Diyarbakır’dan Newroz izlenimleri

Ali Çarman/Diyarbakır

İnsanlık tarihinde zorbalığa karşı en eski direniş ve başkaldırı günlerinde biridir Newroz. Bilinir, Tarihin derinliklerinde günümüze ulaşan Newroz’un ortaya çıkış temelinde köleliğe karşı durmak vardır. Bunun içindir ki sömürücü egemen sınıflar bu günde korkup, nasıl olur da Newroz’u yasaklarız arayışlarına girerler. Yalan ve tehditler ortalı yerde dolaşır durur. Lakin! Yalan, Dünyanın neresinde doğruyu yenebilmiştir.

Diyarbakır sokakları

Bir grup arkadaşımızla iki yılı aşkın bir süredir yoğun bir saldırı ve yıkım altında olan sokakları gezelim dedik. Mardin Kapı, Dağ Kapı, Keçi Burcu, Sur Dibi’ne ulaşmak istiyoruz. Ancak bu pek mümkün görünmüyor. Her yan polis kaynıyor. Fotoğraf çekiyorsunuz hemen başına polis dikilmekte. Neden çektin, kimsin, ne arıyorsun buralarda, başka işin yok mu soruları peş peşe sorulmakta.

Kadınlar ve çocuklar kendilerinden çok büyük olan özel arabalarla kağıt toplamakta veya isterseniz pazarda bir kaç kuruşa yükünüzü taşımak istemekte.

Dört Ayaklı Minare’ye, sevgili Tahir Elçi’nin katledildiği yeri görmek istedik. Ama nafile! Kocaman beton kalıplar perde olarak çekilmiş, buralar yasak bölge diye geri çevriliyoruz. Yetmedi, bir de tehdit edildik. Bizde yüzümüzü güneşe çevirerek mümkün olduğunca ara sokaklarda dolaşmaya bakıyoruz.

Bütün resmi dairelerin önü beton ve çelik bariyerlerle kaplı. Her köşe başında bir TOMA. Sokaklarda işgal edilmiş bir kent havası görüntüleri var.

Surlara yakın bir yerde dar sokak arasında, ‘Sen de bir salavat getir’ pankartları sorduğumuzda, buralarda son iki yıldır Hizbullahçı yapıların özel olarak teşvik edildiğini öğrendik. Bir yanda bu görüntüler diğer yanda hayat bütün hızıyla devam etmekte.

Newroz arefesinde tertip komitesinin ve onlarca kişi toplu halde şehir merkezinde davul-zurna eşliğinde halka seslenerek bildiriler dağıtmaya çalıştığı sıralarda önünüz defalarca polislerce kesildi. Newroz çağrısının dışında bir şey dağıtamazsınız! Bize bunlar söylenirken yüz metre kadar ileride evet bayraklarıyla donatılmış AKP’nin otobüsünde yükselen; „Tek millet, tek bayrak, tek vatan“ nidalarını işitiyoruz. Tam bir ikiyüzlülük!

Hinrich Schultze

Basın mesupları da halkı ziyaret gezmesinde yer almakta. Polisler dünyayı biz yarattık havasında ve yüzlerindeki gerginlik hemen dikkat çekmekte. Ofis semtindeki dört yol ağzında polisler aniden içimizden Alman gazeteci, Hinrich Schultze’yi engelleme çabalarına rağmen darp ederek aldılar. Bu esnada bir diğer polis „Bunlar ajan.. Ülkemizi karıştırmak için buradalar“ diye ağzı köpürürcesine bağırmakta. Polis, „Bizim fotoğrafımızı çektin, sen sende gel“ diye başkalarını da almaya çalışınca araya kadınlar girerek engellediler.

Gazeteci Hinrich Schultze alınınca Kürt kadınları „O bizim misafirimiz onu almadan buradan ayrılmayız“ dediler. Yaşlıca bir amca polislere kızarak „Utanmıyor musunuz yaptıklarınızda, misafire böyle davranılır mı“ diye tepki gösterdi. Yarım saat sonra gazeteci arkadaşımız bırakılınca alkışlarla birlikte eylem devam etti.

İki gün boyunca referandum ve Newroz üzerine yaptığımız sohbetlerden çok şeyler öğrendik. Konuşabildiğimiz her kişi 2013’lere yeniden dönülmeli vurgusunu yaparken, refendumda hayır oyu kullanacağını ve Newroz’un çok iyi geçeceğine dikkat çekiyordu.

