Temel haklar soyut saçmalıklar değildir

Heribert Prantl/Süddeutsche Zeitung

Hamburg polisinin G20 protestolarına karşı taktiği Trump’ın politikası gibiydi. G20’ye karşı barışçıl protestolara katılanlar şiddet yanlısı kara blokla aynı kefede tartılarak değerlendirildi ve haklı protestolar karalandı. Hamburg’da polisin iki görevi vardı: şiddet olaylarını engellemek ve temel bir hak olan eylem yapma hakkını korumak! Ne yazık ki ikisi de başarılamadı. Ne şiddet olayları engellendi ne de eylem yapma hakkı korundu. Hamburg’daki „zirve günleri“ bu anlamda çifte rezalet anlamı taşımakta.

Hamburg zirvesinin sonuçlarından biri eylem yapma hakkını devre dışı bırakmak, karalamak olarak belirlendiyse hem polisin taktiği hem de ‚kara blok’un terörü ile bu başarıldı. Barış inisiyatifleri, mülteci dayanışma grupları, Trump ve Putin karşıtları, Pro Asyl, Pax Christi’nin angaje olmuş insanları ve daha adil bir dünya isteyen kapitalizm karşıtları polis, medya ve bir kısım kamuoyu tarafından ne yaptığını bilmez, şiddet yanlısı ‚kara blok’la aynı kefede değerlendirildiler. Onlara ‚kara blok’a yakın duran, sempati duyan saf insanlar muamelesi yapıldı. Böylece de haklı protesto karalanmış oldu. Bu konuda polis şefine, Hamburg içişleri bakanına ve Hamburg eyaleti yönetiminde yer almalarına rağmen eylem günlerinde onları ilgilendiren hiçbir şey olmamış gibi kayboluveren Yeşiller’e teşekkür (!) etmemiz gerekiyor.

Bir zirveye ona karşı yapılacak barışçıl eylemler de dahildir. Devlet başkanları kadar karşı eylemlerin de korunması zorunludur. Bu amaçla, geçen on yıllar içinde polis, şiddeti engelleme, ortalığı sakinleştirme stratejileri geliştirdi. Bu, şiddet yanlılarına yumuşak davranmak, yaptıkları herşeye hoşgörü göstermek şeklinde değil polis gücünü akıllı ve şiddeti engellemeyi hedefliyecek şekilde kullanmaktı. Brokdorf, Wackersdorf, Startbahn-West ve değişik kaos günlerinden çıkarılan ders bu şekildeydi. Hamburg polisi bu deneyleri bir kenara iterek eylemcileri, yenilmesi gereken karşıtlar olarak gördü. Toplantı ve gösteri yapma hakkı gasp edildi, Hamburg polisi, emniyet müdürlüğü ve G20’ye karşı eylemleri yöneten polis amirleri- 20 bin düz polis değil- Anayasa’nın tanıdığı her türlü hakkı yok sayarak Trump’ın izlediği gibi militarist bir taktik izledi. Anayasa’daki gösteri hakkı, taş atan, kundaklayan ve talan edenlerden korunmak zorundadır ama aynı şekilde gösteri hakkını bir saçmalık hatta şiddet yanlılarına sempati duyan bir hak olarak görenlerden de korunmalıdır. Demokrasiyi savunmak için yola çıkanların ‚temel hak‘ kavramını duyduğunda esnemeye başladığı koşullara varılmamalıdır. Anayasa’nın tanıdığı ve Anayasa Mahkemesi’nin de bir davanın sonucu olarak hükmettiği bu haktan bahsetmenin cesaret gerektirdiği durumlara varmak tehlikelidir.

Anayasa Mahkemesi’nin 1985 yılında Brokdorf’la ilgili verdiği kararda, „ yurttaşların düşüncelerini ortaya koyabilmek ve kamuoyu bilinci oluşturabilmek için özgürce gösteri ve toplantı yapabilme hakkı vazgeçilmez temel haklardan biridir. Devlet kurumları bu hakkı garanti etmek zorundadır“ denmekteydi. Bu karar herhangi bir yerde değil Karlsruhe’de alındı ve alınma tarihi de herşeyin güllük

gülistanlık olduğu bir döneme rastlamamaktaydı. Aynı karar 2017 yılında Hamburg için de geçerlidir, daha doğrusu geçerli olmak zorundadır.

Anayasa’nın 8. maddesindeki toplanma hakkı geçen hafta, şimdiye dek olmadığı kadar, çok kötü muameleye uğradı, buna yol açan hastalığın tespitinin yapılması ve iyileştirilmesi ise epey zaman alacak… Bu hafta bir temel hak daha gözümüzün önüne gelecek. Anayasa Mahkemesi TİS Birliği Yasası üzerine karar verecek. Çok önemli bir kararla karşı karşıyayız: pilotlar birliği Cockpit, doktorlar birliği Marburger Bund ve Makinistler Birliği gibi küçük sendikaların gelecekte hangi haklara sahip olup olmayacakları konusunda karar verilecek. Yasa sayesinde bu sendikaların grev hakkı ellerinden alınacak mı? Beklenilen ve umulan hakimlerin böylesi bir temel hakkı yok eden yasaya onay vermeyecek olması… Temel haklar soyut saçmalıklar değildir. Onlar hepimiz için, politika ve polis için günlük yaşamımızı yönlendirmesi gereken ideallerimizdir.

Çeviren: Semra Çelik