmuyor. AMB kendi kararlarını özgürce alıyor ve uyguluyor. Birçok konuda Almanya ile ters düşülmesine rağmen bu konuda geri adım atılmıyor” diye savunması da Euro konusunun Almanya açısından ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyordu.

Ayrıca bundan birkaç ay Bundesbank tarafından hazırlanan bir raporda, “AMB’nın 2015 yılından bu yana sürdürdüğü tahvil alımları sayesinde Euro’nun değeri Dolar karşısında yüzde 6,5 değer kaybetmesine neden oldu” denilmişti. Kiel’deki Dünya Ekonomi Enstitüsü IfW yetkililerinden Stefan Kooths, bir gazeteye verdiği demeçte, “Tabi Almanya açısından Euro yüzde 25-30 arası düşük tutuluyor” demişti.

Büyük Britanya merkezli HSCB bankasına göre bugün 1,07 Dolar olan 1 Euro’nun en azından 1,30 Dolar olması gerekiyor. Yaklaşık 7 yıl önce 1 Euro 1,67 Dolar düzeyindeydi. Birçok AB ülkesinin krizden çıkmasının uzaması, bazılarının hala krizde olmaları, ekonomilerinin büyümemesi Euro’nun değer kaybetmesine neden olduğu gibi AMB devlet tahvillerini satın almaya başlaması da Euro’nun değerinin Dolar karşısında düşük olmasını beraberinde getirdi.

ABD’nin AB elçisi olarak görevlendirmeyi düşündüğü Ted Malloch, tam da bu çatlağa vurmaya şimdiden başladı. AB’nin bütün önde gelenlerinin elçi olarak atanmasına karşı çıktığı Malloch, BBC’de çıktığı bir açık oturumda, “neden AB elçisi olmak istiyorsunuz” sorusuna gülerek, “daha önce üstlendiğim bir diplomat görevinde Sovyetler Birliği’nin çökertilmesine katkı sunmuştum. Belki şimdi de terbiye edilmesi gereken bir birlik vardır” diye yanıt vermesi Alman politikacıları küplere bindirdi.

Euro bölgesi ve AB üzerine görüşlerini sakınmadan ifade eden Malloch, “bence Euro miadını doldurdu ve böyle devam edemeyeceği ortada” dedi. Ülkesinin AB ile ortak ticaret yapmak yerine tek tek ülkelerle ticaret yapmayı yeğlediğini söyleyen Malloch, “Tabi bu AB’nin ortadan kalkması gerektiği anlamına gelir. Ama şunu söyleyebilirim TTİP bizim için bitti ve yerine bir alternatif olabileceği hakkında söylenti bile duymadım.

‘TRUMP’IN ANLAYACAĞI DİLDEN’

Trump ve ekibinin sergilediği bu tutum karşısında Almanya’da kendi ağır toplarını cepheye sürdü. Trump’ın cezalı gümrük vergisi tehdidi ve kur dengelemesi uyarıları karşısında sessiz kalınmamasını talep eden Alman Dış Ticaret ve Toptancılar Birliği (BGA) Başkanı Anton Börner, “Gerekiyorsa siyasetçilerimiz ve işletmecilerimiz çok sert tepki vermeliler, gerekli olduğunda ABD’nin önlemlerine karşı önlem almaktan çekinmeyeceklerini ortaya koyacaklarını göstermeliler” dedi.

“Aklıselim, uzlaşmacı ve mantıklı bir politika ile onunla anlaşabileceğimizi sanmıyorum, Trump’ın anlayacağı dilden konuşmalıyız” diye konuşan Börner, “Trump gibi bir işletmecinin anladığı dil şöyle; Bak, istersen seninle acımasız bir rekabete girebiliriz ama bunu kaybeden sen olursun” dedi.

Börner’in açıklamasının ardından Alman basınında “ABD’de korumacılık dönemi” (Die Welt), “Ticaret savaşı” (FAZ), “Trump’ın saldırısı” (FAZ-Woche), “Karşı saldırıya hazırlık” (Die Zeit) gibi başlıklar gündemi belirler hale geldi. Trump’un milliyetçi “Buy American – Hire American” (Amerikan malı al – Amerikan işinde çalış”) sloganını eleştirirken “Alman mühendislik sanatı karşısında (rekabete) dayanamayan ABD’liler” denilerek gerçekte Alman milli duyguları okşanıyor ve üstü kapalı olarak “Made in Germany”nin reklamı yapılıyor.

BATININ LİDERLİĞİNİ ÜSTLENME MİSYONU…

TV’lerden yapılan yorumlarda Almanya, “serbest piyasa-rekabet-ticareti” savunan “liberal” bir ülke olarak değerlendirilirken ABD ise “gaflete düşmüş (eski) bir dost” olarak değerlendiriliyor.

