Kadınlar ne istiyor, OHAL’den nasıl etkileniyor, neden HAYIR diyor?

Türkiye’de OHAL çerçevesinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle kapatılan Hayat Televizyonu Ekmek ve Gül programı yapımcı ve sunucusu, Evrensel Gazetesi köşe yazarı ve kadın sayfası ditörlerinden Sevda Karaca, Türkiye’deki son gelişmelere, referandum sürecine dair sorularımızı yanıtladı:

Pelin Şener

Referandum kadınlar açısından ne anlama geliyor?

Sevda KARACASevda Karaca; Biz Türkiyeli kadınlar, darbe anayasalarının özellikle kadınların eşitlik haklarını sınırlayan, demokratik hak taleplerini kısıtlayan, yaşamsal taleplerini görünmez kılan içeriğinin yarattığı sorunları 35 yıldır yaşıyoruz. Çünkü 35 yıldır darbe anayasası ile yönetiliyoruz. Ancak AKP’nin bugün önümüze getirdiği değişikliklerin bu “darbe anayasası”nı iyileştirecek hiçbir yanı olmadığı gibi, bizi darbe koşullarının hiç bitmeyeceği bir “tek adam” rejimine mahkum etmek istiyor. Bu değişikliği savunanlar “partili cumhurbaşkanlığı”, “Türk tipi başkanlık”, “yeni anayasal düzen”, “vesayeti ortadan kaldıran değişim”, “yeni bir hükümet sistemi” gibi her seferinde farklı bir ad koyuyorlar yapılana. Adına ne derlerse desinler 18 maddelik değişiklik tüm zamanlarda, tüm dünyada “tek adam rejimi” olarak adlandırılan özellikler taşıyor. Biz kadınların 35 yıllık anayasa değişikliği talebi kabul edilemeyecek yöntemlerle, ve üstelik içeriğiyle ilgili hiçbir bilgi olmaksızın meclisten geçirildi. Anayasa değişikliğinin nasıl bir memleket tablosu içerisinde yapıldığına, adeta bir oldu-bittiye getirilerek halka oylatma girişimlerine bakarak bile diyebiliriz ki, bu değişiklik kadınlara ülke siyasetinde sadece “masaya konulacak kart” rolü veriyor. Kadınlara sorulmuyor, anlatılmıyor, beklentileri ve talepleri dinlenmiyor. Sadece bu anayasa değişikliğine “hayır” diyenlere değil, “evet” demeyi düşünen kadınlara da sorulmuyor. İktidarı destekleyen kadınlar da bu süreçten tamamen dışlanmış ve adeta sandık savaşlarına piyon kılınmış durumda. Tüm bu nedenlerle bu değişikliğin kadınların siyasette daha etkin hale getirilmesinin bir adımı olamayacağını söyleyebiliriz.

Teklif tamamen kişiye, yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’a özel hazırlandı. Taslağa göre cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisiyle ilişiği kesilmeyecek. Yani Erdoğan, AKP Genel Başkanı olacak. Milletvekillerini tek tek belirleyecek. Böylece hem başkan olarak yürütmeyi, hem de genel başkan olarak yasamayı kontrol altına alabilecek. Buna medya ve sermaye gücü de eklendiğinde, görülen o ki; başkanlık sistemi yasalaşırsa; ülke, tek adamın baskıcı kontrolünde, otoriter bir rejimle idare edilecek.

-Kadın örgütleri referandumla ilgili düşünüyor, ne tür çalışmalar sürdürüyor?

-Kadınlar yıllardır eşitlik ve özgürlük için bir araya geliyor, yerel platformlarla, özel sorunlara ilişkin kurdukları örgütleriyle mücadele ediyorlar. Türkiye’de kadınlar lehine yasalar kadınların büyük mücadeleleri sayesinde çıkarıldı. Son 10 yıldır ise kadınların hem kağıt üzerindeki kazanımlarına hem de yaşamlarına çok fazla müdahale gördük. Bu müdahaleler kadınların en temel haklarını “sorgulamaya açık”, en geri değerleri “makbul” hale getirirken kadınların daha iyi bir yaşam, eşit bir varoluş, herkes için güvenli bir gelecek talebi “meşru olmayan talepler” gibi imlendi. Kadınlarsa, bütün ayrıştırma çabalarına rağmen bir araya gelmeyi ve ortak sorunları için birlikte hareket etmeyi başardılar.

