Blohm+Voss´da çalışan bir işçiden mektup var

Sevgili işçi arkadaşlarım,

öfkeli ve kızgın olduğum için bu gün size bu mektubu yazıyorum.

20 yılından uzun bir süreden beri Blohm + Voss´un yeni bölümümde çalışıyorum. Tersanenin içinde nasıl daha az işçiyle daha çok işin yaptırıldığına şahit oldum. 35 yıl önce bu işyerinde 6.500 işçinin çalıştıĝını biliyorum. Bu sayıdan bugün geriye kalan sadece 980 işçi var.

Her nedense, Tersane patronu Lürssen 1000 e yakın bu işçiden 300 ünü işten çıkarılmak isteniyor. Görünen o ki; „pahalı“ diye lanse edilen kıdemli işçiler işten çıkarılarak bunların yerine taşeron firmalar üzerinden getirilen ucuz taşeron işçiler işe alınacak.

Şimdiye kadar bu tersanede çok sözde krizler gördük. Her seferinde üretilen bu krizlerin faturasını işçiler ödedi. Her krizin ortaya çıkmasıyla beraber de bize yeni patronlar musallat oldu (sanki profesyonel futbol takımlarına giren çıkan profesyonel futbolcular gibi). Bize hep kurtuluşun sözünü verdiler. Oysa plan hep aynısıydı: Daha çok hak gaspı, daha çok maaş kaybı, daha çok işten atmalar ve ücreti ödenmeyen mesailer.

Bütün bunları tanıyorsunuz. Eski hikayeler ısıtılıp yeniden piyasaya sürüldü. Birinci hedef korkutmak; Yeni şartları kabul etmezseniz „kapatırız, iflas ilanı yaparız“ diyerek çalışanları tehdit etmek ve şantaj yapmak. Sanki bir şaka gibi, şaka gibi de olsa çalışanları korkutmak her zaman işe yarıyor.

NEDEN ÖFKELİYİM?

Korkutma oyununun diğer figüranları ise IG Metall ve işçi temsilciliğinin başkanları. Bunlar her seferinde patronların sözde sorunlarına büyük anlayış gösterirken işçilerin gerçek sorunlarına karşı sessiz kaldılar. Her üye ve iş yeri toplantısında kullanılan bahaneler aynı: “Tersane kötü durumda”, “300 işçiyi işten çıkarmamız gerekiyor”, “Tazminatla gönüllü çıkış”, “İzin ve Noel paralarının ödenmemesi”, “Ücretsiz fazla mesai.”

Bilinmeli ki benim öfkem Lürssen´in efendilerine karşıdır. Öfke aynı zamanda kendi IG Metall sendikama da karşı. Neden sendikada üyeyim? Tabii ki iş yerindeki durumumun daha da kötüleşmesinden korunmak için. Hep birlikte mücadele edebilmek için. Biliyorum ki kimse yalnız başına mücadele ederek kazanamaz. IG Metall´in her şeye evet demesine katlanamıyorum. Artık HAYIR denmesini bekliyorum. Hayır demek büyük bir dava olurdu:

Cesaret bulmamız için hayır denmeli. Kriz yalanına inanmamak için. İflas yalanına inanmamak için. İçten çıkarma tehdidine karşı durmak için. 300 kişiyi işten çıkarmak ne demek? İşçi maaş giderleri yüksek yalanı ne demek?

Her şeyin hesabı sorulmalı. Her komisyonda ki evrakın alınıp uzman kişilerce doğruluğu yanlışlığı inceletilmeli. Biz üyeler ve her çalışanların hepsi gelişmeler üzerine zamanında bilgilendirilmeli. Daima taviz vermeye son demeliyiz. Taviz verdikçe elimize ne geçecek? Bir sonraki çıkarılacak olan yalandan krize kadar geçici bir iyileşmenin ötesinde elimize ne geçer? 300 işçi sokağa atıldıktan sonra problemler bitecek mi?

HER ŞEYİN BİR ÇARESİ VAR!

Biz çalışan insanlar aptal değiliz. Bir tersanenin iyi yürütülebilmesi için bizim de fikirlerimiz var. Bazı durumlarda da sıra dışı fikir ve öneriler işe yarar. Misal: Tersane yönetimi mülküyle birlikte Hamburg şehir belediyesine verilse çok doğru bir karar olur. Önemli sanayi kuruluşlarının özel mülkiyette tutulması ne kadar dogrudur? Bu günlerde kamuoyunda elektrik ve gaz enerji üretim ünitelerinin, su şebekesinin ve hastanelerin kamulaştırılmasına yönelik talepler yükseliyor. Hatırlayalım. Bu alanlarda da özelleştirmeler çalışma koşullarında büyük sorunlar yaratmış, yığınlarca işçiyi işinden etmişti.

İsterdim ki çalıştığım iş yerinde savaş gemileri değil, toplumun faydalanabileceği ürünler üretilsin. Bu düşünce gerçek dışı bir düşünce midir? Rastlantı değil. 1981 yılından 90´lı yılların sonuna kadar Blohm + Voss´da çalışan işçiler IG Metall sendikasının „Silahlardan Arınma“ çalışma grubunun üyesiydiler.

Bu tür düşüncelerin yaygınlaşması ve hayat bulması zaman alacaktır. Fakat yeri ve zamanı gelince “HAYIR YETER, YENİ BİR BAŞLANGIÇ İSTİYORUZ” demeliyiz.

48 sendika üyesi arkadaşımızın katıldığı üye toplantısında biz bu cesareti ortaya koyduk ve tersane için düşünülmüş yeni plana hayır dedik. Evet, sadece 48 kişiyiz. Bizim sesimiz, üzerimize serilmek istenen ölü toprağının atılmasında bir başlangıç olabilir.

Herkese dayanışmacı selamlarımı gönderiyorum.

Bu mektup 21.06.2017 tarihinde Hamburg’da bulunan Blohn + Voss da dağıtıldı. Daha geniş bilgi için LabourNet Germay: http:www.labournet.de/?p=114677