Ticari ve askeri açıdan daha saldırgan bir dış politika yanlıları AB’nin (dolayısıyla Almanya’nın) “Batının liderliğini” üstlenmesinin zamanı geldiğini ileri sürüyorlar. 12 Şubat günü “Berliner Tagesspiegel” gazetesine demeç veren Münih Güvenlik Konferansı şefi Wolfgang Ischinger, “Trump beni korkutuyor” dediği açıklamasında, “kim dost kim düşman açıklamalardan bu anlaşılmıyor. Trump’ın seçilmesi, ABD’nin meşaleyi taşıdığı batı dünyasının sona erdiği anlamına geliyor” dedi.

AB’nin daha fazla sorumluluk taşıması gerektiğini söyleyen Ischinger, “Avrupa bu kaybı kapatmalı ve batının, insan hakları, özgürlük, onur ve bireyin rolü açısından bir model ve örnek olarak kalmasını sağlamalı. Bunun içinde kendinden çok emin bir şekilde davranmalı” dedi. Ischinger’e göre askeri ve ticari açıdan batının dışında başka aktörlerin de sahneye çıktığı için AB hiç zaman kaybetmemesi ve hemen rolünü oynaması gerekiyor. Tabi bunun için öncelikle AB’nin de iyi işlemesi gerektiğini söyleyen Ischinger, “Ama ne yazık ki bazı AB üyeleri Münih Güvenlik Konferansı’nda aynı masada oturmak bile istemiyorlar” diyerek (üstü kapalı olarak) bu fırsatta AB’nin de yeniden dizayn edilebileceğini belirtiyor.

ALMANYA SINIRLARINI ZORLUYOR

Özellikle iki Almanya’nın birleştirilmesinden sonra ABD ile “göz hizasında bir ilişki” sürdürme hayali Almanya açısından daha yakın bir hedef haline geldi. Dış ticaret açısından ABD ve Çin ile çok rahat boy ölçüşebilecek durumda olan Almanya genel ekonomik güç açısından ABD ve Çin’in çok gerisinde seyrediyor. Askeri açıdan da ABD, Çin ve Rusya’nın çok gerisinde olan Almanya, bu emperyalistlerle rekabet edebilmek için ekonomik ve askeri açıdan AB’yi yedeklemekten başka yolu yok.

Ne var ki AB’de Almanya’nın arzuladığı bir şekilde gelişmiyor, hatta bugünkü haliyle yok olma tehdidi altında bulunuyor. Bundan dolayı da Almanya önümüzdeki süreçte de ABD (ve diğer emperyalist ülkelerle) göz hizasında bir politika yapmaktan uzak kalmak zorunda. Bu aynı zamanda Ischinger’in de talep ettiği “AB’nin de yeniden dizayn” edilmesini de daha acil bir görev olarak Alman sermayesinin önüne koyuyor. Bu açıdan bakıldığında önümüzdeki yıllarda bütün dünya işçi ve emekçilerini zor bir dönem bekliyor.


 TRUMP’IN TEHDİTLERİNİN YASAL ZEMİNİ

Birçok ülkeyi yüksek gümrük vergisi koyarak cezalandırmakla tehdit eden ABD Başkanı Donald Trump, tehditlerini ABD hukukuna bağlı olarak yapıyor. Konuya ilişkin yasada bir ülkenin üç kriteri yerine getirmesi durumunda ABD’nin bu ülkeye karşı yaptırımları gündeme getirme hakkı olduğu yer alıyor.

Kriterler şöyle: 1- Söz konusu ülkenin ABD ile yaptığı ticaretten elde ettiği ticaret fazlalığının en azından o ülkenin GSMH’sının yüzde 3’üne denk düşmesi. 2- Söz konusu ülkenin merkez bankasının, ulusal para biriminin ABD doları karşısında değer kaybetmesi için piyasalara en azından GSMH’nın yüzde 2’sine denk düşecek düzeyde müdahale etmesi. 3-Sözü edilen ülkenin ABD’ye yıllık ihracatının ithalatından en az 20 milyar Dolar fazla olması gerekiyor.


DEVLERİN YARIŞI

Dünya’nın dört büyük ekonomisinin dış ticaret verileri

Ülke İhracat İthalat Ticaret farkı

Çin 1.890,000 1.430,000 + 460,00

ABD 1.371,48 2.442,69 – 301,57

Almanya 1.207,000 954,600 + 252,90

Japonya 581,144 547.372 + 33.772

Kaynak: www.customs.go, www.german.china.org.cn, desatis.de. Veriler milyar Euro olarak okunacak. Ulusal para birimi (Dolar, Yuan ve Yen) olarak yayınlanan veriler 12 Şubat günkü kura göre Euro olarak verilmiştir.


ABD’NİN EN FAZLA TİCARET AÇIĞI VERDİĞİ ÜLKELER

2016 yılında ABD’nin ihracat ve ithalattan doğan ticaret açığı. Milyar Dolar olarak.