Bugün kadınlar, iktidarın kutuplaştırma ve ayrıştırma politikası üzerine kurulu olan “referandum” siyaseti karşısında “bu anayasa değişikliği bizim en temel yaşamsal sorunlarımızı nasıl etkileyecek?” sorusuna birlikte cevaplar arayarak tartışıyorlar. Kadınların en temel sorunlarının çözülemediği bir sistem tek adamlık rejimi lehine değiştirildiğinde kadınlar mücadelenin daha fazla enerji ve daha fazla çaba gerektiğinin farkındalar. Bu nedenle adına kimi zaman “Hayır Diyen Kadınlar” diyerek, kimi zaman yereldeki en temel sorunlar olan işsizlik, şiddet, yaşam koşullarının ağırlaşması üzerinden bu değişikliği tartışıp “hayır komisyonları” kurarak çalışmalar yapıyorlar. Türkiye’nin içinden geçtiği dönemin en önemli sorunlarından biri ayrıştırma, kutuplaştırma, ötekileştirme, düşmanlaştırma olduğu için kadınlar ortak sorunları etrafında ayrışmadan, kutuplaşmadan tartışabilmenin, birbirini anlayabilmenin, dinleyebilmenin ve birlikte hareket edebilmenin yollarını arıyorlar.

Araştırma sonuçları ve anketler de gösteriyor ki kadınlar, tüm toplumsal kesimler arasında bu anayasa değişikliğine en sorgulayıcı yaklaşan kesimlerden biri. Kadın hareketi de bu sorgulayıcı yaklaşımdan ortak bir hareket, yeni bir gelecek inşası çıkarmak, kadınların kendi yaşamlarına ve geleceklerine sahip çıkan, iradesini hiçbir adama devretmeyen mücadelelerini ortaklaştırmak için çabalıyor. Bu konuda uluslararası desteğe, sözümüzü görünür kılmak için farklı ülkelerdeki kızkardeşlerimizin de dayanışmasına çok ihtiyacımız var.

-Bu yıl 8 Mart’ı hangi taleplerle kutlayacaksınız? Kitlesel eylem ve gösteriler olacak mı?

-Geçen 8 Mart’tan bu yana hayatlarımızı hedef alan saldırılar hız kesmedi, hayatlarımıza bombalar düştü, çocuk tecavüzcülerini affetmek ve kız çocuklarını evlendirmek istediler. „Boşanma komisyonu“ kadınların özgürlüğüne, kendi hayatlarına yön verme ve nafaka haklarına göz dikti. Şiddet ortamında geçen bir yılın sonunda 6 ayı aşkın süredir içinde bulunduğumuz OHAL ile hayatlarımız üzerindeki erkek egemen baskı ve denetimi artırıldı. Kadınlar bu olağanüstü halde olağanüstü korumasız ve güvencesiz bırakıldı. Şiddet, kadın cinayetleri, lgbti+lara yönelik nefret suçları hız kesmedi. Şiddet yaşadıklarında ulaşmaları gereken kurumlar işlemez hale geldi, kadın dernekleri kapatıldı, KHK’larla bir gecede sayısız kadın işsiz kaldı. Biz kadınlar ise umutsuzluğa teslim olmaktansa dayanışmayı, birlikte güçlenmeyi yeğledik. Hepimizin hayatlarını derinden etkileyecek Anayasa değişikliğinin önümüze getirilmekte olduğu şu günlerde sokaklardan ve birbirimizden vazgeçmiyoruz.

Daha iyi bir yaşam ve güvenli gelecek!

Bu yıl 8 Mart anayasa değişikliğinin oylanacağı referandum sürecinin en önemli kavşaklarından biri olacak. Kadınların daha iyi bir yaşam, güvenli bir gelecek, demokratik bir ülke talebini kitlesel biçimde dile getirmesi korkuyla, sindirmeyle, savaşla ve güvencesizlikle tüm bir halkı kendi projesine dayanak etmek isteyen iktidar karşısında tüm halk kesimlerine güven verecek. Ülkenin büyük resimdeki siyasi tartışmalarının kadınların ve çocukların yaşamsal kaygılarının üstünü örtmesine izin vermeden, yaşadığımız şiddetin, yoksulluğun, işsizliğin, güvenceden yoksunluğun yüksek sesle dile getirildiği bir 8 Mart sürecine hazırlanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki “büyük” tartışmalar arasında görünmez kılınan her bir derdimiz biz kadınların hangi dünya görüşünden, hangi partiden olursak olalım ortaklaştığı temel noktalar.

Geleceğimize sahip çıkmak için HAYIR!

Almanya’da kadın örgütleri Türkiye’deki hak gasplarına karşı dayanışma içerisinde oldular. Gazetecilerin, akademisyenlerin, politikacıların tutuklanması, işten atılması, gazetelerin televizyonların, derneklerin kapatılması gibi çok yönlü saldırılara karşı açıklamalar yaptılar. Eylemlerine konu ettiler. Bu dayanışma halen de sürüyor. Bu süreçte Almanya’da ki kadınlara ve kadın örgütlerine mesajınız var mı, neler söylemek istersiniz?

