Eğitim herkesin hakkıdır!

Almanya çapında faaliyet gösteren sendika, yardım, çocuk, öğrenci, veli örgütü, Attac ve aralarında DiDF ve AABF gibi göçmen örgütlerinin de yer aldığı bir birlik, iyi eğitimin gelir durumundan bağımsız herkesin hakkı olduğuna dikkat çekerek kurulacak hükümetten eğitime milyarlık yatırım yapılmasını talep etti.

Seçim kampanyası sırasında her parti eğitim konusunda konuşur. Halkın partilerin Almanya’nın geleceği konusunda ne düşündüğünü bilmesinin gerekli olduğu düşünülür. Seçim sonrası ise bu konu bir kenara atılır. Almanya’nın, emeklilik maaşlarının kesilmesi, işçi haklarının kısıtlanması ve haber alma teşkilatlarının güçlendirilmesi gibi önemli konuları varken eğitime sıra gelmez. 24 Eylül seçimleri sonrası başlatılan koalisyon görüşmeleri de aynı endişeyle izleniyor. Anaokulu, okul ve yüksek okulların nitel ve nicel olarak güçlendirilmesi, eğitime daha fazla bütçe ayrılması, maalesef hükümet kurmak için biraraya gelen CDU/CSU, FDP ve Yeşiller’in öncelik verdiği konular arasında yer almıyor.

EĞİTİM BÜTÇESİ 26 MİLYAR EURO ARTTIRILSIN
Sendikalar ve eğitim örgütleri, seçim kampanyası sırasında söylenenlerin çok azının, ilerideki politikada uygulandığını acılı tecrübelerle öğrendiler. Bu nedenle, bu kez kurulacak hükümete, ne istediklerini net olarak ve yüksek sesle bildirmek istediler. Koalisyon görüşmelerinin başladığı 19 Ekim’de biraraya gelen 30 örgüt, kamuoyuna yönelik bir açıklamayla eğitime yapılan yatırımın önemli ölçüde arttırılmasını talep etti. Açıklamada, Almanya’nın eğitime, en az diğer endüstri ülkeleri kadar yatırım yapması gerektiği, bunun da yıllık 26 milyar Euro daha fazla para ayrılması anlamına geldiği belirtildi.

EĞİTİM DEMOKRASİNİN GÜVENCESİDİR
Aralarında Alman Sendikalar Birliği (DGB), Eğitim ve Bilim Sendikası GEW), Gıda-Otel ve Gastronomi Sendikası (NGG), değişik yardım, çocuk, öğrenci, veli örgütleri, küreselleşme karşıtı ATTAC ve Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu’nun da (DİDF) aralarında olduğu örgütler, iyi bir eğitimin demokrasinin ve çoğulcu, özgür bir toplumun güçlenmesinin teminatı olduğunu belirterek eğitimin her alanına kapsamlı yatırım yapılmasını talep ettiler.
Örgütler acil olarak tam gün okulların arttırılmasını, okul ve yüksek okullarla ilgili tamirat ve yeni yapım programının, anaokulu ve kreşlerle ilgili kalite yasasının yürürlüğe sokulmasını ve eğitim alanının tam olarak iyileştirilmesini talep ediyorlar. Dijital medya uzmanlığı ve mesleki eğitimin önemli yaygınlaştırılması, mülteci çocuk, genç ve yetişkinlere yönelik destek önlemlerinin arttırılması da talep ediliyor. Açıklamada iyi bir hizmet ancak personelin çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle mümkün olduğuna da dikkat çekiliyor.

PERSONEL AÇIĞI KAPATILMALIDIR
Okul, anaokulu ve kreşlerdeki personel açığının önemli bir tehlike sinyali olarak görülmesi gerektiğini belirten örgütler, pedagojik mesleklerin çekiciliğinin arttırılması ve eğitim kapasitelerinin yükseltilmesinin zorunlu olduğunu vurguluyorlar.
Yüksek okullarda kısa süreli sözleşmeler veya sözleşmesiz çalışanların artmasına bağlı olarak eğitim ve bilim alanında süresiz sözleşmeler talep ediliyor.
Devamla, yeni hükümetin uluslararası sorumluluklarını göz önüne alarak, dünya çapında iyi bir eğitimin gerçekleşmesi için eğitime ayırdığı bütçeyi arttırması isteniyor.
Almanya’da şu an eğitime gayri safi milli gelirin yüzde 4,3’ü ayrılıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerinde ise eğitime ayrılan bütçe ortalama yüzde 5,2 oranında.


