‚İncirlik krizi‘ ve ötesi

YÜCEL ÖZDEMIR

Türkiye ile Almanya arasında İncirlik Üssü üzerinden son haftalarda bir kez daha başlayan gerilimin ulaştığı boyut, krizin bu sefer öyle kolay geçiştirilemeyeceğini gösteriyor. Zira, gerilim arttıkça geri adım atanın blöfü kaybetme olasılığı oldukça yükseliyor.

Restleşmeler, ültimatomlar ve ziyaretlere bakılırsa, AKP Hükümeti Alman askerlerinin görev süresinin uzatılması için gerekli olan Alman milletvekillerinin ziyareti konusunda işi ağırdan alıyor. Bu ağırdan almanın en önemli nedeni kapalı kapılar arkasında yapılan pazarlıklarda Almanya’dan mümkün olduğu kadar büyük tavizler koparmak… Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun kapıyı açık tutmak için şartlar öne sürmesi de bunu gösteriyor.

Her ne kadar görünürdeki şartların başında Almanya’nın darbecilere iltica hakkı vermesi, “terör örgütleri”ne kucak açması gösterilse de, gerçek amacın Erdoğan rejimine Almanya’dan başlayarak Avrupa’da destek toplama, ekonomik-askeri desteği tazeleme ve bölgede Türkiye’nin yayılmacı çıkarlarıyla çelişecek bir politikanın izlenmemesini sağlama olduğu anlaşılıyor.

Almanya tarafı ise “büyük” olmazsa da belli tavizler vermeye çoktan hazır. Ancak vereceği tavizler karşılığında konunu bir kez daha bu denli ciddi krize dönüşmemesini garantiye almak istiyor.

Başka bir deyişle, İncirlik’teki 260 Alman askerinin milletvekilleri tarafından ziyaret edilmesinin bundan sonra kesinlikle Türkiye hükümeti tarafından pazarlık konusu yapılmamasını talep ediyor. Aksi takdirde, her yıl benzer krizler yaşanacak ve Erdoğan hükümeti de tavizler koparmak sürekli bunu için kullanacak.

Alman basınında yer alan yorum ve haberlere baktığımızda, Erdoğan’a daha fazla taviz verilmemesi gerektiği yönündeki görüşler ağırlıkta. Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) de muhalefet partileri Yeşiller ve Sol Parti ile birlikte askerlerin İncirlik’ten çekilmesini istiyor.

SPD meclis grubunda yaptığı oylamada oy birliği ile askerlerin çekilmesine karar verdi. Ancak bir gün sonra iş ciddiye binince hemen yan çizdi. Önceki gün Federal Parlamentoda, muhalefet partilerinin verdiği askerlerin derhal çekilmesi yönündeki öneriye destek verme yerine koalisyonun diğer ortağı CDU ile hareket ederek önergenin reddedilmesini sağladı. Dolayısıyla SPD’nin söyledikleriyle yaptıkları, çoğun zaman olduğu gibi, birbirini tutmuyor.

Son bir hamle olarak SPD Eski Genel Başkanı, Federal Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in uzlaşma kapısını aralamak için önümüzdeki hafta Ankara’ya gitmesine karar verildi. Almanya’daki hava, Merkel-Erdoğan görüşmesinden olduğu gibi, ziyaretten de bir sonucun çıkmayacağı yönünde.

Buna rağmen Başbakan Angela Merkel bir taraftan gerektiğinde askerlerin çekileceğini söylerken diğer taraftan Erdoğan’a uzlaşma için göz kırpıyor. Dolayısıyla Merkel ve partisi CDU, İncirlik konusunda işi ağırdan alıp, Alman askerlerinin İncirlik’te kalmasını sağlamak için bir kaç taviz daha vermeye razı. Zira, Alman sermayesinin çıkarı, Erdoğan’a tavizden çok Almanya’nın Ortadoğu’daki yeniden paylaşım sürecine müdahil olmasını sağlamak için sağlam ayak basacağı bir alan bulmayı gerektiriyor.

İncirlik gibi bölgenin kontrolünde önemli rolü olan bir üste, “terörle mücadele” adı altında özel bir alan açmayı başaran Almanya, şimdi bu alanı kolay bir şekilde terk etmeme mücadelesi veriyor. Elde ettiği “mevzii” korumak için bütün imkanlarını seferber etmiş durumda. İncirlik’te kalıcı olmak için ince planlar yapan Alman ordusunun, şimdilik AKP Hükümeti tarafından “istenmeyen” ilan edilmesi elbette yapılan planların iptal edileceği anlamına gelmiyor. Bölgenin yeniden paylaşımında yer almanın, bölgede asker bulundurmaktan geçtiğine inanan Almanya, bu nedenle askerlerini yurda çekmeyi değil, başka bir ülkeye aktarmayı planlıyor. Alternatif üslerin Ürdün ya da Güney Kıbrıs’ta olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Bütün bu tartışmaların ardından Alman askerlerinin İncirlik’ten çekilmesi ise Türk-Alman ilişkilerinde geri dönüşü zor, önemli bir kırılmaya yol açacak. Bugüne kadar doğrudan ya da dolaylı olarak Erdoğan’a destek veren Merkel’in bundan sonra benzer bir desteği vermesi öyle kolay olmayacak. Hele de yaklaşan genel seçimler öncesinde hiç mümkün görünmüyor. Erdoğan ve Türkiye’deki gelişmeler ise iç politikada rol oynamaya devam edecek.

Geçmişte olduğu gibi bugün de her iki ülke arasındaki gerilimden en çok Alman ve Türkiye kökenli emekçiler etkilenecek. Bu gerilimin daha fazla sürmemesinin yolu ise Alman askerlerinin derhal geri çekilmesi, Erdoğan rejimine verilen askeri, siyasi ve ekonomik desteğin hemen hemen kesilmesinden geçiyor.