Milliyetçiliğin Recep İvedik hali

Recep İvedik 5 filmi Türkiye’de olduğu gibi Avrupa ülkelerinde de izleyici rekorları kırıyor. Sadece Almanya’da ilk haftada 182 bin 864 kişi filmi izledi. Kalitesizlikte ve bayağılıkta öncekileri aratmayan filmin beşinci serisine damgasını vuransa milliyetçilik olmuş.

Türkiye sinema tarihinde en çok izlenen filmlerden Recep İvedik serisinin beşincisi Türkiye ile eş zamanlı olarak Almanya ve diğer Avrupa sinemalarında da gösterime girdi. İvedik, Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da yine izleyici rekorları kırıyor. Almanya’da toplam 102 salonda gösterilen film, vizyondaki pek çok filmi geride bırakarak en çok izleyici toplayan filmler listesinde 3. sıraya yerleşti.

BİR TÜRK DÜNYAYA BEDEL!

Peki bu kadar ilgi gören, izleyici toplayan Recep İvedik 5 nasıl bir film, çok kaliteli olduğu için mi bu kadar ilgi görüyor?

Filmin hikayesi özetle şöyle: Balkanlarda bir spor turnuvasına katılacak Türk olimpiyat takımını götüren otobüsün şoförüyken, kafilenin başına geçen Recep İvedik, hastalanan erkek sporcuların yerine kamyoncu arkadaşlarıyla birlikte yarışmalara girer. Kaba saba ve kimsenin adam yerine koymadığı ekip, büyük bir milli motivasyonla rakiplerini ezer geçerler ve Türkiye’nin ne kadar büyük bir ülke olduğunu dosta düşmana gösterirler.

Daha önceki Recep İvedik filmlerinde olduğu gibi, küfürden geçilmeyen ve daha çok da 15 yaş altı çocuklara hitap eden esprilerden oluşan film, bu sefer içinden geçilen siyasi dönemin ruhuna uygun olarak milliyetçi mesajlarla doldurulmuş. Basit bir spor yarışması hikayesinden ilkel ve koyu bir milliyetçilik çıkarmayı başaran Recep İvedik, Türkiye halkının aklı ve vicdanını yıllardır zedeleyen milliyetçi klişelere yaslanarak kendince prim toplamaya, izleyicinin milli gururunu okşamaya çalışıyor. Filmden çıkan insanın kafasında kalan, geleneksel Yunanistan düşmanlığı, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” veya “Bir Türk dünyaya bedeldir” türünden kin ve nefret körükleyen mesajlar oluyor.

Güya Türk milletini yüceltmek adına Yunanlılara, Ruslara, Bulgarlara veya Almanlara yönelik savrulan küfür, hakaret ve aşağılamanın sinema salonlarındaki izleyiciden alkış alması ise işin asıl üzücü ve düşündürücü tarafı. Recep İvedik bu yönüyle, siyasi iktidarın yürüttüğü milliyetçi kampanyaya kültürel açıdan önemli katkılar sunuyor ve bir yandan da iktidarın oluşturduğu bu milliyetçi atmosferin rüzgarını arkasına alıyor. Tabii filmde Recep İvedik’in bazı maçları hile hurda yaparak kazanması Türklük adına utanılacak manzaralar yaratsa da, akılda kalan diğer milletlerden ne kadar üstün ve güçlü olduğumuz fikri oluyor!

‚SIRADAN HALKIN‘ MUCİZESİ

2008 yılında başlayan Recep İvedik serisi, Türkiye sinemasının ilginç bir fenomeni. Bu fenomen sadece sinema dünyasıyla da sınırlı değil, bunun siyaset dünyasındaki karşılığı bir başka Recep’in (Recep Tayyip Erdoğan’ın) başında olduğu AKP!

AKP’nin siyaset alanında ortaya koyduğu “elitlere, entelektüellere karşı tabanın, sıradan halkın sesi olma” imajı ve inanç, milliyetçilik vb. gibi ‚alt tabaka’nın kolayca anlayıp etkileneceği olgulara yaslanma çabasıyla Recep İvedik karakteri birçok açıdan büyük benzerlikler gösteriyor. İçi boş olmasına rağmen milyonlarca insanı izleyicisi yapan İvedik gibi Erdoğan ve AKP de benzer şekilde geniş bir kesimi etkileyip oyunu toplayabiliyor.

Halktan kopuk siyasetin, halka yabancılaşmış aydın ve entelektüellerin, bürokratik yozlaşmanın vb. geniş halk kesimlerinde yarattığı alerjiyi suistimal ederek iyi değerlendirmek her iki Recep’in de ortak başarısı bir bakıma. Eşitsizlik, sömürü, ayrıcalık vb. birikmiş sosyal çelişki ve problemlerin yarattığı tahribatı kullanarak alt tabakaya, garibanlara umut ve moral veren, gerçekte olmasa bile onlara değer verip yücelten bu yaklaşım siyasette de, beyazperde de karşılığını buluyor yani. Ama ne var ki, bu türden dönemsel başarılar, yapılanın kalitesizliğini, düzeysizliğini ve sonuçta yine en çok da alt tabakaya, hiçbirşeyi olmayan emekçilere zarar vereceği gerçeğini değiştirmiyor. Evet toplumda adam yerine konmayan, itilip kakılan geniş halk yığınlarının umuda, morale, pas pas edilmekten kurtulmaya ve değer verilmeye tabii ki ihtiyacı var; ama bunun yolu başka milletleri, başka inanç veya mezhepleri aşağılamaktan ya da aydınları bilim insanlarını kafa emekçilerini yadsıyıp düşman görmekten geçmiyor. Her iki Recep’in ve birinin sinemada birinin siyasette ortaya koyduğu ürünlerin asıl tehlikeli ve kabul edilmez özelliği de halkı bu yola sokma çabasında kendini gösteriyor.