Müslüman yürüyüşüne ilgi azdı

Berlin, Paris, Londra gibi Avrupa’nın bir çok ülkesinde İslamcı radikal dinciler tarafından işlenen terör saldırılarını protesto etmek için Almanya’nın Köln kentinde yapılan gösteriye katılım beklenenin çok altında kaldı. 10 bin kişinin katılmasının beklendiği eyleme değişik verilere göre 500-1000 arasında katılım oldu.

Almanya’da yaşayan Müslümanların İslamcı terör örgütleri tarafından yapılan katliamları protesto etmek üzere 17 Haziran günü Köln’deki Heumarkt Meydanı’nda yapılan eyleme katılım beklenenin altında kaldı.

İslam bilimcileri Suriye kökenli Lamya Kaddor ve Lübnan kökenli Tarık Muhamed tarafından ilk çağrısı yapılan, Almanya Müslümanları Merkez Koseyi (ZDM), Almanya Türk Toplumu (ATT), kiliseler, çok sayıda Müslüman kurumu ve inisiyatifi tarafından desteklenen gösteriye Almanya çapında katılım çağrısı yapılmıştı.

“Bizimle değil-Müslümanlar ve dostları teröre karşı” sloganı altında yapılan miting ve gösteri öncesinde basında, eylemin özellikle Diyanet Başkanlığı’nın Almanya’daki uzantısı Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) tarafından desteklenmemesi tartışmalara yol açmıştı. İlk etapta gösteriye destek vereceğini ve katılacaklarını açıklayan DİTİB yöneticileri, daha sonra kendilerinin teröre karşı bir çok açıklama yaptığını ve Ramazan ayında sıcaklık nedeniyle eyleme katılmayacaklarını açıkladı.

Bunun üzerine başta Başbakan Angela Merkel olmak üzere, İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ve Adalet Bakanı Heiko Maas da DİTİB’in teröre İslam arasına mesafe koymak üzere yapılan gösteriye katılmamasına tepki gösterdiler.

MÜSLÜMAN’DAN ÇOK ALMAN KATILDI!

DİTİB’in yanı sıra Milli Görüş başta olmak üzere diğer Türkiyeli İslami örgütler de eyleme katılmadı. Eyleme destek verdiğini açıklayan Almanya Türk Toplumu ise sadece temsil düzeyinde eylemde hazır bulundu. Eyleme katılansa Ahmediya Cemaati gibi çok fazla etkisi olmayan örgütler oldu.

Heumarkt alanında terör saldırılarına hayatını kaybedenlerin anısında yapılan bir dakikalık saygı duruşundan sonra, gösteri çağrısı yağan Lamya Kaddor, eylemle İslam adına suçsuz insanları katleden teröristlerle aralarına mesafe koymak istediklerini söyledi. Kölnlü kaberatist Fatih Çevikkollu da yaptığı konuşmada insanlar arasında din, ulus, cinsiyet ayrımcılığına karşı Köln’den anlamlı bir mesaj vermek üzere toplandıklarını belitti.

Yapılan konuşmaların ardından kent içinde “Barış Yürüyüşü” gerçekleştirildi. Farklı inançlardan ve uluslardan insanlar yol boyunda teröre karşı yapılan eyleme destek verdi.

Basının da önceden verdiği geniş haberlere rağmen katılım beklenen çok altında kaldı. Köln polisi mitinge 500 kişinin katıldığını, yürüyüş sırasında sayının bine yaklaştığını ifade etti. Eylemin organizatörü Kaddor ise eylem bittiğinde alanda 3000-3500 kadar insanın toplandığını, katılımın beklediklerinin altında kaldığını ifade etti. Eylem katılanlar arasında Almanların sayısının Müslümanlardan faza olması da dikkat çekti.

Kaddor buna rağmen teröre karşı eylemler yapmaya devam edeceklerini belitti.

İSLAMİ ÖRGÜTLERİN YAPMASI GEREKEN ÇOK ŞEY VAR

Gösterinin zayıf geçmesi, İslam adına hareket etrtiğini öne süren örgütlerin tam anlamıyla destek vermemesinden kaynaklanıyor. Örneğin, Almanya Müslümanları Merkez Konseyi (ZMD) adına mitingde konuşan kişi 300’e kadar cami ve örgütü temsil ettiklerini anlattı. Ancak öyle anlaşılıyor ki, teröre karşı 30 kişiyi bile seferber edememişler.

Benzer bir durum Almanya Türk Toplumu için de geçerli. Yani daha geniş kesimleri bünyesinde örgütleyen örgütlerin bu konuda kimseyi harekete geçirme niyetinde olmadığı anlaşılıyor.

“En büyük İslam örgütü” olmakla övünen DİTİB’in inisiyatifi alıp teröre karşı yürümesi bir yana protokol icabı dahi katılmaya gerek görmemesinin arkasından da bu yatıyor. Her ne kadar DİTİB gerekçe olarak, “İslamla terörün bir araya getirilmesini” doğru bulmadığını açıklasa da, bu gerekçe, İslam” adını kullanarak terör ve cinayet işleyen örgütlere karşı en önce kendilerinin sokağa çıkması gerektiği gerçeğinin üzerini örtmüyor.

Ama sorun da zaten DİTİB’in bu örgütlere ve bu tür örgütlere destek veren Türkiye’deki siyasi iktidara bakışında yatıyor. bağlı Nitekim, radikal İslamcı terör guplarına en önemli destek veren, ülkelerin başında Türkiye’deki siyasi iktidar geliyor.

Avrupa genelinde aşırı sağcı-milliyetçi çevrelerin İslam düşmanlığını kullanarak, Müslüman-Hıristiyan, yerli-göçmen ayrımını körüklediği bir süreçte, İslam adına örgütlenenlerin daha fazla sokağa çıkarak, terörü mahkum etmesi ve yerli-Hıristiyan inancından insanlar arasındaki korku ve endişeleri azaltması gerekiyor. Bunu da ‘öyle görünmek için’ değil, samimi ve buna gerçekten inanarak yapmak gerekiyor! (YH)