Almanya’daki kızkardeşlerimizin Türkiyeli kadınların yaşamsal kaygılarının ve mücadelelerinin ortağı olduğunu biliyoruz. Yaşadıklarımıza ilişkin oradan yükselen her ses bize moral ve motivasyon kaynağı oluyor. Bu 8 Mart sürecinin Türkiyeli kadınlar için böylesi önemli bir kavşak olduğu gerçeğinden hareketle şunu söyleyebilirim:

İktidar, adı “sivil toplum örgütü” olan ama kendisine göbekten bağlı çeşitli kurumları, özellikle de fonladığı kadın örgütlerini ülke dışında “lobi faaliyeti” yapmak üzere görevlendirmiş durumda. Özellikle batılı ülkelerdeki kadın koalisyonları, kadın ağlarını söz konusu anayasa değişikliğinin “daha demokratik bir Türkiye inşası” anlamına geldiğine, yapılanın “terörle etkin mücadele için” gerçekleştirildiğine ikna etmek için “kadın görevliler” atamış durumda. Ayrılan büyük bütçeler ve fonlarla “bilgilendirme ziyareti” adı altında yapılacak her etkinlikte Türkiyeli kadınların bu değişikliğie onay verdiği yalanını ifade edecek olan bu sözde kadın örgütlerine, kadın temsilcilere gerçeği ortaya çıkaracak sorular sorulmasını rica ediyoruz.

Daha güçlü bir Türkiye” imajının size yaşadığınız ülkede sağlayacağı güven duygusu elbette çok önemli. Ancak “daha güçlü, daha istikrarlı bir Türkiye” için sizden “evet” isteyenlerin inşa ettikleri rejimin, hepimiz için daha fazla kaos, daha fazla güvensizlik, daha fazla istikrarsızlık yaratacak bir rejim olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Almanya’da yaşayan tüm kızkardeşlerimizi de ortak geleceğimize sahip çıkmak ve birlikte güçlü olmak için “hayır” demeye çağırıyoruz.


EŞİT GÜVENLİ VE ÖZGÜRCE BİR YAŞAM İÇİN KADINLAR HAYIR DİYOR

16 Nisan’da yapılacak Anayasa referandumu Almanya’da yaşayan Türkiyeliler açısından da önem taşıyor. Almanya’da 27 Mart tarihinden itibaren oy kullanmaya başlanacak referandumla mevcut Anayasanın 18 maddesi değiştirilmek isteniyor. Sandıktan çıkacak sonuç, Türkiye’nin geleceğini ve halkın yaşamını derinden etkileyecek. Almanya Göçmen Kadınlar Birliği referandumla ilgili bir açıklama yaptı.

Açıklama şöyle: „Almanya’da yaşayan Türkiyeli kadınlar olarak yaşanan gelişmeleri kaygıyla izliyoruz. Bu durumun ayrıştırma, kutuplaştırma, düşmanlaştırma şeklinde bize yansımasına tanık oluyoruz. 16 Nisan’da oylamaya sunulan tasarının daha fazla kaos, daha fazla güvensizlik ve daha fazla istikrarsızlık yaratacağını düşünüyoruz.

Göçmen Kadınlar Birliği olarak, kadınların özgürlüğünü elinden alan, kazanımlarını yok sayan OHAL’e, Anayasa’ya HAYIR diyor ve Almanya’da oy kullanacak herkesi referandumda HAYIR demeye çağırıyoruz. Çünkü yaşamımıza müdahale edilmesini istemiyoruz. Çünkü hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı çıkıyoruz. Çünkü başkanlık sisteminin ne anlama geldiğini, hepimizin hayatını nasıl tehdit edeceğini biliyoruz.

Referanduma da, köleliğe de, sömürüye, şiddete, taciz ve tecavüze de HAYIR diyoruz. Sokaklarda rahatça dolaşabilmek, emeğinin karşılığını alabilmek, düşüncelerini rahatça ifade edebilmek, özgürlük ve eşitlik isteyen kadınların haklı taleplerini destekliyoruz. İşçilerin, emekçilerin toplusözleşme, örgütlenme hakkı, Kürt sorununun eşit haklara dayalı demokratik çözümü, kadınların hak eşitliği, inanç özgürlüğü, toplumun tüm çeşitliliğiyle haklarıyla birarada yaşamasının güvencesi olan laikliği, gençlerin geleceği, halkın egemenliği, hak ve özgürlüklerin kullanılması için mücadele edenlerle dayanışma içinde olduğumuzu açıklıyoruz.“