Bu yaz Türkiye’ye gitsek mi gitmesek mi?

Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP tarafından sürdürülen otoriterleşme süreci Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli göçmenleri de önemli oranda tedirgin etmiş durumda. Çok sayıda Alman vatandaşı Türkiye kökenli sınırdan geri gönderilirken, 50’ye yakın Alman vatandaşı Türkiye kökenli de hapse gönderildi. Sınırlarda kontroller, sorgulamalar, geri çevirmeler önceki yıllarla göre önemli oranda arttı.

A. Y., 20 yıldan fazla bir süredir Almanya’nın Köln kentinde yaşıyor. Öğrencilik yıllarında Türkiye’de karıştığı öğrenci olayları nedeniyle gözaltına alınmış. Sonra Almanya’ya gelmiş, İltica etmiş. Sonra Alman vatandaşlığına geçmiş. 10 yıldır Alman vatandaşı. Türk vatandaşlığından ayrılmış. Sonraki yıllarda ailesiyle birlikte Türkiye’ye gitmiş tatil yapmış, Adıyaman’daki anne babasını ziyaret etmiş. Hiçbir sorunla karşılaşmamış.

Ggeçtiğimiz 8 Mayıs günü Adıyaman’daki babası vefat edince, cenaze törenine katılmak için Köln’den Adıyaman’a yıla çıkmış. Ancak İstanbul Atatürk Havaalanı’na varınca durdurulmuş. A.Y. sonrasını şu şekilde anlatıyor: “Uçaktan inip kontrol gişelerine yöneldiğimde yanıma sivil birisi geldi. Merhaba dedi. Neden geldiğimi sordu. Önce neden sorduğunu anlayamadım. Kendisine sorunca kimliğini çıkarıp polis olduğunu söyledi. Ardından ‘Seni Türkiye’de istemiyoruz’ dedi. Babamın öldüğünü, cenazesine yetişmem gerektiğini defalarca anlattım. Buna rağmen izin vermediler bir sonraki uçağa binmeme. En sonunda gerekli kimlik tespitlerini yaptıktan sonra uçağa bindirilerek, Köln’e geri gönderildim.”

Halen de neden geri gönderildiğini anlayabilmiş değil. Alman hükümeti nezdinde değişik girişimlerde bulunmuş. Henüz bir sonuç alabilmiş değil.

Bir insanın hayatında olabilecek en büyük acılardan birisini yaşıyor şimdi B.Y. Sebepsiz yere, babasının cenaze törenine katılmasının engellenmesini, “İstenmeyen insan” ilan edilmesini ömür boyu unutmayacağını söylüyor.

**

60 yaşındaki Hasan Koç Duisburg’da yaşıyor. Mart ayının başında İstanbul’da yaşayan 38 yaşındaki akrabası S.M. evinde ölü bulunuyor. Acı haberi alır almaz akrabalarıyla birlikte İstanbul’a giden Dersimli Hasan Koç, pasaport kontrolü sırasında bir süre bekletilmiş. Polisler bir oraya bir buraya gidip gelmişler. Sonunda Alman vatandaşı olduğu için Hasan Koç’un Türkiye’ye girmesine izin verilmemiş. Nedeni ise açık bir şekilde söylenmiyor. Hasan Koç o gün budur neden içeriye alınmadığını soruyor! Bugüne kadar bir yanıt da alabilmiş değil. Kendisi, sosyal medyadaki paylaşımlarının buna neden olmuş olabileceğini ifade ediyor. Ancak sosyal medyada da çok fazla paylaşımda bulunmamış. Koç, hala keyfi bir biçimde Türkiye’den Almanya’ya geride gönderilişinin ve akrabasının cenazesine katılamayışının derin üzüntüsünü yaşıyor. Bu nedenle her yıl gittiği Türkiye’ye bu yıl gidemeyeceğini söylüyor.

**

Hasan Özdemir. Yıllardır Almanya’nın Krefeld kentinde yaşıyor. Türk vatandaşı. Sosyal etkinliklere katılıyor. Sosyal medya da aktif. Malatya-Kürecik nüfusa kayıtlı. İki hafta önce posta kutusundan çıkan mektup karşısında şaşkınlığına uğruyor. Gelen yazıda, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımdan ötürü hakkında 1 ila 3 yıl hapis cezası istendiği yazıyor. Bütün aile tedirginlik içinde. Sosyal medyadaki paylaşımlarının hükümet karşı olduğunu, ancak hararet içermediğini düşünüyor.

**

Gazetemize ulaşan, güvenlik nedeniyle bazı isimleri gizli tuttuğumuz başka örneklerin de gösterdiği gibi, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayıp da hükümete muhalif olan insanlar üzerinde gümrük kapılarında keyfi bir baskı söz konusu. Sadece Alman vatandaşı olan ancak Mavi Kartı bulunmayanlara sıkça neden olmadıkları soruluyor. Neden sadece Alman vatandaşlığını tercih ettikleri de, polisler tarafından yöneltilen sorular arasında. Özellikle hükümete karşı olan, eleştiriler yöneltenler sosyal paylaşımlar nedeniyle tedirginlik içerisinde. En çok da sadece TC vatandaşı ya da çifte vatandaşlar olanlar…

50’YE YAKIN ALMAN VATANDAŞI HAPİSTE

Türkiye’de artan otoriterleşme, uzun zamandan beridir Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlileri de etkilemiş durumda. Saydığımız örneklerin dışında pek çok benzer olay bulunuyor. Çifte vatandaş gazeteci Deniz Yücel ve Alman vatandaşı Meşale Tolu, keyfi şekilde gözaltına alınan ve tutuklanan kişiler. Bu bilinen iki ismin yanı sıra bir de kamuoyu tarafından isimleri bilinmeyenler var. Federal Dışişleri Bakanlığı tarafından bir soru önergesine verilen yanıta göre, Mayıs ayı başına kadar Türkiye hapishanelerinde 44 Alman vatandaşı bulunuyordu. 2006-2016 yılları arasında sadece 13 Alman vatandaşının Türkiye hapishanelerinde olduğu göz önünde bulundurulduğunda son bir yıl içindeki artışın olağanüstü olduğu görülüyor.

Hükümeti eleştiren, tamamen politik nedenlerle olan bu tutuklamalar konusunda Alman hükümeti çeşitli girişimlerde bulunuyor. Ancak bu girişimler halen Türkiye’nin geri adım atmasını sağlayacak düzeyde değil. Gelişmeler, otoriterleşmenin sadece Türkiye içindeki muhalifler için değil, Türkiye dışındaki muhalifler için de tehlikeli olduğunu yeterince ortaya koyuyor. (YH)