AB’de ‚Polonya çatlağı‘

9 Mayıs’ta 60. kuruluş yılını kutlayacak olan Avrupa Birliği’nde (AB) krizler bitmek bilmiyor. Önceki gün Brüksel’de yapılan AB Zirvesi’nde, Polonya hükümeti itiraz ettiği halde Polonya vatandaşı Donald Tusk’un AB Konseyi Başkanı olarak seçilmesi, AB ile Polonya ilişkilerinin bundan sonra daha fazla gerileceğini gösteriyor.

Perşembe günü Brüksel’de yapılan AB Zirvesi’ne adeta Polonya’nın, vatandaşı Donald Tusk’un AB Konseyi Başkanı seçilmesine itirazı damgasını vurdu. Almanya’nın başını çektiği ülkelerin Tusk’in ikibuçuk yıl daha Konseyi Başkanlığı görevini sürdürmesi yönündeki önerisine, Polonya’dan itiraz geldi. Polonya Başbakanı Beata Szydlo, ülkesinin onayı olmadan Tusk’un AB Konseyi Başkanı seçilmesinin çok ciddi sorunlara yol açacağını belirterek son ana kadar itirazını sürdürdü. Zirve öncesinde Polonya tarafından Tusk’un seçilmemesi için ülkeler arasında yapılan diplomatik girişimler ise sonuç vermedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Szydlo’yu ikna etmek için yaptığı görüşmeden ise uzlaşma çıkmadı.

Ardından yapılan AB Zirvesi’nde Polonya’nın karşı çıkmasına rağmen, Tusk 27 üye ülkenin desteğiyle yeniden AB Konseyi başkanlığına seçildi. Polonya’nın kendi vatandaşı Tusk’un yeniden konsey başkanlığına seçilmesine karşı çıkmasının arkasında asıl olarak iç politik hesaplardan kaynaklanıyor.

Daha önce Polonya başbakanı olan Tusk, liberal-muhafazakar görüşleriyle tanınıyor ve anamuhalefet partisi Yurttaş Platformu (PO) üyesi. Polonya’da iktidarı elinde tutan milliyetçi-muhafazakar Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) ise Tusk’u iç politik gelişmelere müdahale etmek ve darbe planlamakla suçluyor.

PiS Genel Başkanı Jaroslaw Kaczynski, Tusk’u 2010 yılında uçak kazasında ölen ikizi Lech Kaczynski’nin ölümünde Tusk’un „ahlaki sorumluluğu“nun olduğunu savunuyor. Bu nedenle kesin olarak Tusk’un AB Konseyi başkanlığına yeniden seçilmesine karşı çıkıyordu.

POLONYA’NIN YENİLGİSİ GERİLİMİ ARTIRIR MI?

Milliyetçi-muhafazakar Polonya hükümetinin karşı çıkmasına rağmen Tusk’un konsey başkanlığına seçilmesinin bundan sonra bu ülkeyle AB ilişkilerini önemli derecede zayıflayacağı ileri sürülüyor. Başbakan Szydlo’un son anda zirveyi terk etmekten vazgeçtiği iddia ediliyor. Szydlo daha sonra yaptığı açıklamada „Prensipler bizim için kutsaldır“ diyerek geri adım atmayacaklarının mesajını vermişti. Ancak buna rağmen AB’ye karşı ne yapılacağı belirsizliğini korumaya devam ediyor.

Tusk’un yeniden seçilmesine en büyük desteği veren Merkel, kararın arkasında olduğunu belirterek, “Tusk Polonyalı biri olduğu seçilmedi, kişi olarak seçildi. Bu nedenle Almanya olarak Tusk’un görev süresinin uzatılmasına destek verdik” dedi.

AB anlaşmalarına göre, seçilecek kişilere geldikleri ülkelerin itiraz etmesi durumunda ne yapılacağı belirsiz. Kişiler, AB üyesi ülkelerin salt çoğunluğuyla seçiliyor. Bu nedenle, geldiği ülkenin itiraz etmesi durumunda bile bu karar işlemeye devam ediyor.

Polonya basınında yer alan haberlere göre, Tusk’un seçilmemesi için yapılan pazarlıklarda Polonya’nın AB kararlarını veto etmek için ayrıcalık talep ettiği ifade ediliyor. Bunların başında ise ekonomi politikaları, AB savunma politikası ve AB ile ilişkilerde politika değişikliğinin olması durumunda veto hakkı geliyor. Ayrıcalık talebi önümüzdeki dönem Polonya’nın birçok konuda AB tarafından alınacak kararlara itiraz edebileceği anlamına geliyor. Polonya, AB içerisinde İngiltere ile birlikte ABD eksenine yakın duran ülkeler arasında yer alıyor. Polonya zirvenin sonuç bildirisini imzalamadı