Doğuştan antifaşist: Silvia Gingold

Irkçılığın yükseldiği, buna karşı mücadelenin tartışıldığı Almanya’da, Kassel İdari Mahkemesi’nin 5 Ekim günü verdiği bir karar, aslında bu ülkede devletin neden sağ gözünün kör olduğu ve antifaşistlere karşı yaklaşımını özetliyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkenin tanınmış antifaşist simalarından biri olan Peter Gingold’un kızı Silvia Gingold’un, eyalet istihbarat örgütünün kendisini takip etmesi ve hakkında dosya tutmasına karşı açtığı davada mahkeme aleyhte karar verdi. Dolayısıyla, istihbarat örgütünün tuttuğu dosyanın imha edilmesini, takibatın durdurulmasını reddetti.

Peki istihbarat örgütü tarafından takip edilmesine karar verilen antifaşist Silvia Gingold’un “suçu” ya da “günahı” neydi de böylesine bir karar alındı? Bu sorunun yanıtı Hitler faşizmi öncesine kadar uzanıyor. Silvia’nın antifaşist mücadelenin sembolü olan Peter Gingold ve Etty Gingold’un kızı olması bunda önemli rol oynuyor.

İKİ ÖNEMLİ ANTİFAŞİST

Ömürleri, daha gençlik yıllarından itibaren faşizme karşı komünist mücadele içerisinde geçen Peter ve Etty’nin yolları 1936’da Paris’te kesişir. 8 Mart 1916’da Almanya’nın Aschaffenburg kentinde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Peter Gingold, daha 15 yaşındayken, 1931’de Almanya Genç Komünistler Birliği’ne (KJVD) katılır. Haziran 1933’de SA timleri tarafından tutuklanan Gingold, aylar sonra Almanya’yı terk etmesi koşuluyla salıverilir. 1933 başlarında Fransa’ya göç eden ailesinin yanına giden Gingold, mücadelesini burada da sürdürür. Alman göçmenlerin yayınladığı antifaşist “Pariser Tageblatt” gazetesinde çalıştığı gibi; antifaşist gençlik örgütü FDJ’nin (Özgür Alman Gençliği) kurulmasında da aktif rol oynar.

Etty Gingold (Stein-Heller) ise Yahudi bir ailenin kızı olarak 11 Ocak 1913’de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’ndaki Czernowitz’te dünyaya gelir. 1933’de üniversitede okumak üzere Paris’e gider ve orada Almanya’dan gelen antifaşistlerle tanışır. Fransa Komünist Partisi saflarında faşizme karşı mücadeleye katılır. 1936’de Peter Gingold ile tanışır ve evlenir. Faşist Hitler ordusunun Paris’e girdiği sırada kızı Alice’ye hamiledir. İllegaliteye çekilir ve buradan “Résistance” (Direniş) hareketine destek vermeye devam eder. Direniş arasında iletişim ve yayın dağıtımı amacıyla kuryelik yapar. Aynı yıllarda Peter de “Résistance”nin ön saflarında yerini alır.

ÖLÜMÜNÜN 11. YILINDA PETER GİNGOLD’A SAYGI

29 Ekim 2006’da vefat eden Peter Gingold, son nefesine kadar her gittiği uğradığı yerde Hitler’e karşı verdiği mücadeleyi bıkmadan, usanmadan anlattı. Özellikle de gençlere. İlerleyen yaşına rağmen DİDF Gençlik tarafından düzenlenen geleneksel yaz kamplarına iki kez katılarak o dönem yaşananları ve Hitler faşizmi ile sermaye arasındaki bağı kurarak da faşizme karşı sürdürdükleri mücadeleyi ve tecrübelerini her anlatışında olduğu gibi büyük bir heyecanla anlatmıştı. Gençlerle bir arada olmak ona yeni bir hayat kaynağı gibiydi. Bu nedenle toplantılarını bitirdikten sonra da kampta kalarak gençlerle sohbete devam ediyordu.

