Kimin aday olduğu çok önemli

Gazetemizin bir önceki sayısında önümüzdeki dönem işçi temsilciliği (BR) seçimleriyle ilgili Düsseldorf Havalimanı’nda temizlik yapan Firma Klüh’den bir işçi arkadaşın okur mektubunu okuduğumda gazetemizin işçiler açısından ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Çünkü gazete üzerinden biz işçiler pratikte yaşadığımız birçok deney ve tecrübeyi birbirimize aktarabiliriz. Hayatta en pahalı olan şey tecrübedir. Bunu biz gazete üzerinden kolaylıkla sağlayabiliriz. Bu nedenle de IHG’de yaşadıklarımızı, kazanımlarımızı ve kayıplarımızı bir süredir düzenli olarak gazetemize yansıtmaya çalışıyoruz. Umarım yazdıklarımız diğer işyerlerindeki arkadaşların işine yarar, işlerini kolaylaştırır.

IHG HERKESE ÖRNEK OLABİLİR
IHG, Duisburg-Hamborn’da ThyssenKrupp tekelinde taşeron firma olarak hizmet veren bir şirket. Son temsilcilik seçimlerinde 7 tane BR üyesi seçildi. Bu 7 üyeden 2 tanesi bizim gibi çalışan 5 tanesi de belli pozisyonlara sahip olanlardan seçilmişti. Yani ustabaşı ve daha iyi konumdakiler.
2014 yılının sonbaharında firma da nasıl oluştuğunu anlamadığımız bir TİS Komisyonu oluştu. Bu komisyona yine işverenlerden yana tutum alan BR üyeleri seçilmişti. Firma normal TİS’lere bağlı olmak yerine özel bir işyeri sözleşmesi imzalamak istiyordu. Bu sözleşme kapsamında ücret grupları de yeniden düzenlenecekti.
2015 baharında ücret grupları konusunda anlaşma sağlandığında ortaya çıkan tablo şöyleydi: İşveren ve BR başkanına yakın olanların grubu yukarıya çıkartılmıştı. Sesiz kalanların aynı kalmıştı, hakkını arayanların ücret grubu ise düşürülmüştü. Kısacası aynı işi yapan arkadaşlarımızı üçe bölmüşlerdi.
Bunu tabii ki sineye çekmedik ve ücret grubu düşük olan arkadaşlar olarak İş Mahkemesine başvurduk. Mahkeme sürecinde arkadaşlarımız arasında daha önceden zayıf olan birliğimiz pekişerek güçlendi. Ne yazık ki üyesi olduğumuz sendikamız IG BAU’un firmadan görevli sekreteri ve TİS komisyonu (BR başkanı ve yandaşları) öyle bir anlaşma yapmışlardı ki mahkemede bunu bozamadık.
Tabi ki mahkemelerin işverenden yana tutum aldıklarını biliyoruz, bu konuda hayalci değiliz. Bu nedenle sessiz kalmak yerine birleşerek bu haksızlığı dile getirmek yolunu seçtik. Mahkemeye başvurmamızın yanı sıra kamuoyunu bilgilendirdik, sendika sekreterimizin tutumunu eleştirdik. Ama sendika düşmanlığına izin vermedik; sendika bizimdir diyerek sahip çıktık ve üye olmayan arkadaşlarımızı da sendikaya üye yaptık.

BR’Yİ DÖNÜŞTÜRDÜK
Bu süreçte sadece iki BR üyesi yanımızdaydı çünkü onlar da bizim gibi isçiydi. Diğer BR üyeleri ve başkan sırtını işverene dayamış bize karşı çalışıyorlardı. Biz BR odasına gidip sorunlarımızı dile getirdiğimizde de bizi azarlıyorlardı. Biz de bunlara karşı hem işyeri içinde tutum almaya başladık hem de bunların hatalarını işletme dışında da basına taşıdık. 2016 yılının ortalarında BR başkanı izine ayrıldı ve o günden sonra bir daha işe gelmedi, ağır bir hastalığa yakalandığını ve süresiz raporlu olduğunu duyduk.
İşçilerin tutumu üzerine başkan yardımcısı ve onlar gibi düşünen bir BR üyesi daha istifa edince iki yedek üyenin asıl üyeliğe geçmesi ve bu iki arkadaşın da bizim gibi işçi olması BR içindeki dengeleri değiştirdi.
Çoğunluğu işçilerden olan, BR başkanı ve yardımcısı da işçilerden olan temsilcilikte hava değişmeye başladı. Bu işçilere de olumlu yansıdı; temsilciliğin kapısını çalmaya çekinen arkadaşlar gidip sorunları açıkça dile getirebiliyorlar. Daha önce yılda bir, en fazla iki kez işyeri işçi toplantısı (Betriebsversammlung) yapılırken son dönemde üç ayda bir yapılıyor. Bu da hem işçilerin daha fazla bilgi almasını hem de işçilerin sorunlar üzerinden birleşmesini sağlıyor. Bu birlikteliğimizin olumlu sonuçlarını 2017’de uyarı grevine gidildiğinde de gördük (burada elde edilen kazanımlarımızı gazetemizin 190. veya 191. sayısında bunları paylaşmıştık).

İŞÇİLER BR’YE GİRMELİ
Eskiden BR üyelerinin çoğunluğu işverenden yanaydı ve onun için işveren istediğini pazar günü işe çağırıyor, istemediğini çağırmıyordu. Mesai açısından da aynısı geçerliydi. Çünkü BR bu konuda işvereni denetleme, gerektiğinde müdahale etme görevini yapmıyordu. Buna gerek görmüyordu. Dolayıyısıyla da işçiler sadece işverene değil ustabaşı, vardiya şefleri yani bütün amirler karşısında boyun bükmek zorunda kalıyordu.
Şimdi BR’nin çoğunluğu bizim gibi çalışan arkadaşlardan oluşması ve biz işçilerin de sorunlarımıza sahip çıkarak bunları dillendirmemiz birçok sorunun daha kolay çözülmesini sağlıyor. Bahsettiğim bu konuları düzeltmek, işverenin üzerinde denetimi artırmak, haksızlıkları ortadan kaldırmak için işverenle bir anlaşma (Betriebsvereinbarung) yapmak için görüşmeler sürdürülüyor. BR’nin işçilerden oluşmasının ne kadar çok faydalı olduğunu görebiliyoruz.

BR’Yİ DE BİZ DENETLİYORUZ!
Bence önemli olan bir noktaya daha değinip mektubuma son vereceğim: “Seçimlerde bizim gibi çalışan işçileri işçi temsilciliğine seçtik. Bundan sonra artık onlar bizim haklarımızı savunsunlar. Nasılsa onların arasında ustabaşı, vardiya şefleri yok, her şey iyi gider” deyip işi bırakmamak gerekir. En güvendiğimiz ve bu işi en iyi yapabileceğini düşündüğümüz arkadaşlarımızı temsilciliğe seçsek dahi onları da biz denetlemeliyiz. Bazen o kadar fazla bürokrasinin içinde boğuluyor ve hiç farkında olmadan işçilerden kopuyorlar. Bu nedenle seçimlerden sonrada işyerindeki tüm sorunlara karşı duyarlı olmalı ve 4 yıl boyunca da seçtiğimiz arkadaşlarımızı da yapacağımız işler üzerinden denetlemek zorundayız. Ancak o zaman birçok şeyi başarabiliriz.

IHG Duisburg’dan bir işçi