Baharı Paskalya ile karşılamak

SEMRA ÇELİK

Baharın gelişi ve yaz başlangıcına kadar olan süre içerisinde günümüzde de devam eden pek çok özel gün ve şenlik vardır. Bu günlere ait uygulamalar kültürün bir parçası olarak toplumun belleğinde yer almaktadırlar; zaman içerisinde çeşitli toplum ve geleneklerce yeniden yorumlanmış, bazen farklı adlar altında işlenmişlerse de hemen hepsinde kökenlerine dair ortak öğeler bulmak mümkündür. Özünde mevsimsel değişiklik ve döngülere bağlı olmalarının yanında hemen hepsi pagan içeriğe sahip ritüel ve sembollerden izler taşır. Mevsimlerin değişimi, insan-doğa/evren bağlantısına büyük önem veren Pagan düşüncenin temel kavramları arasındadır. Bahar şenlikleri Mart ayındaki Newroz ile başlar ve Paskalya ile devam eder.

PASKALYA VE BAHAR BAYRAMI

Paskalya dönemi bizler tarafından çoğunlukla yapılan barış yürüyüşleriyle tanınırken çocuklarımız Paskalya’yı bayram olarak bilirler. Beraber yaşadığımız Alman komşu ve dostlarımız için de Paskalya dini bir bayramdır. Hatta Hristiyanlık dünyasının en kutsal bayramıdır. Bayram, çarmıha gerilen İsa’nın öldürülüşünden iki gün sonra dirilip göğe yükselişi adına kutlanır. 21 Mart’tan sonra ilk dolunayın görünmesinin ardından gelen Pazar günü İsa göğe yükselmiş kabul edilir. Paskalya ateşi ve Paskalya mumu bayramın özelliklerindendir. Bunlar ölümü yenen ve yeniden dirilen İsa’yı sembolize ederler.

Paskalya bayramı ile ilgili halk arasında yaygın olan geleneklerin çoğu, Hristiyanlık öncesi efsanevi zamana kadar uzanır. Bu gelenekler zamanla Hristiyanlığın simgeleriyle birleştirilmiştir Paskalya tavşanı ve Paskalya yumurtası iki temel semboldür. Çok eski Cermen inançlarına göre yumurta hayat kaynağının sembolüdür. Doğurganlığın sembolü tavşandır. Paskalya yumurtaları eskilerden beri çeşitli renklere boyanır. Çocuklar anne ve babaları tarafından evin içine veya bahçeye saklanan Paskalya yumurtaları, çikolata Paskalya tavşanları ve diğer şekerleri Paskalya pazarı günü arayıp bulmaya çalışırlar.

AMANLARDA BAHAR BAHAR BAYRAMI

Cermenler, Hristiyanlık öncesi dönemde 21 Mart’ta bahar tanrısı Ostara’nın adına Ostara Bayramı kutlarlardı. Ostara güneşin doğudan yükselişi veya ışığın doğudan yükselmesi anlamına gelmekteydi. Bahar Bayramı yeni başlangıcın sembolüydü. Karanlık yırtılıyor, tanrıça Ostara uyanıyor ve doğaya bereket getiriyordu. Ostara güneşin gücü, aydınlığın karanlığı yenmesini sağladığı için ona kurbanlar verilirdi. Ancak bu kurbanlar hediye şeklindeydi ve ekmek, şarap ve yumurta gibi kan dökülmeden verilen kurbanlardı. Yumurtalar boyanır, ağaçlara asılır, dans edilerek baharın gelişi kutlanırdı.

Şimdi de Ostara, Ostern (Paskalya) Bayramı olarak kutlanmaktadır. Ancak Hristiyanlık öncesi 20- 23 Mart tarihleri arasında kullanılan Paskalya, Hristiyanlık sonrası dünyanın güneşin etrafında dönme süresine bağlı olarak yıldan yıla değişen tarihlerde kutlanmakta.

Hem Hristiyanlık öncesi hem de sonrası doğanın ve insanın temizliği Ostara Bayramları’nın bir parçası haline gelmiş durumda. Bahar temizliği ve bahar diyeti bahar bayramında yani Paskalya’da sona erdiriliyor. Karnaval sonrası başlayan diyet altı hafta sürüyor ve vücuttaki her türden zehir atılmış oluyor. Bu nedenle bol bol su ve meyve çayları içmek, sadece meyve veya sadece pirinçten oluşan bir diyet programı izlemek bu dönemin zorunlu uygulaması. Bu sayede vücut da dünya gibi yenileniyor ve aydınlığa kavuşuyor. Bu sayede güneş ışınlarının vücuda da nüfuz edeceğine inanılıyor.