30 örgütün açıklamasından:

“Almanya, yeni yasama döneminde eğitim alanında kalıcı ve uluslararası sorumluluklara uygun iyileştirmelere ihtiyaç duyuyor. Eğitimin kalitesi, kişilerin gelir durumlarına ve nerede yaşadıklarına bağlı olamaz. Herkesin iyi eğitim hakkı vardır. Eğitim demokrasinin ve özellikle de şimdi daha da fazla ihtiyaç duyduğumuz çoğulcu, özgür toplumun güçlendirilmesinin garantisidir. Eğitim, Almanya’da yaşayan herkesin toplumun eşit haklara sahip bir parçası olmasını mümkün kılacak, mesleki ve kişisel perspektifler açacak şekilde biçimlendirilmelidir. Eğitim kurumlarındaki personel açığı toplumsal bir alarm sinyali olarak görülmelidir. Çünkü bu yüzden sunulan hizmetler nicelik ve nitelik açısından zayıflamaktadır. Personelin sözleşmesiz ve kısa süreli sözleşmelerle çalıştırılması yerine eğitimde ve bilim alanında sürekli görevler için sürekli iş alanları açılmalıdır. Ek görevler için de yeni personel ataması yapılmalıdır. Çünkü herşey iyi bir eğitimle başlar!”


Göç kökenli çocuklar dezavantajlı

Bertelsmann Vakfı’nın okullarla ilgili bir son araştırmasına göre diploma almadan okulu terk eden göç kökenli öğrencilerin sayısı arttı. 2015 yılı Pisa Araştırması sonuçları Almanya’da eğitimde şans eşitliği olmadığını ortaya koydu. Sistemin yoksul ve göç kökenli çocukları dezavantajlı duruma getirdiği belirlendi. Bertelsmann Vakfı’nın bu konuda yaptırdığı araştırmanın sonuçları da değişen pek bir şeyin olmadığını gösterdi. Bu yılki araştırmanın ağırlıklı noktaları dil öğrenmenin teşviki, tam gün okullar ve bölgesel farklılıklar oldu.
Dortmund Teknik Üniversitesi’nden Wilfried Bos, özellikle göç kökenli çocukların dil teşviki konusunda dezavantajlı olduğunun saptanıldığını bildirdi. Brandenburg ve Mecklenburg-Vorpommern’de göç kökenli öğrenci sayısı az olmasına rağmen Doğulu öğrencilerin durumu da oldukça kötü.

OKULU TERK EDENLERİN SAYISI ARTTI
Almanya çapında diploma almadan okulu terk eden göçmen kökenlilerin oranı az da olsa artarak yüzde 12,9’a erişti. Bertelsmann Vakfı’ndan Jörg Dräger, 150 bin diplomasız öğrenci arasındaki göç kökenlilerin iş bulmalarının diplomasız Almanlara göre 3,4 kat daha zor olduğuna dikkat çekti.
Bos ise, göçmen öğrencilerle ilgili sayıların Alman vatandaşlığına geçmeyenleri kapsadığını, göç kökenli tüm öğrenciler belirlenmiş olsa bu sayının daha da yüksek olacağının kesin olduğunu söyledi.

BÖLGESEL FARKLILIKLAR FAZLA
Araştırmanın bir ayağı olan bölgesel farklılıklar konusunda ise kesin bilgi verebilmek oldukça zor. Bunun nedeni eyaletlerdeki uygulamaların farklı farklı olması. Örneğin Bremen’de ders teşviki ihtiyacı, merkezi olarak belirlenirken, Hamburg’da her okul kendi ihtiyacını belirliyor. Teşvik derslerinin yapılması para gerektirdiğinden Hamburg’un ihtiyacı olağanüstü ölçüde artmış durumda. Bu da sanki Hamburg’daki öğrencilerin daha başarısızmış gibi algılanılmasına yol açıyor.
Tam gün okullarda da bölgesel farklılıklar oldukça fazla. Saksonya Eyaleti’nde tam gün okula giden öğrenci oranı yüzde 80 iken, Bavyera’da sadece yüzde 15. Dräger, tam gün okullar sayesinde özellikle kadınların meslek ve ev işlerini birarada yürütebilmeleri yolunda önemli adımların atıldığını belirtti. Ancak çocukların başarısı tam gün okulların artmasından çok bu okullarda verilen eğitimin kalitesine bağlı. Öğleden sonraları bir öğretmen sayesinde pedagojik refakatin yapıldığı tam gün okullar, çocukların sadece sokakta kalmaması için okulda tutuldukları refakatsiz (açık) tam gün okullardan çok başarılı. (YH)