H&M ihtiyaca göre işçi çalıştırıyor

Almanya’da 1,5 milyon kişi firmaların ihtiyaç duydukları zaman çağırmalarına bağlı olarak çalışıyor. Ne zaman işe çağrılacaklarını bilmedikleri ve çağrıldıklarında işe gitmeye mecbur olduklarından günlük yaşamlarını planlamıyorlar. Gelirleri aydan aya değişiyor. Özellikle aileleri olanlar çocuklarıyla vakit geçirememenin acısını yaşıyor. H&M’de bu türden işler geçen yıllara göre iki katına çıktı. Bu işler sayesinde firmalar, işin olmadığı zaman karşılaşabilecekleri riskleri personelin üzerine yıkma olanağına kavuşmuş oluyorlar.

JULIA FRIEDRICHS/CORREKTIV

Nika, 20’li yaşların ortasında, uzun siyah saçları var. H&M’den iş teklifi geldiğinde aklından geçenleri dün gibi hatırlıyor: ‚Süper. Tam bana göre bir iş. Çok şanslıyım.‘ diyerek üzerinde H&M giysileriyle sevinerek işe gitmiş. Beş yıl sonra, şimdi ise, gençlere; ‚Aman oyuna gelmeyin, benim gibi saf olmayın. Kesinlikle sözleşme imzalamayın‘ diyor.

H&M’in Nika’ya sunduğu sözleşme ‚normal‘ bir sözleşme değil. Çünkü firma onun gibi elemanları ‚esnek personel-flexkraefte‘ olarak niteliyor. Sözleşmesinde haftada sadece 10 saat çalışacağı yazılı. Daha fazlası esnek olarak firmanın ihtiyacına göre belirleniyor. İş hukukçuları bu türden elemanları ‚Abrufkraft- İhtiyaca göre çağrılan personel‘ olarak tanımlıyorlar. Nika, bazı aylar haftada 10 saat yani toplam 40 saat çalışmış. Bazı aylar 100, bazı aylar ise 150 saat. Elindeki dosyada bordroları var. Örneğin geçen yıl Haziran ayında sadece 440 Euro kazanmış. Ağustosta ise 1000 Euro. Firmanın ihtiyacına göre işte…

NIKA’NIN YAŞAMI

Nika, boş zamanlarında birkaç kuruş kazanmak isteyen lise ya da üniversite öğrencisi değil. Tezgâhtar olarak hayatını sürdürmek, yaşamını kurmak isteyen genç bir kadın. Çalışarak, kimseye bağımlı olmadan, güvenceli yaşam sürdürmek isteyen bir yetişkin. Hamburg’daki iki odalı evini beraber yaşadığı nişanlısı sayesinde kiralayabilmiş. Bu kadar az kazanan birinin kiralık ev bulması oldukça zor. Az çalışıp az kazandığı aylarda nişanlısı olmasa sağdan soldan borç alması gerektiğini anlatıyor.

Aslında evlenmek, çocuk sahibi olmak istiyor; ‚Ama böylesi esnek sözleşme ile bu imkansız.‘ Evlilik ve çocuk sahibi olmayı başka bir yerde iyi sözleşmeli bir iş buluncaya kadar erteliyor. H&M’den böyle bir sözleşme alacağına dair umudu çoktan kaybolup gitmiş. ‚Çalıştığım mağazadaki elemanların çoğu benimki gibi sözleşmeyle çalışıyor. Sözleşmem anormal değil, normal.‘ diyor.

Nika’nın anlattığı çalışma koşulları gerçekten de istisna değil. H&M‘in, değişik mağazalarında personelin iş sözleşmeleriyle ilgili yaptığı bir araştırmaya göre son yıllarda tam gün çalışma yerine ihtiyaca göre çağrılarak çalıştırma geçti.

Firma sözcüsü Tanja Hußenether, kesin bir sayı söylememekle birlikte sözleşmelerdeki değişikliği kabul etmek zorunda kaldı. Bunun nedeninin kadın personelin doğum sonrası esnek çalışmak istemesi olduğunu belirten Hußenether, diğer yandan esnek sözleşmelerin çoğunlukla öğrencilere verildiğini söyleyerek önceki açıklamasını çürüttü. Nika, birçok tezgâhtarın kendisiyle aynı koşullarda çalıştığını, bunun insanlık dışı olduğunu belirterek Almanya’da buna izin verilmesini anlayamadığını belirtiyor.

YASA ÇIKARILDI

Cevap 1 Ocak 2001’de Gerhard Schröder’in başbakan olduğu SPD-Yeşiller koalisyonu sırasında çıkarılan bir yasada saklı. Dönemin hükümeti Alman iş piyasasına hareketlilik kazandırmak için Kısmi Çalışma-Sınırlı Sözleşme Yasası’nı çıkardı. Bu yasayla işverenlere nedensiz işten atma hakkı verilmiş oldu. Bu yasanın Nika’yı ilgilendiren paragrafı ise, ihtiyaca göre işçi çalıştırmayı olanaklı kılan 12. Paragraf. Paragrafta işçi ve işverenin işçinin işgücünü işverenin ihtiyacına göre sunması konusunda anlaşabileceği belirtiliyor. Tek koşul işverenin işçiye dört gün önceden haber vermesi.

