Referandum: Bir ulusun hakkı

Sınırları içinde Kürt nüfus bulunan bölge ülkeleri çok uzun yıllar Kürtlerin ulusal hareketlerinin ve özlemlerinin bastırılması konusunda açık ve gizli bir iş birliği içinde oldular. Zaman zaman bu sorunu, özellikle alevlendiği dönemlerde birbirlerinin üzerine yıkma politikaları izledilerse de genel yaklaşımları hep bu gerici çerçevede oldu.

AHMET YAŞAROĞLU

25 Eylül yaklaştıkça bölgede tansiyon yükseliyor. Tansiyonun artma nedeni ise Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin 25 Eylül’de bağımsızlık için referandum yapma kararı alması. Bölge devletleri Türkiye, İran, Irak böyle bir referanduma karşı olduklarını açıklamış durumdalar. Son günlerde Erdoğan ve Irak merkezi yönetimiyle görüşmek için Bağdat’a giden Çavuşoğlu bu karşıtlığı yeniden açıkladılar. Konuşulan tek konu bu olmasa da İran Genelkurmay Başkanı 1979’dan beri ilk kez Ankara’ya geldi. ABD Savunma Bakanı Mattis de geldi bu ve diğer bölge konularında görüşmeler yaptı.

Sınırları içinde Kürt nüfus bulunan bölge ülkeleri çok uzun yıllar Kürtlerin ulusal hareketlerinin ve özlemlerinin bastırılması konusunda açık ve gizli bir iş birliği içinde oldular. Zaman zaman bu sorunu, özellikle alevlendiği dönemlerde birbirlerinin üzerine yıkma politikaları izledilerse de genel yaklaşımları hep bu gerici çerçevede oldu. Kürtlerin parçalanmış bir ulus oldukları, ulus olmaktan kaynaklanan haklara sahip oldukları hep inkar edildi.

Kuşkusuz inkar edilen bu hakların başında da Kürtlerin kendi kaderlerini özgürce kendilerinin tayin etmesi gelmektedir. Yani, Kürtlerin bugün yaşadıkları topraklarda şu anda sınırları içinde bulundukları devletlerle bölgesel özerk yönetimler olarak demokrasi ve eşitlik içerisinde birlikte mi yaşayacağı, ya da ayrı devletler mi kurmak istediği, yoksa tek ve birleşmiş bir ulus olarak ayrı bir devlet kurarak mı yaşayacağı, ya da bazı bölgelerin birleşip kaderlerine ortak karar karar verme hakkına sahip olması gibi sorunlar. Bölge gericilikleri yakın zamanlara kadar bu yöndeki bir gelişime engel oldular, Kürt hareketleri baskı ve terörle engellediler.

Ama bölgede işler Irak’ın işgalinden sonra hızla değişmeye başladı. Önce Irak’ta Bölgesel Özerk Kürt Yönetimi kuruldu. Suriye’de beş yıldır Rojava kantonu bulunuyor. Türkiye Kürdistanı’ndaki mücadele ise on yıllardır sürüyor ve güçlü bir halk hareketi olma özelliğini kazanmış durumda. İran Kürtlerinin baskı ve teröre karşın özlem ve istekleri zaman zaman alevleniyor. Sorunun geçmişten farklı yanı ise, belli başlı büyük emperyalist devletlerin bölgede doğrudan ve kendi müttefikleri ile boy göstermesi, bu arada Irak ve Suriye gibi devletlerin çözülüyor olması. Bu ise sorunu bir yandan karmaşıklaştıran, diğer yandan çözüm için gündeme getiren bir etken durumunda.

Türkiye ve İran gibi bölge devletleri, bölgeye dışarıdan emperyalist bir müdahale yapıldığını ve bu durumun ortadan kalkması durumunda sorun kalmayacağını açıkça dillendiriyorlar. Bu iki ülkenin ve diğer devletlerin özlemi eski statükoya dönülmesidir. Onlar için sadece şimdilik Irak Özerk Kürt Yönetimi daha ileriye gitmemesi koşuluyla katlanılabilirdir. Diğer bölgeler için daha geri biçimler belki düşünülebilir! Hele hele demokrasi ve eşitlik gibi sorunlar hiç ağza alınmamalıdır! Bu nedenle Irak Kürtlerinin referandum adımı kesinlikle geri alınmalıdır, diğer bölgelere kötü örnek olacak bir yola kesinlikle girilmemelidir!

Öncelikle açıkça vurgulamak gerekiyor: Bölgedeki Kürt sorunu emperyalistlerin ortaya çıkardığı bir sorun değildir. Kürtler bu bölgelerde binlerce yıldır yaşamaktadır ve emperyalistler tarafından bir yerlerden getirilmemişlerdir. Emperyalist devletler stratejik hesaplarla yapılmak istenen referandumu “zamansız” bulmaktadırlar. Kürtler de Türkler, Araplar, Acemler gibi kendi kaderlerini kendileri tayin etmelidirler. Bu sorunun çözülmemesi, benzer her bölgede olabileceği gibi emperyalistler için soruna müdahale etme fırsatını doğurmakta, onlar bölge halklarını kanlı çatışma ve hesaplaşmalara sürükleyebilmektedirler. Soruna Kürtler bölge gericiliklerini mi, yoksa emperyalist devletleri mi tercih etmelidir diye yaklaşılamaz, ne Kürt halkı ne de başka bir halk emperyalistlerin insafına terk edilemez.

Bölge devletleri Özerk Kürt Yönetiminin referandum kararına saygı göstermelidirler. Bu devletler emperyalist devletlerin soruna burnunu sokmasını istemiyorlarsa, Kürt halkının Türk, Arap ve Acem halklarıyla eşit koşularda yaşamasına razı olmalıdırlar. Bu yapıldığı takdirde bölgeye dışarıdan yapılan emperyalist müdahalelerin de zemini daralacaktır. Devletler bunu yapmasa da halklar er ya da geç, kimsenin kuşkusu olmasın bunu başaracaklardır.