Referandumda usulsüzlük iddialarına açıklık getirilsin

Türkiye’deki anayasa değişikliği referandumunda usulsüzlük yapıldığı yönündeki iddialara Alman siyasetçilerden de tepkiler gelmeye devam ediyor. İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere Türkiye’ye referandum süreciyle ilgili iddialara süratle açıklık getirilmesi için çağrıda bulundu. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili İçişleri Bakanı ‘Rheinische Post’ gazetesine verdiği demeçte “Türkiye’deki mevcut şartlar karşısında genel olarak söylenebileceği ölçüde, halkoylamasının adil ve temiz geçip geçmediğine en kısa sürede açıklık getirilmesi gerekir” dedi.

De Maiziere, Türkiye hükümetinin referandum sonucunu uygun şekilde değerlendirip, gerginliği arttırmamasını umduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye’deki seçim sürecini takip eden Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden (AKPM) gözlemciler, 16 Nisan referandumunun uluslararası standartların altında kaldığını açıklamıştı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ise AGİT’in açıklamasının ardından, “AGİT diye bir örgüt var Avrupa’da. Bunlar kendilerine göre bir rapor hazırlıyorlar. Türkiye’deki seçimler şöyle böyle olmuş. Haddinizi bilin. Haddinizi. Sizin hazırlayacağınız o siyasi içerikli raporları biz ne görürüz, ne biliriz, ne duyarız. Biz yolumuza devam ederiz” şeklinde konuşmuştu.

ALMANYA’DA ÇİFTE VATANDAŞLIK TARTIŞMASI

Türkiye’deki anayasa değişikliği referandumunun ardından Almanya’daki Hıristiyan Birlik partileri çifte vatandaşlık uygulamasındaki düzenlemelerin sertleştirilmesini talep ediyor.

Hıristiyan Birlik partileri Federal Meclis Grubu içişleri uzmanı Hıristiyan Sosyal Birlik partili (CSU) Stephan Mayer, Die Welt gazetesine yaptığı açıklamada, ‘Gelecek yasama döneminde çifte vatandaşlık düzenlemesine ilişkin kolaylıkları iptal etmemizin önemli olacağını düşünüyorum’ şeklinde konuştu.

Mayer ayrıca anayasa değişikliğine onay verilmesiyle birlikte Türkiye’nin demokratik, hukuk devleti yolunu terk edip açıkça otokratik yapılanmalar yönünde yol almasının önünün açıldığı eleştirisini de yöneltti.

GABRIEL: IDAM GELİRSE AB HAYALİ BİTER

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, referandum sonucunun Türkiye’nin AB ve NATO ile olan ilişkilerini nasıl etkileyeceği konusunda açıklamalarda bulundu. Bild gazetesine konuşan Gabriel, Türkiye’de idamın yeniden getirilmesinin Avrupa hayalini sona erdireceğini söyledi.

Gabriel, “Türkiye’nin AB üyeliği masadan tamamen kalktı mı?” sorusuna şu karşılığı verdi:

“Bu Türkiye’nin kendi elinde. Uzun bir süre karar verilmesi söz konusu değil, şimdi zaten bir katılım da olmaz. Ancak ben Türkiye’de ülkelerinin bir gün AB üyesi olmasını hayal eden çok sayıda kişi tanıyorum. Türkiye’de Avrupa’ya artan öfke, umutların hayal kırıklıklarına dönüşmesiyle ilgili. Erdoğan bu duygularla referandum sürecinde acımasızca oynadı. Bir şey çok açık: İdamın yeniden getirilmesi, Avrupa hayalinin sonu anlamına gelir. Ben bunun olmamasını ümit ederim. Diyalog kanallarını açık tutmak ve sürdürmek, şu sıralar zahmetli de olsa ve bu durum sürecek gibi de olsa, daha da önemli hal aldı.”

‘AVRUPA KAPISINI KAPATMAYIN’

Alman Dışişleri Bakanı, referandum sonucunun AB ve NATO ile ilişkiler konusunda ne mesaj verdiği şeklindeki bir soruya, „Erdoğan’ın asıl planının ne olduğunu bilmiyoruz. Türkiye’yi Avrupa ve Batı’dan daha da uzaklaştırmak mı istiyor? Yoksa çatışmacı ve kıyasıya yürütülen referandum sürecinde, Avrupa ve AB değerlerinin Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve politik açıdan gelişmesi için önemini anladı mı? Ben Türk meslektaşımla oldukça zorlu geçen son aylarda bile en azından irtibatta oldum. Kendisine her zaman şunu söyledim: Avrupa kapısını kapatmayın! Bizim görüşmeye ve birbirimizi partner olarak görmeye karşılıklı olarak ihtiyacımız var” yanıtını verdi.

‘TOPLUMUN GERİLMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ’ 

Türkiye’nin kendi çıkarları açısından Avrupa’dan daha fazla uzaklaşmaması gerektiğini kaydeden Gabriel, Almanya’da toplumun daha fazla gerilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi. Referandum sürecinin Almanya’da yaşayan Türkleri kutuplaştırdığını belirten Gabriel, Almanya’da yaşayan insanların politik açıdan radikalleşmelerine de istihbarat tarafından izlenmesine de karşı koyacaklarını söyledi.