Orta eriyor – alt büyüyor – en üst zenginleşiyor

“5. Yoksulluk ve Zenginlik Raporunu” yayına hazırlayan Federal Hükümet son düzeltmeler üzerinde çalışıyor. Almanya ekonomik olarak sürekli büyümesine, dış ticaret rekorları kırmasına rağmen yoksulluk azalmak bir yana sürekli artıyor! Aynı zamanda tekellerin karları ve zenginlerin serveti de artıyor.

Önümüzdeki haftalarda Federal Hükümet tarafından “5. Yoksulluk ve Zenginlik Raporunu” yayınlanacak. Her defasında olduğu gibi bu kez de taslaklar hazırlanıyor, yayınlanıyor, değiştiriliyor ve tekrar taslak halinde yayınlanıyor.

Geçtiğimiz yılın Ekim ve Aralık aylarında yayınlanan taslaklar başbakanlıktan gelen itirazlar üzerine yeniden düzenlenip tekrar tüm bakanlara gönderildi. Başbakanlık ve bakanlıklardan itiraz gelmemesi durumunda taslak bu kez bakanlar kurulunda birlikte değerlendirilip son şekli verilecek. En son aşamada ise Federal Parlamentoya sunulup karar altına alınacak.

13 MİLYON YOKSUL

Yayınlanan değişik (DIW, HSB, DGB, Paritätische Verband ve hükümet) zenginlik ve yoksulluk raporlarının ortak yanı Almanya’daki gelir/servet dağılımının adil olmadığı yönünde. Ulusal gelir sürekli büyümesine karşın Almanya’daki yoksulların sayısı da sürekli artıyor.

En son verilere göre Almanya’daki toplam servet (Banka ve sigortalardaki nakit para, arsa/emlak ve yatırımlar) 12 trilyon 830 milyar Euro dolayındaydı. Bu verilerin 2015 sonunda elde edildiğine dikkat çeken bazı kurumlar 2016 sonunda bu miktarın 13 trilyon Euro’yu (13.000.000.000.000) aştığı belirtiyorlar. Bu servetin dağılımına bakıldığında ise Almanya’nın gerçeği ortaya çıkıyor. Yukarıdaki servetin %60’ı ülke nüfusunun en üstteki %10’u arasında paylaşılırken alttaki %50’nin payına düşen ise %2,5!

Almanya geneline bakıldığında genel olarak yoksullaşmanın %15,7’ye çıktığı görülüyor. Yani 13 milyon insan dünyanın en zengin ülkesinde yoksulluk içinde yaşıyor. Zenginlik ve yoksulluk raporlarının bir ortak yanı da “Almanya’nın direği” olarak bilinen orta kesimin giderek erirken alt kesimin ise sürekli büyüdüğü. Raporları değerlendiren bazı uzmanlar, “ülkeye yeni gelen göçmenler henüz bu rakamlara yansımadığı için yoksulların sayısı gerçeği yansıtmıyor deniliyor. Diğer yanda ise zenginlerin servetleri sürekli büyüyor.

HER SABAH KALKTIĞINDA 2,8 MİLYON EURO!

Handelsblatt gazetesinin 28 Aralık 2016 günlü sayısındaki verilere gore işverenlerin toplam gelirinin bir önceki yıla oranla %2 artarak 746 milyar Euro’ya çıkmış bulunuyor. Bunun aslan payı ise 74 milyar Euro ile Almanya’nın en büyük 30 büyük tekeli içinde yer aldığı DAX tekelleri arasında paylaşılmış.

Örneğin BMW hissedarlarından Quandt kardeşlerin serveti 2016 yılında 1,05 milyar Euro arttı. Veya bir başka deyişle Quandt kardeşler her sabah kalktıklarında banka hesapları 2,8 milyon Euro daha artmıştı!

Bu açıdan bakıldığında günlük 3 bin Euro emekli maşı alan menajerlerin durumu devede kulak kalıyor.

İŞÇİLERİN %40’I KAYBEDİYOR!

Fakat bu serveti asıl yaratan işçi ve emekçilerin durumları ise hükümeti iddia ettiği (Merkel: “Almanya ekonomik olarak en iyi dönemini yaşıyor”) gibi değil. Yaratılan servetten hak ettiklerini alamadıkları bir yana işçi ve emekçilerin önemli bir bölümü ücret kaybı yaşıyor.

