Daimler: İşçilere saldırı

Diethard Möller

Daimler’de işçiler uzun süredir endişeyle bekledikleri haberi gazetelerden öğrendiler.

4 Şubat Pazar günü birçok gazete Daimler’in çok sayıda işyerini yok edeceğini yazdı. Daimler şefi Zetsche, sayı vermeden, elektronik otomobil üretimiyle birçok işyerinin gereksizleşeceğini bildirdi. Bu nedenle şimdiden işyerlerinin azaltılmasına başlanacak, tabi ki işçi atmadan…

Zetsche somut bir sayı belirtmediği için doğal olarak işçiler arasında işyerlerini kaybedecekleri korkusu artıyor. Zaten o da korkunun işçileri felç etmesini hedefliyor. Sayı belirtilmese de işyeri kaybının 30 bin işyerinin yok edileceğinin açıklandığı VW’daki boyutta olacağını görebilmek için müneccim olmaya gerek yok.

BR BAŞKANI DAHA İYİ KAPİTALİST ROLÜNDE

Daimler İşyeri İşçi Temsilciliği (BR) Başkanı Michael Brecht’in kendini açıkça sermayenin esas menajerlerden daha iyi bir menajeri gibi sunması ise esef verici. Stuttgarter Zeitung’da kendisiyle yapılan röportajda işçi atılacağını düşünmediğini belirttikten sonra; „ancak elektronik motoru kendimiz yapsak ve buradaki üretimi devam ettirsek dahi sonunda muhtemelen daha az işçiyle işi sürdürebileceğiz.“ demeyi ihmal etmiyor. Böylelikle uzun zamandan beri işyerlerinin yok edileceğinden haberdar olduğunu itiraf ediyor.

Cevabı tam da; „ Ey Kutsal Florian başkalarının evini yak benimkine dokunma“ şeklinde bir yalvarış. Çünkü yedek parça üretiminin dış firmalardan alınıp Daimler’in kendi işletmelerinde yapılmasını talep ediyor. Tabi ki dolaylı yollarla; fabrika içinde işletmenin kendi işçileriyle üretimin tümünü gerçekleştirmesi üzerine tartışılması gerektiğinden söz ediyor. Bu, ‚Yedek parça firmalarındakileri ‚ötekileri‘ işten at, biz sakin kalırız‘ anlamına geliyor. Polonya’da, birçok işçinin çalıştığı bir işletmenin kapatılması fikrini de ortaya atıyor. Yine çok zekice bir çözüm sunuyor: Bizi değil başka ülkelerdeki işçileri ‚ötekileri‘ işten at, biz dayanışmada bulunmayız, protesto falan etmeyiz, sesimizi çıkarmayız!

Daimler Yönetim Kurulunun karını arttırmak için bazı taşıtların tamamlanma sürecinin tümüyle Daimler’de yapılması, şimdiye kadar yapılan yedek parça firmalarından satın alınması isteğini de ekonomik açıdan değerlendirerek; ‚kimse bizim gibi kaliteli ve değerli bir üretimi bu kadar ucuza yapamaz‘ diyor. Ya başka bir yerde düşük ücretler ve işin yoğunlaştırılmasıyla daha ucuza mal edilirse? Yedek menajerler böylesi durumlarda ne yapacaklarını bilemiyorlar. Brecht’i sinirlendiren tek şey, aslında kendisi hala pazarlık sürdürmek isterken işyerlerinin yok edileceğini gazetelerden öğrenmesi olmuş.

BOYUN EĞİP DİLENMEK Mİ MÜCADELE ETMEK Mİ?

BR Başkanı Michael Brecht Daimler’deki işçi ve büro çalışanlarını daha ucuza ve daha iyi çalışacaklarını ispatlamaları gereken yardıma muhtaç dilenciler olarak görüyor. Tekel şefi Zetsche ise azaltılması zorunlu olan masraf faktörleri… Eğer üretim için daha kısa zaman harcanacak olsa Daimler’in otomobilleri daha ucuz satılacak değil. O halde söz konusu olan tekelin daha fazla kar etmesi!

Tüm değerlerin işçi ve büro çalışanları tarafından üretilmiş olduğu BR başkanının aklının ucundan bile geçmiyor. Eğer işçi ve büro çalışanları isterse üretimin durdurulabileceğini düşünemiyor bile zaten. Üretimin korkunç boyutta arttığı ve sürekli artacağından bir kelimeyle bile söz etmiyor. Üretimdeki korkunç ilerlemeye çalışma sürelerinin kısaltılmasıyla cevap verilmesi gerektiği, o da nesi? Böylesi cevapların Brecht gibi tekelin yedek menajerlerinin düşünceleri arasında yer almasını beklemek yanlış. Brecht için önemli olan Polonya’dakilerden daha ucuza ve daha iyi çalışmak. „Daha fazla rekabet, daha fazla/yoğun çalışmak ve patronun masraflarını azaltmak!“ Tekelin yedek menajerleri ancak böyle düşünebilir. Brecht bunu açıkça söylüyor: ‚Heryerde özel vardiyalarla çalışıyoruz, elimizden geldiğince üretim süresini kısaltmak için çaba harcıyoruz.‘ İşçilerin kendilerinden geçinceye kadar çalıştırılmasına aktif olarak destek verdiğini böylece itiraf ediyor. Grev denilen şeyden haberi var mı? Halbuki tam da öfkeli mırıldanmaların olduğu yer ve zamanda grev yapılabilir ve koşullar hızla değişebilir.

İŞÇİLERİN KURTULUŞU İŞÇİLERİN ESERİ OLMAK ZORUNDADIR

Yalvarmak, yakarmak işe yaramaz. Ve tekelin rekabet, düşük ücretler, daha fazla çalışma ve işin yoğunlaştırılması için çaba harcayan yedek menajerlerine, bu türden insanlara güvenilmez. İşçi ve büro çalışanları kendi kaderlerini kendi ellerine almalıdır. Değeri onlar üretiyor, onların emeği patronlara kar olarak dönüyor.

Daimler’in bir yandan ‚normal‘ otomobil üretirken diğer yandan da elektronik otomobil üretmek durumunda olduğu bu değişim/geçiş döneminde daha uzun süre işçi çalıştırmaya acil ihtiyacı var. Bu durum işçilerin ve büro personelinin eline güçlü oldukları bir araç veriyor: Grev! Fazla mesailerin ve haftada daha uzun süre çalışmanın reddedilmesi!

BR buna karşı çıkarsa bir daha onları seçmezsin olur biter. Daimlerdeki işçi ve büro personelinin şimdi ihtiyaç duyduğu yalvarıp yakaranlar ya da patronun hesabını tutanlar değil, mücadeleden yana olanlardır.

Ama en önemlisi işçilerin mücadeleden yana olmaları. Çünkü tek tek kişilerin mücadelesiyle kazanılamaz, birlik olursak güçlü oluruz. İşçiler arasında mücadele eğilimi, isteği olmazsa hiçbir şey elde edilemez. Bilindiği gibi ordusuz zafer kazanılmaz.

Mücadelede taleplerimiz açık olmalıdır:

İşyerlerinin yok edilmesine hayır!

Haftalık çalışma süreleri ücret denkleştirilmesiyle radikal olarak kısaltılsın!

Nerede olursa olsun hiçbir işletme kapatılamaz!

Dayanışma ve ortak mücadele güçlendirir!

Almancadan Türkçeye çeviren: Semra Çelik