DİDF: 25. yılında Mölln katliamından çıkarılacak çok ders var

Mölln katliamının 25. yılı dolayısıyla bir açıklama yapan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Yönetim Kurulu, partileri ve basını sığınmacılara karşı düşmanlıkları körüklekten vazgeçmeye çağırdı. Yapılan açıklamada şöyle denildi: “25 yıl önce, 23 Kasım 1992 gecesi Mölln’de Arslan Ailesi‘nin yaşadığı evi kundaklayan iki Neonazi 10 yaşındaki Yeliz Arslan, 14 yaşındaki Ayşe Yılmaz ve 51 yaşındaki Bahide Arslan’ı katletmişti. Katledilişlerinin 25. yılında Arslan Ailesi‘nin her üç ferdini bir kez daha saygıyla anıyor, yakınlarına sabır diliyoruz.

Mölln katliamı Almanya’da yaşayan biz Türkiye kökenli göçmenler açısından, ırkçılar tarafından ev kundaklamalarla insanların katledilmesi açısından bir ilki ifade ediyor. Ne yazık ki, bu sonuncu olmadı, benzer katliamlar devam etti.

25 yıl öncesine dönüp baktığımızda, bugün çıkarılacak en önemli sonuç, hükümet partileri başta olmak üzere bütün siyasi gruplar ve medyanın sığınmacılar, göçmenler ve yabancılar üzerinden kampanyalar örgütlemekten derhal vazgeçmesi olmalıdır.

Önce Mölln, sonra Solingen katliamının yapıldığı dönem, Yugoslavya savaşından kaçmak zorunda kalan yüzbinlerce sığınmacı üzerinden düşmanca tartışmaların, yasaların çıkarıldığı, sığınma hakkının budandığı sürece denk geliyordu. Bu açıdan ırkçı saldırılar tesadüf değildi.

Çünkü sığınmacılara ve yabancılara karşı düşmanlığın alabildiğince körüklendiği koşullarda Mölln’de Arslan Ailesi’nin, Solingen’de Genç Ailesi’nin evi ateşe verilmişti.

Bugün de benzer şekilde sığınmacılar ve göçmenler üzerinden tartışmalar yapılıyor ve bundan en çok ırkçıların kazançlı çıktığı biliyor. Mölln katliamından bugüne gelindiğinde, daha önce sadece marjinal Neonazi örgütler tarafından dile getirilen görüşler şimdi daha yaygınlık kazanmış durumda.

Sığınmacılara ve göçmenlere yönelik düşmanca söylemler ve kampanyalar artık daha rahat bir şekilde yürütebiliyor. Bu nedenle, siyasi açıdan ortam 25 yıl öncesine göre daha tehlikeli hale gelmiştir.

Bugün hayatın her alanında ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı ortak mücadele yürütmek çok daha büyük bir önem kazanmıştır. Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli emekçiler olarak, ülkede ırkçılığa karşı verilen mücadeleye katılarak güç verelim. Böylece yeni Möllnlerin, Solingenlerin olmasının önüne hep birlikte geçebiliriz.

Bir kez daha Mölln gibi katliamların olmamasının yolu, ırkçılığa karşı mücadeleyi güçlendirmek, ırkçı politikaların güç kazanmasını sağlayan bütün koşulların ortadan kaldırılmasından geçiyor.”