Federal hükümetin hazırladığı “5. Yoksulluk ve Zenginlik Raporunun” Ekim ve Aralık taslaklarında yer alan bir grafikte 1995 – 2015 arası bütün emekçilerin ücret artışları gözden geçirilmiş. Buna göre işçilerin %60’ının reel ücretleri 2015 sonunda 1995 yılına oranla artmış görünüyordu. %40’ının ücretleri ise %4 ila 7 arası reel olarak 1995’in de altına düşmüş!

Bu durum aynı zamanda işçi ve emekçilerin giderek artan bir oranda yoksullaştığını, geçimini normal bir işten sağlayamaz duruma geldiğini gösteriyor. İşçi ve emekçi cephesinden bakıldığında, Federal Hükümetin, “Almanya’da istihdam rekor düzeyde”, “işsizlik son 25 yılın en düşük seviyesinde”, “dış ticarette yeni rekor” vb sözlerinin bir olumluluk içermediği söylenebilir.

ADALETSİZLİĞİ SEÇİM YILINDA GÜNDEME GETİRECEĞİZ

“Zenginliği dağıtalım” (“Reichtum Umverteilen” – bkz. www.reichtum-umverteilen.de) adı altında kurulan birlik 28 Mart’ta yaptığı basın toplantısında, “Seçim yılında bu ülkedeki zenginliği ve yoksulluğu gündeme getireceğiz. Zenginliğin adil dağılımı için, bütün herkes için adil olan bir ülke olmak için mücadele edeceğiz” denildi.

Aralarında sosyal kurumların, sendikaların, gençlik örgütlerinin yanı sıra Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu DİDF’in de bulunduğu toplam 30 örgütün birlikte düzenlediği kampanya Eylül’de yapılacak genel seçimlerine kadar devam edecek.

Basın toplantısında konuşan Birleşik Hizmet Sendikası (ver.di) Genel Başkanı Frank Bsirske, özellikle yoksulların lehine bir vergi reformuna ihtiyaç duyulduğunu söyledi. “Ama bu yeterli değil; eğer ücretlerin artmasını hedefliyorsak o zaman toplu sözleşmeleri güçlendirmeliyiz. Eğer yaşlılıkta yoksulluk istemiyorsak o zaman yasal emekliliği güvenceye almalı ve adım adım yükseltmeliyiz” dedi.

Toplantıya katılan Alman Kiracılar Birliği Genel Müdürü Ulrich Ropertz, “Toplumdaki sosyal bölünme giderek artan bir oranda konut sorununda da ortaya çıkıyor. Bu nedenle herkesin ödeyebileceği konut politikası için de mücadele edeceğiz. Asgari ihtiyacı gidermek için en azından 80 bin yeni konuta ihtiyacımız var” dedi.

Ulusal Yoksulluk Konferansı sözcüsü Barbara Eschen, “Gelir dağılımındaki adaletsizlik kendini yönetimlerde de gösteriyor. Bu kadar zengin olan Almanya gibi bir ülkede yoksulluğun bu derece yüksek olması utanç verici bir durumdur” dedi. Hükümetin politikalarıyla değişik grupları karşı karşıya getirmesine seyirci kalmayacaklarını da söyleyen Eschen, birliğin çalışmalarının aynı zamanda bu grupları birleştirmeye yönelik bir çaba olacağını söyledi. (YH)


 RAPOR YAYINLAMAK BU KADAR ZOR MU?!

Rapor yayınlanana kadar hükümet tabiri caizse “dokuz doğuruyor”. Oysa hükümet için rapordaki bütün verilere en kısa sürede ulaşmak mümkün. Buna rağmen raporda yer alan veriler genelde birkaç senelik, yani güncel değil ve yayınlanması sürekli erteleniyor.

Paritätische Verband, dokuz sosyal örgütün katılımıyla bu yıl üçüncü yoksulluk raporunu yayınladı. Hükümetin ulaştığı kaynakların aynısına ulaşan ve değerlendiren Paritätische Verband, 2 Mart günü raporunu yayınladı. Hükümeti kendi raporu bilinçli geciktirmek ve uzman görüşleri çıkarma yoluyla çözüm önerilerini hasıraltı etmekle eleştiren birliğin Genel Sekreteri Dr. Ulrich Schneider, “Hükümet bu işi uzmanlara bırakmalı” dedi.

Cumhurbaşkanı tarafından bir kurul oluşturulmasını öneren Schneider, “Hükümet yayınlanan raporu dikkate alıp politik kararları almak, idari önlemlerle önerilerin hayata geçirilmesine çalışmak olmalı” dedi.

