Dünyanın gözü Hamburg’da olacak

Hamburg’da 8 Temmuz günü G 20 Zirvesi’ne karşı yapılacak büyük gösteriye, yerli-göçmen çok sayıda örgüt, inisiyatif ve kuruluş tarafından oluşturulan bir koordinasyon merkezi tarafından gerçekleştiriliyor. Koordinasyon Sözcüsü ve ATTAC temsilcisi Werner Rätz protesto hazırlıkları konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.

G20’ye karşı mücadelenin nedeni ne? G20 nasıl bir politika sürdürüyor?

1998 yılındaki Asya krizine bağlı olarak G20 ülkelerinin maliye bakanları 1999 yılında Berlin’de biraraya geldiler. G20 devlet ve hükümet başkanı da sermayenin kendi dışındaymış gibi göstermek için finans ve banka krizi adı verdiği küresel kapitalizmin krizine tepki olarak buluşuyor. Masada bir grup uluslararası örgüt de oturuyor. Bu, keyfi ve belli bir politik bakış açısının damgasını vurduğu bir bileşim. Örneğin bölgede önemli bir güç olan İran neden zirvede yer almıyor veya Kara Afrika’dan bir temsilci bile toplantıya katılmıyor. G20 Zirvesi’nin amacının küresel kapitalizmi biçimlendirmek ve yeniden organize etmek olduğu belli. Buna bir örnek finans sağlamlığı konseyi. G20 ülkelerinin direktifleriyle dünya finans piyasaları biçimlendiriliyor. G20’yi devlet ve hükümet başkanlarının şovu gibi değerlendirip derinliğini görmemek büyük bir yanlışlık olur. G20, küresel sorunların sadece konuşulduğu değil koşulların kararlara uygun değiştirilip biçimlendirildiği bir platformdur.

8 Temmuz’daki G20 zirvesine karşı yapılan eylemlere hangi örgütler ve çevreler katılıyor?

G20 yerine “Sınırsız Dayanışma” eylemine değişik örgütlerden oluşan geniş bir birlik çağrı yaptı. Attac, Die Linke, DIDF, DKP, barış hareketinin ülke çapındaki koordinasyon yapıları, Nav Dem, Alevi Federasyonu, Yeşiller ve SPD’nin gençlik örgütleri, Cumhuriyetçi Avukatlar, Atom silahlarına karşı doktorlar, Hedonistische Internationale, IG Metall, GEW gibi örgütler birliğin içinde yer alıyorlar.

G20’ye karşı çok değişik eylemlerin olmasını nasıl değerlendiriyorsun? 8 Temmuz’daki büyük eylem açısından bunların önemi nedir?

Hamburg ve çevresindeki gruplar çok yaratıcı eylem ve düşünceler geliştirdiler. Çoğu, 8 Temmuz’daki eyleme çağrı yapıyor ve insanları harekete geçiriyor. Ülke çapında merkezi eyleme katılım için çaba harcanırken, Hamburg ve civarındakiler açısından bu lokal etkinlikler çok önemli. 10 yıl önce Rostock/Heiligendamm’da yapılan eylemden farklı olarak şehrin taşıdığı yük çok fazla. Hamburglular dolaşım özgürlükleri ve demokratik haklarının kısıtlanmasından rahatsız ve bu rahatsızlığı sokakta gösterecekler.

Yasaklamalar ve şiddet tehditleri protestoları zayıflatır mı?

Hamburg Senatosunun hesabı, korku yayarak halkın eylemlere katılmasını engellemek. Bu nedenle yasak bölgeler ilan edildi, kamplar yasaklandı , şiddet senaryoları yaygınlaştırılıyor.

Rusya, Türkiye, Çin’deki kadar saldırgan olmasa da bizde de o yönde eğilim var. Demokratlar bu ülkede de koşulların tam anlamıyla otoriterleşmesini istemiyorlarsa 8 Temmuz’da sokağa çıkmalıdır. Dünyanın gözü Hamburg Senatosu’nun sınırlandırıcı, baskıcı tavrına rağmen G20 Zirvesini protesto için sokağa çıkan 10 binlerce insanın üzerinde olacaktır. (YH)