İlk bakışta pek de kötü görünmeyen paragrafla işverene birçok avantaj sağlanırken işçilerin değişik şekillerde mağdur edilmelerinin yolu açılmış oluyor. İşverenler ekonomik riskleri işçilerin sırtına yükleyiveriyorlar. Nika’nın durumuna baktığımızda işler iyi gidiyorsa çalışma saatleri arttırılıyor, işler kötü gidiyorsa evde borçla yaşayarak telefon edilmeyi bekliyor… Ne zaman işe çağrılacağını bilmiyor, her an telefon gelebileceği için günlük yaşamıyla ilgili herhangi bir plan yapamıyor. İş Piyasası ve Meslek Araştırma Enstitüsü’nün bir araştırmasına göre esnek sözleşmeli işçilerin sadece yüzde 27’si ne zaman çalışacağını dört gün önceden biliyor. Aslında Nika, H&M vaktinde haber vermediği takdirde çalışmayabilir ama para kazanmak ve işine devam edebilmek için her an çalışmaya hazır olması gerektiğinin farkında.

BASKI ALTINDA BİR YAŞAM

Bu durumu 17 yıldan beri Lufthansa Service Geselschaft’ta ihtiyaca göre çağrılan esnek sözleşmeli eleman olarak çalışan Ingo Fontaine de çok iyi biliyor. Uçak içi hizmet konusunda en büyük firma olan LSG, personelin bakış açısıyla esnek sözleşmeli personeli alabildiğince sömürüyor. Sadece Frankfurt Havaalanı’nda 300 esnek sözleşmeli personele sahip. Ingo Fontaine de ayda 40 saatlik esnek sözleşmeyle çalışanlardan biri. Aslında tam gün çalışıyor ama haftada 10 saatin üstündekiler işverenin ihtiyacına göre belirlenen şekilde. Stres, baskı altında bir yaşam sürdürdüğünü söylüyor. Hele ay sonuna doğru ne zaman çağrılırsa reddetmeden gidiyor, ailesinin yaşayabilmek için paraya ihtiyacı var…

10 yaşındaki kızı, babasıyla vakit geçiremediğini, şans eseri herhangi birşey planlasalar işverenin telefon etmesi halinde planın bozulduğunu söyleyerek şikâyet ediyor.

Yasaya göre esnek sözleşmeli elemanlara dört gün önceden çalışma günlerini bildirmek zorunda olduklarını söyleyen LSG sözcüsü Kerstin Lau, ani gelişmeler karşısında personelin ‚hayır‘ deme hakkı olduğundan, eğer hayır demiyorsa gönüllü çalıştığından söz ediyor. Ingo Fontaine, yeterli gelir elde edebilmek ve işinden olmamak için hayır dememesi gerektiğini çok iyi biliyor.

Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü (DIW) görevlilerinden Karl Brenke yapılan araştırma sonucu Almanya’da 1,5 milyon kişinin esnek sözleşmeyle Abrufkraft olarak çalıştığının ortaya çıktığını söylüyor. Tüm çalışanların yüzde 5’ine tekabül eden bu sayıyla Abrufkraft/esnek sözleşmeli çalışanların kiralık işçilerden daha fazla olduğuna dikkat çeken Brenke, kiralık işçilik üzerine sürekli tartışılırken esnek sözleşmeli işçiler üzerine sessiz kalınmasının anlaşılmaz olduğunu kaydediyor.

BÜYÜK SESSİZLİK

Correktiv araştırmalarını 2016 yazında başlattı. Hiç kimsenin bu konu üzerine konuşmak istemediği kısa sürede anlaşıldı. H&M ve LSG gibi Abrufkraft/esnek sözleşmeli işçi çalıştıran tüm diğer firmalar görüş bildirmeyi reddettiler. İşverenler Birliği’ne neden bu türden sözleşmelerle işçi çalıştırmanın gerektiği üzerine yöneltilen soru da cevapsız kaldı. İşverenler Birliği (BDA), bu türden sözleşmelerin yaygınlaştırılması, dört gün önceden haber verilmesi zorunluluğunun esnekleştirilmesini talep etmesine rağmen Correktiv’le görüşmeye yanaşmadı. Hans Böckler Vakfı’nda bu konuyla ilgili araştırmalar yapan Nadine Absenger, işverenlerin sessiz kalmasının anlaşılır olduğunu, sermaye lobisinin çalışmanın daha da esnekleştirilmesi için çaba harcadığını, işçilerin lehine yapılacak düzenlemelere ilgi duymadığını belirtti.

