AKP uzantıları bölme peşinde

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde 14 Mayıs‘ta yapılan seçimlerde dikkat çeken en önemli noktalardan biri de AKP ile yakınlığıyla bilinen “Yenilik ve Adalet Birliği” (BIG) ve Alman Demokratlar İttifakı‘nın (ADD) ayrı ayrı seçimlere katılması oldu. Adaylarının neredeyse tümü Türkiye kökenli olan bu iki partinin asıl amacı, Türkiye kökenli göçmenleri “kimlik-inanç” etrafında birleştirerek politik çıkar elde etmek.

AKP ile dirsek temasında oldukları değişik şekillerde dillendirilen BIG seçimlerde 17 bin 455, ADD ise 13 bin 653 oy aldı. Her iki parti de seçimlerden sonra yaptıkları açıklamalarda sonuçlardan başarı ile çıktıklarını ifade ettiler ve kendilerine destek verenlere teşekkürler ettiler.

Beş yıl önce, 2012’de yapılan seçimlerde 13 bin 849 oy alan BIG’in bu seçimlerde oyunu 17 bin 455’e çıkarması, bunun yanına bir de ADD’nin oyu eklendiğinde, AKP çizgisinde olanların almış olduğu oyların beş yıl öncesine göre önemli oranda arttığı görülüyor. Alınan oylara bakıldığında toplam içinde çok büyük bir oran olmamakla birlikte, siyasal eğilimin dikkate değer olduğunu belirtmek gerekiyor. Bu aynı zamanda AKP ile ideolojik olarak aynı çizgide olan partilerin önümüzdeki dönemde başka ülkelerde de güç toplamaya yöneleceği anlamına geliyor.

NRW seçimlerinden önce her iki parti arasında yapılan birlik görüşmelerinden ise bir sonuç çıkmamıştı. Ancak, önümüzdeki dönemde Türkiye’den AKP’nin de devreye girmesiyle her iki partinin birleşme ihtimalinin oldukça yüksek olduğu tahmin ediliyor. Her iki partinin yöneticileri birlik konusunda görüşmelerin devam edeceğini ifade ettiler.

Adaylarının neredeyse tümünün Türkiye kökenli olduğu bu iki partinin oylarını artırmasında elbette Türkiye’deki gelişmelerin Almanya’ya taşınması ve AKP’nin Avrupa ve Almanya’ya yönelik izlediği gerilim politikasının büyük bir payı var.

Buna rağmen AKP ve ona bağlı olanların Almanya’da istedikleri başarıyı sağlamadıklarını da söylememiz gerekiyor. Türkiye’de yapılan seçimler ve referandumlarda yüksek oy alan AKP’nin Almanya’daki seçimlerde etkisinin henüz oldukça zayıf olduğunu söylememiz gerekiyor. Ancak bu, bu konudaki tutumlarından vazgeçecekleri anlamına gelmiyor.

Genel olarak bakıldığında 30 bin dolayında Türkiye kökenli eyalet çapında “Türk Partisi” de denilebilecek partilere oy verirken, ezici bölümü ise Alman partilerine oylarını verdiler. Değişik kaynaklara göre eyalet çapında seçme-seçilme hakkına sahip, Alman vatandaşı 220 bin Türkiye kökenli yaşıyor.

TÜRK PARTİLERİ YENİ DEĞİL

Almanya’da “Türk Partisi” ya da “Müslüman Partisi” kurma girişimi elbette yeni bir durum değil. İlk olarak 1995 yılında Avukat Sedat Sezgin’in başını çektiği bir kaç ‘kafadar’, gazete ilanlarıyla “Türk Partisi” kurmuşlardı. Almanya içinde ve dışında geniş yankı yaratan bu girişim kısa bir süre sonra saman alevi gibi sönüp gitmişti. Benzer şekilde bir “İslam Partisi” de kurulmuş, o da bir varlık gösterememişti.
BIG’i öncekilerden ayıran temel etkenlerin başında bu oluşumun bir kaç kafadarın işinin olmaması geliyor. 2009’da BFF adı altında Bonn’da yerel seçimlere katılan ve iki sandalye kazanan inisiyatif, ardından BIG’i kurarak eyalet meclislerine girme hedefini önüne koymuştu. Aynı dönemde, dünya görüşü BFF ile aynı olan çevreler Köln, Gelsenkirchen gibi kentlerde seçim inisiyatifleri kurmuşlardı.