‚GENÇLERİMİZ VAR‘

2004’de Kiel’deki kampta Evrensel gazetesi için kendisiyle yaptığımız söyleşide şunları söylemişti: “En çok gençlere güveniyorum. Onlar için kayıp kuşak diyorlar, bencil, bireyci diyorlar. Ben bunlara inanmıyorum. Abartmak istemiyorum, ama herhalde yaşam tecrübeme güvenerek söyleyebilirim ki bugün iyi bir gençlik potansiyeli var. Bu gençler geçmişten çok farklı ve gelişkin bir düzeyde tarihleriyle ilgileniyorlar. Bunlar benim için umut kaynağı. Bana yurtdışında ‚Ülkenle ilgili olumlu bir şey söyleyebilir misin‘ diye sorduklarında ‚Gençlerimiz var‘ diyorum.” (Evrensel, 31 Ekim 2006)

YENİDEN ALMANYA, SİLVİA’NIN DOĞUMU VE MÜCADELE

İkinci Dünya Savaşı bittiğinde 1946 yılında Almanya’nın Frankfurt kentine dönen Peter ve Etty çiftinin aynı yıl içinde kızları Silvia dünyaya gelir. İlk ve orta öğrenimini tamamlayan Silvia, daha sonra aynı kentte üniversiteye başlar, Fransızca ve sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünü bitirir. Sonra öğretmenliğe başlar.

Kassel İdari Mahkemesi’nde dava konusu olan istihbarat örgütü tarafından izlenmesinin geçmişi ise neredeyse yarım yüzyıl öncesine kadar uzanıyor. Daha 17 yaşındayken polis takibatı başlıyor.

26 Ocak 1972 yılında dönemin Başbakanı Willy Brandt tarafından imzalanan “Radikaller Kararnamesi”nden Silvia da nasibini alır. 1971 yılında başladığı öğretmenliği, Eyalet İstihbarat Örgütü tarafından tutulan dosya gerekçe gösterilerek 1975 yılında, elinden alınır. Gerekçe olarak da Vietnam Savaşı’na karşı düzenlenen eylemlere katılması, Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne (DDR) yolculuk yapması gösterilir. Aynı yıllarda 10 bin Alman komünistine, antifaşistine benzer gerekçelerle meslek yasağı getirilir. Dava açar , mücadele eder ve kazanır. 1976’da yeniden öğretmenliğe başlar, ama hiç bir zaman memurluk statüsü kazanamaz. 2008 yılında emekli olur.

Buna rağmen istihbarat hakkında dosya tutmaya devam eder. Sol Parti ve Nazi Takibatına Uğrayanlar Birliği (VVN) tarafından düzenlenen etkinliklere katılır. Babasını ve annesinin hayat hikayesini, mücadelesini bu kez o anlatmayı sürdürür. Ve katıldığı bu etkinlikler de istihbarat raporuna “katıldığı eylemler” olarak kaydedilir.

Silvia, istihbaratın hakkında tuttuğu dosyanın peşini bırakmaz. Dava açar. Ancak, mahkeme hakkında tutulan dosyanın imha edilmesine karşı karar verir. Gerekçe olarak da yine istihbaratın verdiği raporda, “Söz konusu kişi halen aşırı sol çevrelerle bağlantı içinde” olması gösterilir. Buna kanıt olarak Meslek Yasağı’nın 40. yılı dolayısıyla “anayasa düşmanı bir örgüt” (VVN kast edilerek) tarafından düzenlenen etkinliğe katılarak konuşma yapması gösterilir. Karara yaptığı itiraz üst mahkeme tarafından da reddedilince aslında devletin antifaşistlere yönelik tavrının hep aynı olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.

Silvia Gingold hakkında verilen karar elbette onun ve ailesinin kişisel biyografisinden bağımsız değil. Bunu o da biliyor. Kendisini izleyen istihbarat örgütünün göçmenleri katleden ırkçı terör örgütü NSU’ya karşı bir şey yapmadığını hatırlatan Gingold mahkemenin kararı karşında şunları söylüyor: “Ben direniş ruhuyla büyüdüm. Haksızlığı kabul edemem, buna karşı aktif olarak mücadele ederim” (Neues Deutschland, 14/15. 10.2017)

Ve yaptığı yazılı açıklamayla kararı şu şekilde değerlendiriyor: “Karar sadece benim şahsıma yönelik değil. Savaşa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadele eden tüm yurttaşlara verilen bir mesajdır. Bu tür etkinlikler ‘aşırı sol’ olarak nitelendiriliyor ve katılanların takip edilmesi, hakkında bilgi toplanmasına açık çek veriliyor. NSU cinayetlerinin aydınlanmasını engelleyen, kendisi de içinde olan bir istihbarat örgütü için böyle bir kararın verilmesi skandaldır. Sağ terörizme yardımcı olanlar, Anderas Temme olayında görüldüğü gibi, görmezden geliniyor. Peki beni istihbarat örgütünden kim koruyacak? Mahkeme buna açıklık getirmedi” (Junge Welt, 11.10.2017).