Deniz Yücel’in tutuklanmasıyla kime hangi mesaj veriliyor?

Die Welt gazetesinin Türkiye Temsilcisi Deniz Yücel’in tutuklanması, Almanya’da beklenenden de geniş kesimleri içerisine alan protesto dalgasına dönüştü. Muhafazakar Hristiyan demokratlardan Yeşiller ve Sol Partiye kadar bütün partiler ve kesimler, Yücel’in tutuklanmasına karşı neler yapılabileceğini tartışıyor.

Cumhurbaşkanı Jocachim Gauck, Başbakan Angela Merkel, Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel verdikleri demeçlerde Yücel’in sadece gazetecilik faaliyetlerinden ötürü tutuklanmasının Türkiye ve Almanya arasındaki “yargı bağımsızlığı” farkını ortaya koyduğunu ifade ediyorlar. Uzun bir süredir Türkiye’de basına ve gazetecilere yönelik saldırılar karşısında açıklama yapan, delegasyon gönderen Alman basın örgütleri de Türkiye’deki gidişatın gazeteciler için ne kadar tehlikeli hale geldiğini anlatıyorlar.

Önceki gün 12 kentte yapılan araba konvoylarının etkisi tahmin edilenden de fazla oldu. Toplumun farklı kesimlerinden Deniz Yücel’in tutuklanması, gazetecilere suçlu gözüyle bakılmasına karşı yükselen tepki AB Konseyine kadar ulaştı. Alman Dışişleri Bakanlığı Türkiye Büyükelçisini çağırarak bilgi aldı. Diplomaside elçi çağırmak asıl olarak protesto anlamına geliyor.

HANGİ MESAJLAR VERİLİYOR?

Üç gündür söylenenler ve yazılanlar üzerinden baktığımızda Deniz Yücel’in tutuklanmasıyla AKP/Erdoğan yönetiminin Almanya’ya, gazetecilere bir kaç mesaj verildiği anlaşılıyor. Bunları şu şekilde sıralamak mümkün:

– Deniz Yücel, muhafazakar çizgideki Die Welt gazetesinin solcu temsilcisi olarak Alman kamuoyunda kısa sürede dikkat çeken yazılar yazdı. Daha önce temsilcisi olduğu Die Tageszeitung’da (TAZ) da eleştirel yazılar kaleme alıyordu, ancak etkisi Die Welt’teki kadar olmadı. Zira Die Welt’in hitap ettiği okuyucu yelpazesi daha geniş ve daha önce ulaşamadığı kesimler. Yazdıkları doğru çıktıkça Deniz Yücel de bir “Türkiye uzmanı” olarak daha popüler hale geldi, televizyon programlarına konuk olarak davet edilmeye başlandı. Muhafazakar gazetede solcu bir muhabirin barınması genellikle zor olurken, ancak Türkiye’deki gelişmeler Yücel’i haklı çıkardığı için bu sorun olarak görülmedi. Yücel, Türkiye’de olup bitenleri Die Welt üzerinden geniş kesimlere ulaştırdıkça Türkiye, yönetenlerin gözüne daha fazla batmaya başladı.

– Almanya’daki en büyük medya tekellerinden biri olan, ülkenin en çok satan gazetesi Bild’i bünyesinde barındıran Axel Springer Yayınevi’ne bağlı olarak yayımlanan Die Welt, bu açıdan ne küçük bir gazete de gözdağıyla korkutulabilir. Gazetenin birinci dereceden siyasi yakınlık Hıristiyan demokratlar olunca onlara da bir mesaj verilmiş oldu.

YABANCI BASIN SUSACAK MI?

– Türkiye’de eleştirel yazılar yazan gazetecilerin ve medya organlarının başına gelenler biliniyor. İçeride ve dışarıda en küçük eleştiriye tahammül edemeyenler, bu yolla yabancı gazetecileri de susturma niyetinde olduklarını göstermişlerdir. Bunu yaparken aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Deniz Yücel seçilmiştir. Zira Türkiye vatandaşı olması hemen sınır dışı etme yerine, hakkında dava açılmasını olanaklı hale getiriyor. Yücel’in tutuklanması belki Türkiye içinden yapılacak haberler üzerinde etkili olabilir, ancak Türkiye dışından yapılacak eleştirilerin dozajını daha da yükseltecek. Alman basınında yer alan haber ve yorumların çoğunda Yücel’in tutuklanmasının Türkiye’nin ne hale geldiğini görme açısından önemli olduğuna işaret ediliyor. Başka bir deyişle AKP’nin Avrupa’daki kredisi bir puan daha düşmüş durumda.

MÜNİH’TE BAŞKA, ANKARA’DA BAŞKA MI?

– Önceki gün İstanbul’dan yazan Der Spiegel Muhabiri Maximilian Popp haberinin spotuna “Gözlemcilere göre, Erdoğan gazetecileri Berlin’e karşı baskı aracı olarak kullanacak” cümlesini yerleştirmiş. Bunu da gerilimli olan Türk-Alman ilişkilerine bağlamış

YÜCEL ÜZERİNDEN PAZARLIK MI YAPILACAK?

Evet, Türk-Alman ilişkileri uzun zamandan beri gerilim hattında, ancak diyalog da sorunsuz şekilde devam ediyor. 2 Şubat günü Ankara’ya giden Merkel, Erdoğan ve Yıldırım ile görüşmüştü. Basın ve düşünce özgürlüğü konusundaki eleştirilerini yüksek sesle ifade etmişti. Yücel’in tutuklanması Merkel’in kaygılarının ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Der Spiegel’de yer alan başka bir yazıda Almanya ile Türkiye arasında Deniz Yücel’in üzerinden bir görüşme ya da pazarlık Münih’teki NATO Güvenlik Konferansında yapılmış. 17 Şubat’ta Merkel ile Yıldırım arasında yapılan görüşmede, Yücel’in serbest bırakılması gerektiği Merkel tarafından iletilmiş. Buna karşılık aldığı mesaj, “Deniz Yücel tutuklanmayacak, sınır dışı edilecek” olmuş.

Merkel’in tutuklama karşısındaki şaşkınlığı biraz da verilen mesajın tersine bir sonucun olmasından kaynaklanıyor. Şimdi Deniz Yücel üzerinden her iki ülke arasında yeniden pazarlık mı yapılacak? Yücel’in özgürlüğü bazı siyasi ya da ekonomik tavizlerle mi sağlanacak? Yanıtları belirsiz sorular. Ama yazdıklarından tanıdığımız Deniz Yücel, kendisi üzerinden temel hak ve özgürlüklerin pazarlık masasına yatırılmasına açık olarak karşı çıkar.

HER ŞEY ORTADA, YAPILACAK ÇOK İŞ VAR

Alman vatandaşı ve Alman gazetesinin temsilcisinin tutuklanması, doğal olarak Almanya’da Erdoğan ve AKP karşıtlığını zirveye çıkarmış durumda. Bir gazetecinin yaptığı haberlerden ötürü öyle kolay anlaşılacak gibi değil. Bu atmosferde Erdoğan’ın Almanya’ya gelip referandum kampanyası yapacağı ileri sürülüyor. Bu ihtimal Yücel’in tutuklanmasıyla daha azalmış durumda. Gelse bile göreceği çok şey olacak. Zira, sessiz sedasız karşılanmayacağı ortada…