Newroz’a uyanmak

Ve Newroz sabahı… AKP tarafında belediyelere kayyım atandığı için halk kendi olanaklarıyla baş başa kalmış. Engelleyici bu tutuma rağmen; Kürt halkı ve dostları yediden yetmişe büyük bir sevinç ve heyecanla gruplar halinde alana yürümekteler. On kilometrelik yol boyunca çok güzel görüntüler var. Bu tablo karşısında insanın kalbi kafesinde parçalanacakmış gibi çarpıyor. Özellikle gençler ve çocuklar „Her Biji Newroz“ diye diye bir an önce alana varma telaşında. Büyük çoğunluğunun elinde üzerinde Kürtçe-Türkçe Na/Hayır yazılı yeşil, sarı ve kırmızı bayraklar. Kiminin elinde ise demet demet bahar günlerinin nergis çiçekleri.

130 bin metrekarelik Newroz park alanı çepeçevre bariyerlerle kaplanmış. Tam teçhizatlı binlerce polis tetikte çevreyi gözetlemekte. Yedi kapıdan insanlar ikişer defa tek tek aranarak alana alınmakta.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP’nin benden olmayan herkes düşmandır politikaları ile yaratılan gerginlik sonucu gözleri öfke, yürekleri kinle dolu polislerin gayri insani tutumu ile sabahın erken saatlerinde Newroz’a kan bulandı. Malatya’da Newroz için yola çıkan üniversite öğrencisi olan Kemal Korkut sudan bahanelerle katledildi.

Saat on sıralarında bizlerde ana giriş noktalarında birisine geldik. Burası oldukça kalabalık. Polisler sanki iki saat önce bir kişiyi katletmemiş, hala tehditkar, hala biz her şeye müktediriz havasında. Bir çocuk kulağımıza abey sabah bir kişi öldürülmüş diye bilgilendirdi. Emek Partisi genel başkanı Selma Gürkan, MYK üyesi Yusuf Karataş ile zor bela iki kontrol noktasına aşarak içeri alındık.

Em di bejin Na..Naa…Naaa

Alanın dört tarafına yerleştirilmiş hopörlerlerden Dersim Şavaklı Ayşe acılı sesi geliyor. Çok fazla zaman geçmeden alan boydan boya doldu. Protokol mensupları, dört yüz kadar basın mensubu, görevliler herkes yerini aldı. Valilik saat 11 ile 15 arası izin verdiği için Newroz programı saygı duruşu ile başlatıldı.

Kürt coğrafyasının dört bir yanına direniş selamı gönderilerek kültürel program sırası geldikce sunuldu. Alanda gençler tarafında atılan sıloganlara ve açılan pankarta sahneden zorunlu duyurular yapıldı. Ancak bu uyarılar haklı olarak çok fazla dikate alınmadı.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) eşsözcüsü Onur Hamzaoğlu’nun insanlığın ilerlemesinde büyük bir öneme sahip olan 17 Ekim devriminin yüzüncü yılına atıfta bulunması alkışlarla karşılandı. HDP sözcüsü Osman Baydemir’in konuşması ise alanda en çok alkış alan konuşma oldu.

Miting alanının tam ortasında bulunan ve 20 ton odunda oluşan Newroz ateşini anneler tutuşturdu. Bu an aynı zamanda coşkunun doruklarda seyrettiği an. Gençler üzerindeki bazı elbiseleri ateşe fırlatıp niyet tutmaktalar. Burada selfi yapanlar, ateşin gözüne gömülenler, ayrılmak istemeyenler ile dost düşman herkese bizler ölmedik buradayız demekteler. Şimdi sormak gerekir acaba Ortadoğunun kaç yerinde böylesine kitlesel ve coşkulu gösteriler gerçekleşmekte!

Kürt halkının her türden istemlerini yok sayarak, terör bahanesiyle kendilerine biat etmesini istiyenler bir kez daha yanıldılar. Yüzbinler hep bir ağızdan Na..Naa..Naa diye tempo tuttular. Halkımız böylece, seçimlerde Kürtlerin ne yapacağı belli olmaz dedikodularını yerle bir etti. Dedikodularla gerçekler karartılamaz.

Geçmiş yıllarda; Newroz, zaman oldu bayram havasında geçti. Zaman oldu, politikleşerek bir hesaplaşma, meydan okumaya döndü. Politikleşen her Newroz ise egemenler cephesinde gedikler açmıştır. Kürt özgürlük mücadelesinin kalbi durumundaki Diyarbakır Newroz’unda bu gerçeklik bir kez daha güneş misali karanlığı parçalayarak tarihteki yerini aldı. Kürt halkı hayatta kalabilmek için korkuyu kendine yasaklamış. Böyle olunca da korku gidip egemenleri sarmalamış.

Amed Newroz’u özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinde yeni bir umut oldu. Umudumuzu diri tutan halkımızın önünde saygı ile eğiliyoruz…