Şimdiye kadar raporlar Mayıs 2001, Mart 2005, Haziran 2008, Mart 2013 ve Mart 2015 yayınlanmıştı.


Yoksulluktan en fazla kim etkileniyor

Oranı

Bütün toplum % 15,7

Kiralık işçiler % 17,7

Sadece düşük ücretli işlerde çalışanlar % 25,7

Düşük kalifiyeliler % 32,0

Tek başına çocuk yetiştirenler % 43,8

Çok çocuklu aileler % 25,0

İşsizler % 59,0

Ebeveynleri işsiz olan çocuklar % 64,0

Yabancılar % 34,0


Yıllara göre yoksulluk oranı

Yıl GSMH* Yoksulluk

2005 2.300.860 %14,7

2006 2.393.250 %14,0

2007 2.513.230 %14,3

2008 2.561.740 %14,4

2009 2.460.280 %14,6

2010 2.580.060 %14,5

2011 2.703.120 %15,0

2012 2.758.260 %15,0

2013 2.826.240 %15,5

2014 2.923.930 %15,4

2015 3.032.820 %15,7

2016 3.132.670 ??

*Gayri Safi Milli Hasıla; 2.300.860 = 2 trilyon 300 milyar 860 milyon Euro olarak okunacak.


YEMEK KUYRUKLARI

Almanya’da 900’den fazla bölgede 2 bin 100 yemek ve besin maddeleri dağıtan kurum bulunuyor. Bu yerlerde ortalama toplam 1,5 milyon insana her gün bir öğün sıcak yemek ve/veya besin maddeleri dağıtılıyor. Söz konusu 1,5 milyonun %23’ü çocuk ve gençler, %53’ü çalışabilecek yaşta yetişkinler (özellikle ALG II veya sosyal yardım alanlar, Alman kökenli göçmenler (Spätaussiedler) ve göçmenler) ve %24’ü emekli.

Bu kurumların çatı örgütü tarafından yapılan açıklamada, “bize gelen insanların ezici çoğunluğu için günde bir öğün sıcak yemek sadece bu yoldan mümkün” deniliyor.


 EVSİZLİK

“Paritätische Verband” tarafından hazırlanan yoksulluk raporunda evsizlik üzerine, “Almanya’da evsiz denildiğinde akla hemen parkta bir bankta, bir alış veriş merkezinin kapısında veya bir köprü altında yaşayan ‘adam’ geliyor. Parktaki adam buzdağının sadece görünün ucu ve gerçek çok daha kapsamlı” deniliyor.

Almanya’da kaç insanın evsiz olduğunun belediyeler tarafından merkezi olarak istatistiklere yansıtılmadığı belirtilen raporda, “Bu yöndeki talepleri, yerel ve merkezi yönetimler sürekli duymazdan geliyorlar” deniliyor ve kamuoyundaki verilerin özel araştırmalar ve tahminler sonucu ortaya çıktığı belirtiliyor.

Evsizlerle Yardımlaşma Derneği (BAGW) tarafından verilen bilgiye göre Almanya’da evsiz olan 335 bin insanın 40 bin kelimenin tam anlamıyla sokakta yaşıyor. Bu insanların 240 bini (%71) bekar, 96 bini eşleri ve/veya çocuklarıyla birlikte yaşıyorlar. Yine bu insanların 29 bini (%9) 18 yaşının altında, 306 bini ise yetişkin.

Evsizlerin %72’si (220 bin) erkek, %28’i kadın (86 bin). Evsizler arasında yabancıların oranı ise en azından %27 olarak veriliyor. Raporda (S. 94) özellikle göçmenlerin sayısının son yıllarda hızla arttığına dikkat çekilirken, “2010’da evsizler arasında %14 olan göçmen sayısı 2015’de %27’e çıkarak neredeyse ikiye katlanmış bulunuyor” deniliyor.

KONUT POLİTİKASI VE SOSYAL POLİTİKA DEĞİŞMELİ

Konut sorununun değişmesi için konut politikasının değişmesi gerektiğini belirtilen raporda, “Eğer bu politikalar değişmezse 2018 yılında evsizlerin sayısı %60 artarak 536 bine çıkacak” denildi.

Değişik sosyal kurumlar vatandaşların daha iyi ekonomik ve sosyal şartlarda barınabilmeleri için her yıl 100 bin adet yeni sosyal konutun inşa edilmesi gerektiğini talep ediyorlar. Büyük şehirlerde yaşanan konut sorunun özellikle dar gelirlileri kötü şartlarda barınmaya mecbur edildiği de gelen eleştiriler arasında yer alıyor.