Çin 347,00

AB 146,3

Japonya 68,9

Almanya 64,9

Meksika 63,2

Kanada 11,2

Kaynak: US Census / FAZ


Almanya dış ticaretini artırdı

Almanya ihracat, ithalat ve dış ticaret fazlasında yeni rekor düzeye geldi.

Federal İstatistik Dairesi (DESATİS) tarafından 9 Şubat günü yapılan açıklamada Alman işletmeleri, ihracatlarını %1,2 düzeyinde artırarak 1 trilyon 207 milyar Euro’ya çıkardı. İthalat hacminin de %0,6 artarak 954 milyar 600 milyona çıktığını bildiren DESTATİS bu verilere bağlı olarak ülkenin dış ticaret fazlasını da %5,3 artırarak 252,9 milyar Euro’ya yükseltti.

ALMANYA’NIN, AB İLE TİCARETİ ARTTI

DESATİS’in yayınladığı rapora bakıldığında Almanya’nın asıl olarak AB ile olan ticaretini artırdığı görülüyor. Alman şirketleri, AB ülkelerine toplam 707,9 milyar Euro (+%2,2) hacminde ihracat yaparken “üçüncü ülkeler” diye adlandırılan AB dışı ülkelere yönelik ihracat ise %0,2 gerileyerek 499,6 milyar Euro olarak gerçekleşti. Böylece AB’ye yönelik yapılan ihracat toplam ihracatın %58,62 düzeyine çıkarken AB dışı ülkelere yönelik ihracat ise %41,38’e geriledi.

AB ülkeleri arasında ise Euro ülkelerine yönelik ticaret asıl belirleyici oldu. DESATİS’in verilerine göre Euro ülkelerine 441,8 milyar Euro (+%1,8) hacminde ihracat yapılırken Euro dışı AB ülkelerine ise 266,1 milyar Euro (+%2,8) hacminde ihracat gerçekleşti.

İthalatta da AB ülkeleriyle yapılan ticaret Almanya açısından belirleyici oldu. 954,6 milyar Euro’luk ithalat hacminin 632,5 milyarı (%66,25) AB ülkelerinden gelirken 322,1 milyarı (%33,75) AB dışı ülkelerden tedarik edildi.

İthalatta da Euro ülkeleri Almanya için daha belirleyici oldu. Buna göre ithalatın 428,9 milyarı Euro ülkelerinden, 203,6 milyarı ise Euro dışı ülkelerden tedarik edildi.


ALMANYA 2016 DIŞ TİCARET VERİLERİ

Bölge İhracat İthalat Ticaret farkı

AB toplam 707,900 632,500 + 75,400

Euro ülkeleri 441,800 428,900 + 12,900

Euro dışı AB 266,100 203,600 + 62,500

AB dışı toplam 499,600 322,100 + 177,500

Toplam 1.207,000 954,600 + 252,900

Dünyanın en fazla ticaret yapan ülkeleri 2015

Ülke İhracat hacmi İthalat Ticaret +/-

Çin 2.274,95 1.681,95 + 593,00

ABD 1.504,91 2.307,95 – 803,04

Almanya 1.329,47 1.050,02 + 279,45

Japonya 624,94 648,49 – 23,55

Hollanda 567,22 505,81 + 61,41

Güney Kore 526,76 436,50 + 90,26

Hong Kong 510,60 559,43 – 48,83

Fransa 505,90 572,66 – 66,76

B. Britanya 460,45 625,81 -165,36

İtalya 459,07 408,93 + 50,14

Kanada 408,47 436,37 – 27,90

Belçika 398,16 375,27 + 22,89

Meksika 380,77 405,28 – 24,51

Singapur 350,51 296,75 + 53,76

Rusya 340,35 194,09 + 146,26

İsviçre 289,87 251,87 + 38,00

Tayvan 285,42 237,55 + 47,87

İspanya 281,84 309,29 – 27,45

Hindistan 267,15 391,98 – 124,83

B.A. Emirlikleri 265,00 230,00 + 35,00

Türkiye 143,90 207,20 – 63,30

Kaynak: www.statista.com. Karşılaştırma kolaylığı açısından bütün veriler ABD Doları olarak verilmiştir ve milyar olarak okunmalıdır. Bankacılık vb. mali hizmetler bu verilerde yoktur.

ALMANYA: Yedi yıl içinde ihracat fazlalığı %63,3 arttı

Yıl İhracat İthalat Ticaret farkı

2010 951,959 797,097 + 154,863

2011 1.061,225 902,523 + 158,702

2012 1.092,627 899,405 + 193,222

2013 1.088,025 890,393 + 197,632

2014 1.123,746 910,145 + 213,601

2015 1.193,555 949,245 + 244,310

2016 1.207,000 954,600 + 252,900

Kaynak: www.desatis.de. Bütün veriler Euro olarak verilmiştir.