AKP’nin Avrupa uzantısı olarak bilinen Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) de, 2012‘deki seçimlerden bir gün önce yayınladığı basın bildirisinde açık bir şekilde BIG‘e oy verilmesini istemişti.

NE YAPILMAK İSTENİYOR?
Öyle anlaşılıyor ki; BIG ve ADD bundan sonra da Almanya genelinde Türk/Müslüman seçmenlerin oyuna talip olmaya, onların sesi olduğunu iddia etmeye devam edecek, oy isteyecek. Bu partilerin eyalet ve federal düzeyde seçim barajını aşamayacağı, aşma ihtimalinin bulunmadığı herkes tarafından bilindiğine göre, peki ne yapılmak isteniyor?
Avrupa’da genel olarak “İslam karşıtlığı” üzerinden gerice çevrelerin hızla güç kazandığı günümüz koşullarında, BIG ve ADD ve onların arkasındaki güçler kendisini yalnız ve çaresiz hisseden Türk/Müslüman göçmenlerin sesi olduğunu ilan edecek ve İslam karşıtlığı üzerinden sürdürülen kışkırtıcı kampanyalara aslında kendi cephesinden destek verecekler. Onlar da oluşturulan bu gerilim ortamından nemalanmak, dolayısıyla bölünmüşlükten yararlanmak istiyorlar. Yani egemenlerin etnik-dini kökene göre kutuplaştırma siyasetine destek veriyorlar. Bu durum Türk/Müslüman göçmenlerin yararına değil, tam tersine zararınadır. Çünkü, Almanya’da yaşayan farklı etnik köken ve inançtan emekçileri bölüp parçalayan bütün politikalar ve oluşumlar hem yerli emekçiler ve daha çok da göçmen emekçiler için daha zor ve sorunlu bir hayat anlamına gelmektedir.
Kendini ‘göçmenlerin sesi’, ‘onlara yönelik haksızlıklara tepki’ gibi ifadelerle tanımlayan BIG, ADD gibi partilerin izlediği bölücü politikaya verilecek en anlamlı yanıt, göçmen emekçilerin bu ülkedeki politik gelişmelere daha fazla ilgi ve katılım göstermesi; ama bu politikanın da, farklı etnik köken ve inançtan emekçilerin birliği ve ortak çıkarlarına, ihtiyaçlarına sorunlarına hizmet etmesi olacaktır.


DİĞER ÜLKELERDE DE BENZER GİRİŞİMLER VAR

Almanya dışında Belçika ve Hollanda‘da da AKP uzantısı durumundaki çevrelerin kurduğu benzer partiler var. Hollanda’da Ermeni soykırımı tartışmasını gerekçe gösteren iki Türkiye kökenli İşçi Partisi üyesi, ayrılarak DENK adında bir parti kurmuştu. Seçim barajının olmadığı Hollanda’da DENK, Mart ayında yapılan seçimlerde üç sandalye kazanmıştı.

Belçika’da ise aynı çevreler 2018‘de yapılacak yerel seçimlere katılmayı hedefleyen bir parti kurma hazırlığı yapıyor. Flaman Sosyalist Partisi‘den Erdoğan ile ilgili tutumu nedeniyle ihraç edilen Ahmet Koç’un bu partinin başını çektiği belirtiliyor. Limburg Eyalet Meclisi Üyesi Ahmet Koç’un Türk Partisi kurma girişimlerinin 2018 seçimlerinden önce tamamlayacağı ileri sürülüyor. Koç’un “yeni kurulacak partinin kendi adını taşımasını istemediği, Türk Partisi kurmak konusunda çalışan pek çok kişinin olduğunu ve kendisinin de sadece bunlardan biri olduğunu söylediğini yazan De Morgen Gazetesi, Hollanda’daki Türk Partisi DENK benzeri yaklaşımları taşıdığını kaydetti. (YH)