Türkiye kökenli seçmenler ne diyor?

Köln Ostheim

Genel seçimlere bir hafta kala Türkiye kökenli seçmenlerin sandık başına gitmemesi ya da AKP’nin uzantısı durumundaki partiye oy verme çalışması yoğunlaştırılıyor. Erdoğan ve yakın ekibinin Almanya’ya karşı söylemi sıkılaştırması ve “Türkiye düşmanı” ilan ettiği partilere oy vermemesini tekrarlaması üzerine Almanya Demokratlar Birliği (ADD) Kuzey Ren Vestfalya (KRV) eyaletinin değişik kentlerine Erdoğan’ın ağzından kendilerine oy verilmesini içeren afişler asıldı. Afişlerin asılmasının geniş yankı yaratması da aynı zamanda Erdoğan’ın planları arasında yer alıyor. Zira her yolu kullanarak Türkiye kökenli seçmenleri Alman partilerinden koparmaya çalışıyor.

Erdoğan ve buradakilerin çabasının nasıl ve ne kadar hayat bulacağını ise ancak genel seçimlerden sonra görebileceğiz. Sadece KRV’de seçimlere katılma hakkı elde edebilen ve Erdoğan’ın yaptıklarını açıktan savunan ADD, bu seçimlerde 12 bin 688 oy almıştı. Onunla aynı çizgide olan Yenilik ve Adalet Partisi (BIG) ise 17 bin 421 oy almıştı. İkisini topladığımızda göçmenler tarafından kurulan, Müslümanlık ve Türklüğü merkeze alan iki parti toplam 30 bin oy aldığı görülüyor. Bu nedenle Erdoğan’ın boykot çağrısının karşılık bulup bulmadığı somut olarak ancak KRV’de ölçülebilecek.

YER KÖLN-MÜLHEIM…

Köln, Almanya’da Türkiye kökenlilerin Berlin’den sonra en fazla yaşadığı kent. Göçmenler de farklı bölgelerden gelmiş, karışık durumda.

Geçen hafta Sol Parti’nin Mülheim semtinde düzenlediği küçük seçim mitinginde Türkiyelilerin seçimlere ilgisini gözlemlemek de mümkündü. Eşbaşkan Bernd Riexinger Berlin’den konuşmacı olarak gelmişti. Az sayıdaki katılımcı arasında Türkiye kökenliler ve diğer uluslardan göçmenlerin sayısı hiç de az değildi.

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) mitingin yapıldığı alana kurduğu standa Türkçe bildiriler dağıtarak, seçimlere katılma ve Sol Parti’ye oy vermeye çağırıyordu. Standa gelen bazı Türkiye kökenli seçmenler “İnadına gidip oy vereceğiz” diyordu. Bu nedenle Erdoğan karşıtları arasında seçimlere katılım oranı artacak gibi görünüyor.

İSLAMİ ÖRGÜTLER NE DİYOR?

Peki Erdoğan’ın etkilemeyi hedeflediği ve açıktan ADD partisinin ismini vererek oy çağrısı yaptığı muhafazakar Türkiye kökenli seçmenler ne yapacak?

Muhafazakar seçmenlere hitap eden örgütler daha önceki yıllarda genellikle seçimlere katılma çağrısı yapıyorlardı. Hangi partiye oy verileceğinden çok talepleri sıralıyorlardı. Yazılanlara bakılırsa, Erdoğan’ın boykot çağrısında rağmen aynı tutumlarını sürdürüyorlar.

Milli Görüş tarafından çıkarılan “Perspektif” dergisinin Eylül sayısında yer alan bir habere göre, Milli Görüş (IGMG) açıktan Müslümanların taleplerini dikkate alarak seçimlere katılım çağrısı yapıyor. Aynı haberde DITIB Yönetim Kurulu üyesi Dr. Hakan Aydın, “Cemaatimizi açık bir şekilde seçimlere katılım için değişik kanalları kullanarak teşvik edeceğiz. Almanya Müslümanlarının mecliste hak ettiği temsile ulaşması öncelikli hedefimiz” diyor. (perspektif.eu)

Bu açıklamalara rağmen her iki örgütün internet sitesinde de seçimlere katılma konusunda bir açıklama bugüne kadar yapılmış değil. Yapılacak gibi de görünmüyor.

KÖLN OSTHEİM

Köln’ün Ostheim semtinde önceki hafta Sol Parti tarafından açılan seçim standına AKP taraftarları ve MHP çevresinin gittiği bir kahveden çıkan sekiz kişi tarafından saldırı olmuştu. Saldıranlar partinin “Türk düşmanlığı yaptığını”, “milletvekillerinin Erdoğan’ı hedef alarak Türkiye’yi aşağıladığını” söyleyerek standı devirmiş, seçim malzemelerini de yerlere atmışlardı. Sol Parti, bu hafta aynı yerde yine stand açtı. Çıkarılan Türkçe-Almanca bildiri dağıtıldı ve buradaki sorunlar temelinde ortak mücadele çağrısı yapıldı. Kahvenin en fazla 20 metre ötesinde açılan standa bu sefer saldıran, hatta laf atan bile olmadı. Türkçe bildiriyi okuyup “geçen hafta‚ kendini bilmezlerin‘ yaptığı densizlik nedeniyle” üzüntüsünü belirten, hatta saldırganlar adına özür dilemeye gelen dört kişi oldu. Üçü Alman vatandaşıydı ve tabi ki oylarını kullanacaktı. Birisinin sorunu kiralık işçilikti, ücreti düşük, çalışma yeri değişken ve kendisi de gelecekte işsiz kalacağı korkusu içindeydi. “Benim derdim bunlar şimdi abla, bana ne devletler arasındaki ilişkiden. Onlar barışır gider, ben kendi başıma kalıveririm. Bana hangi parti yardımcı olur ona bakarım ben. Oyumu kullanacağım tabi. Kime vereceğime de ben karar veririm.” diyerek standtan aldığı malzemelerle uzaklaştı.

İkincisi oyunu mektupla kullanmıştı bile. “Deutsche Post’ta çalışıyorum. Yağmurda, soğukta bisikletle mektup dağıtıyorum. Çalışma şartları kötü, üç senedir çalışıyorum hala sözleşmem kısa süreli, elime geçen para düşük. Kim ilgileniyor benimle? Benim aklım var. Kimse uzaktan bana akıl vermeye kalkışmasın. Bıraksınlar herkes bildiğini yapsın.“

Stajyer öğretmenlik yapan bir genç kadın, ırkçıların meclise girmesini engellemek için hep birlikte seçime katılım oranını yükseltmek gerektiği düşüncesinde olduğunu söyleyerek Erdoğan’ın açıklamasının sadece insanlar arasındaki ilişkileri bozmakla kalmadığını, ırkçıların ekmeğine de yağ sürdüğünü söylüyor. Tabi oyunu kullanacağına da dikkat çekiyor.

Dördüncü adam ise oldukça öfkeliydi; “Kızımın oyu var. O burada doğdu, okudu. Öyle kimsenin lafına bakmaz. Tabi ki oyunu kullanacak. Yok, yok öyle seçime katılmayın ya da şuna buna oy verin tutmaz burada. El alemi güldürmesinler bizi. Sağa sola Türkçe seçim afişi asmışlar hem de sanki Türkiye’deymişiz gibi cumhurbaşkanının resmiyle. Ayıp ya..”