SENDİKALARIN ZAYIFLIĞI

Orrektiv, normalde işverenlerin karşısında işçilerin haklarını savunması gereken sendikalara başvurdu ama aynı sessizlikle karşılaştı. Alman Sendikalar Birliği 2016 sonunda ihtiyaca göre çalışmayı eleştirmiş olsa da Correktiv’in tüm çabaları karşılıksız kaldı. Sendika yönetimindekilerin ya vakti ve bu konuya ayıracak enerjisi yoktu ya da bu türden sözleşmelerle çalışanlarla ilişkisi…

Stuttgartlı sendikacı Christina Frank, istisna sendikacılardan biri. Frank, Abrufkraftların çalışma planlarını vaktinde öğrenebilmeleri ve 4 gün önce haber verme kuralına uymayanlara karşı hukuki mücadele sürdürülebilmesi için çaba harcayanlardan. Esas hedefi ise esnek sözleşmeli işçilerin normal sözleşmeyle çalışmaya devam etmesini sağlamak. Haftada 10 saatlik sözleşmeyle işe alınanların sınırsız süre çalıştırılmalarının yasalara aykırı olduğunu, iş mahkemeye gidilmesi halinde başarı elde edileceğini düşünüyor ancak işyerlerini kaybetme korkusu içinde olan işçileri bu yönde adım atmaya motive edemiyor. İşverenler haklarını aramaya kalkan işçileri bir nevi disipline ediyorlar, örneğin haftada 10 saatten fazla çalıştırmayacaklarını, yaşamları için gereken parayı sosyal daireden almaları gerektiğini bildiriyorlar. Bu da işçilerin ne pahasına olursa olsun daha fazla para kazanmak için boyun eğmelerine neden oluyor.

Christina Frank, bu türden tehditlerden haberdar olduğunu, kısa süre önce 16 tezgahtara herşeye rağmen iş mahkemesine gitmelerini tavsiye ettiğini söylüyor. Tezgâhtarların kararlı, iş mahkemesinin kararının da aleyhine olacağını anlayan işveren, kadınlarla tek tek görüşerek davayı geri çekmeleri halinde tam günlük normal sözleşme alacakları sözünü vermiş. Ancak diğer yandan da davayı sürdürenlerin en fazla 10 saat çalıştırılacağını da belirtmeyi unutmamış. Kadınlar kısa süre içinde davalarından vazgeçmişler.

AVRUPA’DAN İKİ ÖRNEK

Alman yasaları esnek sözleşmelerle, işverenlere daha fazla kar elde etme olanağı sağlarken işçilerin değişen aylık gelir, her dakika patronun emrinde olmak, ailesine zaman ayıramamak, geleceğini planlayamamak ve psikolojik problemlerle yaşamak gibi dezavantajlarla çalışmasına yol açıyor.

Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü’nden Karl Brenke, firmanın ihtiyacına göre çalışmanın kişiliğin de firmanın ihtiyacına göre şekillendirilmesi sonucunu doğurduğunu belirterek‚ ‘modern köleler’den söz ediyor. Federal Hükümet, esnek çalışmayı aşırı esnekleştirerek işçilerin modern köleler haline getirilmesine izin verdi. Şimdi bu yasayı iptal edebilir, esnek sözleşmeli işçilere normal sözleşmeli işler sunabilir, işçilerin firmanın ihtiyaçlarına göre çalıştırılmaları da yıllık çalışma zamanı havuzları aracılığıyla sağlanabilir.

İki Avrupa ülkesi esnek çalışan/ihtiyaca göre çağrılan işçilerle ilgili bazı düzenlemelere giderek örnek olmayı hak ettiler:

İngiltere’de maksimum esnekleşme kararı alındı. Burada zero hour contract- sıfır saat sözleşmeleri geçerli. İşçiler her dakika patron tarafından çağrılabiliyorlar ve işbaşı yapmak zorundalar. Yaklaşık 1 milyon İngiliz bu koşullarda çalışıyor. McDonald’s ve Sport Direct gibi firmalar genel olarak sıfır saat sözleşmeleriyle eleman çalıştırıyorlar.

Avusturya’da ise bunun tam tersi olarak esnek sözleşmeler tümden yasaklandı. Bu nedenle örneğin Viyana’daki H&M mağazalarında sadece haftasonlarında kaç saat çalışacakları ve saat ücretleri belli olan yardımcı işçi çalıştırılabiliyor.

ALMANYA HANGİ YOLU SEÇMELİ

Almanya’nın çalışma bakanı, işçilerin haklarını koruduğu iddiasıyla yola çıkan SPD’den Andrea Nahles. Correktive, araştırma yaptığı sürece Nahles’ten randevu almak için çok çaba harcadı ama sadece bir kez olumlu cevap aldı. Nahles bir toplantıya katılacaktı, toplantı sonrası vakti olabilirdi. Nahles toplantı sonrası esnek sözleşmelerle ilgili soruyu gülerek; ‚bu şekilde planlanmıştı‘ diye geçiştirdi. Almanya’nın esnek sözleşmeli işleri gelecekte nasıl düzenleyeceği sorusuna verilen yazılı cevap ise, bu tür çalışmaların iş hukukuna göre biçimlendirilmiş yasalarla belirlendiği şeklinde oldu. Andrea Nahles’in Abrufkraft/Patronun ihtiyacına göre işe çağrılan işçilerle ilgili olarak söyleyeceği başka bir şey yoktu.