Almanya’da mülteci kadınların durumu

Almanya’da da mülteci kadınlara yönelik ayrımcılık ve şiddet hâd safhada. 639 kadınla yapılan anket sonuçları Almanya’ya hayallerle gelen kadınların hiç de umdukları ile karşılaşmadıklarını gösteriyor.

Semra Çelik

Kötü barınma koşulları, psikolojik stres, şiddet ve ayrımcılık: Mülteci kadınların çoğunun Almanya’daki hayatı da hoş değil.
Beş şehirdeki yurt ve kamplarda kalan 639 mülteci kadınla yapılan bir anketin sonuçlarına göre kadınlar umutla geldikleri Almanya’da hayal kırıklığı yaşıyor. Almanya’ya iltica başvurusunda bulunan kadınların çoğunluğu 17-39 yaşları arasında ve Suriye, Afganistan ve Irak’tan geliyorlar. En büyük şikayetleri mülteci kamplarındaki barınma koşulları. Çok sayıda insanla bir arada yaşama, aynı odada veya büyük salonlarda yatmaları nedeniyle özel yaşam diye bir şeyleri kalmamış durumda. Bu koşullar, aynı sorunlara sahip mülteciler arasında kavgaya varacak olaylara yol açıyor.
Kadınların üçte ikisi evli ya da biriyle beraber yaşıyor. Yüzde 81’inin çocukları var. Suriyeli ve Afganistanlı kadınların yüzde 60’ı kaçış yollarını çocuklarıyla beraber katetmişler. Eritre ve Somali’den gelen kadınların dörtte biri çocuklarını, sonra yanlarına almak umuduyla, ülkelerinde bırakıp yalnız gelmişler.
Savaş, terör ve yaşamlarının tehlikede olması nedeniyle kaçmışlar. Buna ek olarak açlık, şiddet, işkence ve kaçırılma korkusu geliyor. Birilerinin onlara yaptıklarının travması, doğal afetlerden veya açlıktan daha büyük iz bırakıyor.
Bu problemlerin yanı sıra kadınlığa bağlı özel nedenler de sığınma nedeni. Örneğin cinsel şiddet, namus cinayeti veya zorla evlendirilme korkusu, kadınları doğdukları, bildikleri yerleri terk etmeye zorlamış.

AYRIMCILIK, ŞİDDET VE KÖTÜ BARINMA KOŞULLARI

Almanya’da korkusuz ve istikrarlı bir yaşam arıyorlar. Ancak çoğu için bu hayal gerçekleşmiyor. Kadınlar, mülteci yurt ve kamplarında da sokakta da ayrımcı uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarını anlatıyorlar.
Yüzde 26’sı dili, görünüşü ve inancı nedeniyle ayrımcılığa uğradıklarını örneklerle anlatıyorlar. Özellikle de başlarını örtenler, düşmanlıkların hedefi oluyor.
Yüzde 21’i karşılıklı saygının olmamasından şikayet ediyor. Mülteci yurt ve kamplarında şiddetle karşı karşıya olduklarını, kendilerini güvende hissetmediklerini söylüyorlar.
Şiddet uygulayanlar genellikle kadınların yakını olan erkekler. Eşleri tarafından dövülen, baskı altında tutulan kadınların sayısı oldukça yüksek.
Mülteci kadınların yarıya yakını Almanya’daki yaşam standartlarını‚ ‘Şöyle böyle’ olarak niteliyor. Yarısından fazlası ise barınma koşullarının ‘kötü-çok kötü’ olduğunu belirtiyor. Özellikle hijyenik açıdan huzursuzlar.
Tek başlarına gelip de çocuklarını sonra getirebileceklerini düşünenler, çıkarılan zorluklara bağlı olarak hayal kırıklığı yaşıyorlar. Çoğu, Almanya’da aileye verilen değerin ülkelerindekinden çok düşük olduğunu düşünüyor.
Kadınların üçte birinden fazlası, yurt ve kamplarda tıbbi bakımın çok kötü olduğunu ifade ediyor. Onda birinden azı psikolojik bakım hizmetlerinden yararlanıyor. Ruhsal sorunları olan kadınların çoğu yardım aramak yerine içlerine kapanarak yaşamak zorunda kalıyor veya tercih ediyor.

DİL ÖĞRENMEK VE ÇALIŞMAK İSTİYORLAR

Kadınların çoğu değişik derecelerde eğitim almış durumda. Altıda biri okuma yazma bilmediğini söylüyor. Yüzde 6’sı meslek öğrenimi gördüğünü, yüzde 9’u üniversite mezunu olduğunu belirtiyor. Dil öğrenmek ve çalışmaya başlamak isteyenlerin oranı çok yüksek. Ankete katılanların üçte biri (yüzde 38) devlet yardımlarından ve eşlerinden bağımsız olmak ve kendi ayakları üzerinde durmak için beş yıl içinde Almanca öğrenip çalışmaya ya da üniversite öğrenimine başlamayı hayal ediyor.