Temiz bir dünya için

Bonn’da başlayan ve 17 Kasım’a kadar devam edecek Birleşmiş Milletler 23. İklim Konferansı öncesinde bir araya gelen 25 bin kişi küresel ısınma ve çevre kirliliğine dikkat çekti.

6 Kasım‘da Almanya’nın Bonn kentinde başlayan ve 17 Kasım’a kadar devam edecek Birleşmiş Milletler 23. Dünya İklim Konferansı öncesinde bir araya gelen onbinlerce kişi, daha iyi bir çevre ve ilkim için Paris Anlaşması’yla kabul edilen hedeflerin yerine getirilmesini talep etti. 100 çevre örgütü tarafından çağrısı yapılan ve bugüne kadar Almanya’daki en büyük çevre eylemi olarak ilan edilen eylem 4 Kasım’da Bonn’da gerçekleşti. Organize komitesi tarafından yapılan açıklamaya göre eyleme beklenilenin çok üstünde 25 bin kişi katıldı. Ellerinde pankart ve dövizlerle küresel ısınmaya, çevre kirliliğine dikkat çeken göstericiler, özellikle tekellerin ve kapitalizmin çevreye zarar verip kirlettiğine dikkat çekti. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın “Önce Amerika” diyerek Paris Anlaşması’ndan çekilmesine tepkiler de en çok dikkat çekenler arasındaydı.

Göstericiler net bir şekilde kömürle ısınma ve enerji üretiminin durdurulmasını talep ettiler. Ayrıca dünya genelinde nükleer santrallerin kapatılmasını talep ettiler. Aynı gün Köln’den yaklaşık bini aşkın bisikletli de Bonn’a giderek eyleme destek verdi.

Pazar günü ise Köln yakınlarında Kerpen’de 4 bin 500 kişi enerji tekeli RWE tarafından işletilen bir taş kömürü ocağı önünde eylem yaptı. Ocağın kapatılmasını talep eden göstericiler konuşmalar yaptıktan sonra dağıldılar. Eylem sırasında polis yoğun güvenlik önlemleri aldı.

Bonn’da başlayan BM Dünya İklim Konferansı’nda 197 ülkeden delegeler ve sivil toplum örgütü temsilcileri katılıyor. Dönem Başkanlığını Pasifik Okyanusu’nda bulunan Fiji Cumhuriyeti’nin yaptığı konferansın en önemli gündem maddesi; Paris Anlaşması’nda ilan edilen hedeflerinin tuturulması küresel ısınmanın sanayileşme öncesi döneme düşürülmesi bunun için de 2 derece düşürülmesinin hayata geçirilmesi oluşturuyor. Konferansa dünyanın değişik ülkelerinden 25 bin kişinin katılması bekleniyor. Önümüzdeki yıl konferans Polonya’da gerçekleştirilecek.

EK 100 MİLYON EURO

Öte yandan zirvenin başladığı gün Federal Hükümet tarafından yapılan açıklamada, kalkınmış ülkelerin küresel ısınmayı düşürmek için ek olarak 100 milyon Euro ayıracağı belirtildi. Bunun 50 milyon Euro’sunu Almanya ödeyecek. Konferans çerçevesinde bir açıklama yapan Federal Çevre Bakanı Barbara Hendricks, böylece diğer ülkelere bir mesaj vermek istediklerini dile getirdi. Almanya’da küresel ısınmayla mücadele için bugüne kadar 240 milyon Euro bütçe ayırdı.

Ancak Almanya’nın da belirlenen hedeflere uyup uymayacağı tam olarak belli değil. Federal Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel (SPD) yaptığı açıklamada küresel ısınmaya karşı mücadeleyle ekonomik başarının bir arada olması gerektiğini ifade ederken, yeni hükümetin koalisyon ortağı olması beklenen FDP ile ekonomik başarının merkezde olması gerektiğini söyledi. FDP Başkanlar Kurulu Üyesi ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili Alexander Graf Lambsdorff, havadaki gaz emisyonlarının düşürülmesinin sanayi için intihar anlamına geleceğini, hedefleri tutturmanın bir çok işyerinin kapanması anlamına geleceğini ileri sürdü.

FDP, Paris Anlaşması’ndan ziyade ulusal ölçekte bir planın hazırlanmasını savunuyor. FDP, Yeşiller ve CDU/CSU arasında süren hükümet kurma görüşmelerinde küresel ısınmaya karşı nelerin yapılacağı üzerinde de pazarlıkların çetin geçmesi bekleniyor. Almanya daha önce çevreye zararlı gaz emisyonlarını 2020’de 1990’a göre yüzde 40 azaltacağını kararlaştırmıştı. Şu ana kadar yüzde 30’luk bir azalma gerçekleştirilmiş. Bunda, iki Almanya’nın birleşmesinden sonra Doğu Almanya’daki bir çok fabrikanın kapatılması büyük bir rol oynadı. Bu nedenle geriye kalan yüzde 10’luk hedefin tutturulup tutturulamayacağı belirsizliğini koruyor. (YH)


Paris Anlaşması‘nın hedefleri

Fosil yakıtların terk edilerek rüzgar, güneş ve diğer temiz enerjilere geçilmesini amaçlayan Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışının sanayi devri öncesine kıyasla 2 derecenin altında tutulmasını öngörüyor.

Ancak BM Çevre Programı’nın ekim ayı sonunda yayımladığı rapor, ülkelerin sera gazı salınımını azaltma konusunda verdikleri vaatleri yerine getirmeleri halinde dahi 2100 yılında küresel sıcaklıkta 3 derecelik bir artışla karşılaşılacağını gösteriyor. Bu öngörünün, dünyanın Çin’den sonra en fazla sera gazı salan ABD’nin Paris Anlaşmasından çekilmesini hesaba katılmadan yapıldığını göz önünde bulundurunca ortaya daha olumsuz bir tablo çıkıyor.

Bu durum da Grönland’daki buz tabakasının tamamen erimesi, deniz seviyesinde daha fazla artış ve başta Amazon olmak üzere eko sistemlerin göreceği zarar gibi riskler doğuruyor. Küresel sıcaklık halihazırda sanayi devri öncesine göre yaklaşık bir derece arttı. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün geçen haftaki raporuna göre ise atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu 2016 yılında rekor kırarak, 800 bin yılın en yüksek seviyesine çıktı. (YH)