Türkiye-Almanya ticaret ortaklığı

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Türkiye’deki insan hakları ihlallerine ve Alman vatandaşlarının keyfi şekilde tutuklanmasına tepki göstererek, Türkiye ile AB arasında yaklaşık 21 yıl önce imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmeyeceğini açıklamasına Türkiye’den değişik tepkiler geldi ve bunlar Alman basınında da yer buldu.

Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın hem de AB Bakanı Ömer Çelik, Merkel’in açıklamasına “AB’ye bir AB ülkesi talimat vermemelidir” diyerek, Almanya’nın tek başına AB adına kararı vermesinin kabul edilemeyeceğini ifade ettiler.

31 Aralık 1995’te yürürlüğe giren Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmemesi talebi, otoriter Erdoğan rejiminin AB ve Almanya’ya yönelik politikasını değiştirmeyi amaçlıyor ve ciddi bir adım. Erdoğan ve ekibinin, sadece sert siyasi mesajlarla geri adım atmayacağını nihayet gören Almanya, Temmuz ortasında Alman şirketlerin Türkiye’deki yatırımlarına devlet güvencesi (Hermesbügschaft) verilmeyeceğini ilan etmesi ve Alman vatandaşlarına Türkiye’ye seyahat kriterlerini değiştirmesi üzerine, AKP Hükümeti hemen geri adım atarak, 680 Alman şirketiyle ilgili Interpol’e yaptığı başvuruyu geri çekmişti. Bununla da kalınmadı, hemen Alman/AB yatırımlarının Türkiye’de kalması için toplantılar ve açıklamalar yapıldı.

TEK ADAM REJİMİNİN ZAYIF HALKASI EKONOMİ

Bu gelişmeler, tek adam rejimimin en zayıf halkasının ekonomi ve yurt dışından gelecek para olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu nedenle, Erdoğan ve partisi, AB ile Gümrük Birliği müzakerelerinin yenilenerek Avrupa’ya daha fazla mal satarak, ekonomik sorunların üstesinden gelebileceğini umuyordu.

Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi, AB ile yapılan ve 18 Mart 2016’da yürürlüğe giren Mülteci Anlaşması’nın da önemli ayaklarından biriydi. O zaman mülteci akınını durdurmaya kararlı olan Merkel, Erdoğan’dan gelen bu isteği kabul etmiş ve AB’ye de öyle kabul ettirmişti.

ERDOĞAN’IN GÜNCELLEME PLANI TUTMADI

Bugün “güncelleme” yapılması istenen Gümrük Birliği anlaşmasında asıl olarak AB ile Türkiye arasında gümrüksüz mal ve hizmetlerin kapsamının genişletilmesi hedefleniyor. Çünkü uygulamada olan anlaşma bütün mallar için geçerli değil. Her ne kadar anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bu yana Türkiye’nin AB’ye ihracatı dört katına çıksa da, birçok mal halen gümrük verilerine takılıyor. Mevcut Gümrük Birliği sadece sanayi ürünlerini kapsıyor. Tarım ürünleri bu anlaşmanın kapsamında yer almıyor.

Türkiye’nin istediği yönde bir güncellemenin olması durumunda tarım, hizmet, sanayi ve kamu alımları alanlarını kapsayacak ve AB’nin üçüncü ülkelerle imzalayacağı serbest ticaret anlaşmalarında Türkiye’nin mağdur olmasının önüne geçilmesi gözetilecekti. Bu elbette Erdoğan rejimi için ekonomik olarak derin bir nefes alma anlamına geliyordu. Ancak Merkel’in atmış olduğu hamle şimdilik bu hesapları bozmuş görünüyor.

AB, ALMANYA VE TÜRKİYE ARASINDA TİCARET

Yaşananlar her şeye rağmen ekonomik ilişkilerin tamamen duracağı, yatırımların yapılmayacağı anlamına gelmiyor. Zira, Türkiye AB’nin, AB de Türkiye’nin en önemli ticari ortaklarının başında geliyor.

Alman Parlamentosunun Aralık 2016’da, AB-Türkiye Gümrük Birliği konusunda milletvekillerini bilgilendirmek için hazırlamış olduğu bir broşürde en güncel verileriyle ekonomik ilişkiler ortaya konuluyor.

Broşür şu tespitle başlıyor: “AB Türkiye’nin en önemli ticari partneri, Türkiye ise AB’nin altıncı büyük ticaret partneri. Türkiye, 2015’te Almanya’nın ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında 17. (14.5 milyar Euro), ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında ise 14. (22.4 milyar Euro)”.

Aynı broşürde, Türkiye ile Gümrük Birliği’nin bundan sonra nasıl devam etmesi gerektiğine dair dört senaryo üzerinde duruluyor.

Serbest ticaret anlaşmasının imzalanması da senaryolar arasında yer alıyor. Ancak, Türkiye’deki siyasi gelişmelere bakılırsa, birinci senaryo olarak ifade edilen Gümrük Birliği’nin olduğu gibi devam etmesi en güçlü olasılık görülüyor.

AB OLMADAN TÜRKİYE EKONOMİSİ AYAKTA KALABİLİR Mİ?

Grafikler ve rakamlar, AB ve Almanya olmadan Türk ekonomisinin ayakta durmasının mümkün olmadığını gösteriyor.

Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 70’i AB ile (Ocak-Eylül 2016). 2002-2015 yılları arasında Türkiye’de yapılan doğrudan yatırımların yüzde 69’u AB ülkelerinden. 2014 ile 2015 arasında yapılan bir kıyaslamaya göre doğrudan yatırımlar bir yıl içinde yüzde 36 azalmış.

Türkiye-Almanya arasındaki ticarette en dikkat çekici olan ise alınan ve satılan mallar. Almanya’dan Türkiye’ye satılan ilk beş ürün söyle: Otomobil, otomobil parçaları, havacılık araçları (uçak, helikopter), benzinli ve dizel motorlar, motor parçaları (2015).

Görüldüğü gibi hepsi taşıma araçları ve motorla ilgili.

Türkiye’den Almanya’ya satılan ilk beş ürün ise şöyle: Motor parçaları, otomobil parçaları, tişört ve atlet, otomobil, hazır meyve ve fındık.

Türkiye’den Almanya’ya en çok satılanlar arasında yer alan motor parçaları, araç parçaları ve otomobiller esas olarak Alman tekelleri tarafından Türkiye’de ucuza mal edilip Almanya’ya getirilen ürünlerden oluşuyor.

DİPLOMASİDE SERTLİK, EKONOMİDE DOSTLUK!

Yani tabloya bakıldığında, her iki taraf, özellikle de Türkiye açısından öyle kolay kolay vazgeçilmeyecek, ihmal edilmeyecek bir ekonomik ilişki durumu sözkonusu. Nitekim vaziyet böyle olduğu için, Erdoğan ve AKP Hükümeti keskin ve tehditkar bir siyasi-diplomatik tutum içinde olsa da, ekonominin geçekleri ister istemez bu alanda ‚zorunlu bir dostluğu‘ dayatıyor. (YH)