Paskalya’da gelenekler:

KUTSAL PERŞEMBE/Gründonnerstag
Katolik Kilisesi Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce Havarileriyle birlikte yediği son akşam yemeğini bu günde anıyor. Almancası Gründonnerstag olan kutsal perşembedeki grün sözcüğü yeşil anlamına gelmiyor. Greinen, sızlanmak, şikayet etmek, günahlarının affedilmesi için dua etmek anlamına geliyor.

KUTSAL CUMA/Karfreitag
Kutsal Cuma, Hıristiyanların Hz.İsa’nın çarmıha gerilişini andıkları gün. Sessiz, en değerli Cuma olarak da geçiyor. Dualarla geçiştirilir.

Osterlamm PASKALYA YUMURTASI/Ostereier
Renkli yumurtalar Paskalya’nın vazgeçilmezidir. Pazar günü çocuklar, büyüklerin sakladıkları yumurtaları ararlar. Yumurta, Hıristiyanlıkta dirilişi sembolize eder. Kilise Ortaçağ’da oruç sırasında yumurta ve et yenmesini yasaklamıştı. Yumurtalar haşlandıktan sonra boyanıp hediye edilirdi. Almanya’nın değişik bölgelerinde Paskalya kahvaltısında Paskalya yumurtalarını tokuşturmak sevilen bir oyundur. Yumurtası kırılmayan tabi ki kazanır.

PASKALYA TAVŞANI/Osterhase
Tavşanın Paskalya yumurtası getirmesi biyolojik olarak mümkün değil. Ama o da bu mevsime ait ve baharın habercisi olarak kabul ediliyor. Çok üredikleri için eskiden beri bereketin sembolü olarak kabul ediliyor. Geçmiş yüzyıllarda hediyeleri horoz ve leylekler de getirirdi. Bugün renkli yumurtaları ve şekerlemeleri tavşan getiriyor.

PASKALYA KUZUSU/ Osterlamm

Paskalya kuzusunun geçmişi Yahudi ritüeli olan Hamursuz Yortusu’nda kuzu kesilmesine kadar uzanır. Kuzu figürü İsraillilerin Mısır’dan göçünü anlatır. Yahudiler ölüm meleği kendilerine dokunmasın diye kapılarını kuzu kanıyla işaretlemişlerdi. Hristiyanlıkta ise kuzu Hz.İsa’nın masum olduğu halde acı çekmesini simgeler. Önceleri bir koyun kurban edilirken şimdi kuzu şeklindeki bir kurabiye Paskalya masalarının vazgeçilmezidir.

PASKALYA ATEŞİ/Osterfeuer

Paskalya ateşi, Cermen gelenekleri içerisinde de yer alıyordu. Alevlerin insanları kışın yoksulluğundan, kötü ruhlardan koruyacağına inanılırdı. Ayrıca ateş ışığının şans getirdiğine inanılır. Bugün aileler ve küçük topluluklar bir araya gelip Paskalya ateşiyle, Paskalya’yı kutluyor, kötülükleri kovuyor.

PASKALYA İSİ/Osterruß: Bazı bölgelerde hala Çam ağacının yapraklarının yakılmasından oluşan isler, hastalıkların iyileşmesi veya güç vermesi için insanların yüzüne sürülür. Eskiden köylüler, Paskalya ateşinin çıkardığı islerin topraklarına doğru uçup uçmadıklarına göre hasatın iyi veya kötü olacağını tahmin ederlerdi.

PASKALYA GEZİSİ/ Osterspaziergang: Paskalya yemeğinden sonra yapılan yürüyüş de bir gelenektir. Paskalya gezintisi uzun kışın ardından bütün güzelliğiyle gelen baharı karşılamak anlamına gelir. Hristiyan geleneklerine göre İsa’nın mezarının boş bulunmasının ardından iki taraftarı olan biteni anlamak için Emmaus şehrine giderler ve orada kendilerine katılan biriyle olan biten hakkında konuşurlar. Sonra da Küdus’a doğru yola çıkarlar.