DİDF: Emekçilerin birliğini güçlendireceğiz

DIDF Gene Başkanı Zeynep Sefariye Ekşi 19. Genel Kongrede konuşurken.

23-25 Şubat 2018 tarihinde Frankfurt’ta 20. kongresini gerçekleştirecek olan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) üyesi dernekler kongrelerini yapmaya başladılar. DİDF Genel Başkanı Zeynep Sefariye Ekşi ile kongre sürecini konuştuk.

Yeni Hayat: Senelerdir emekçilerin birliği için mücadele ediyorsunuz. 20. Kongrenizi nasıl bir süreçte gerçekleştiriyorsunuz?

Zeynep Ekşi: Kongre çalışmalarımız, işçi ve emekçilerin sorunlarının büyüdüğü, emekçiler arasında kutuplaşmanın derinleştiği, ırkçı-ayrımcı politikaların yaygınlaştığı bir dönemde sürüyor. Bu nedenle de kongremizi bu yıl “Birlikte yaşayalım-Birlikte mücadele edelim-Birlikte şekillendirelim” sloganıyla düzenliyoruz.

23 Şubat akşamı bu temelde birlikte mücadele ettiğimiz örgüt ve kurumların temsilcileriyle bir buluşma gerçekleştireceğiz.

Geride bıraktığımız dönemde, işçilerin çalışma ve yaşam koşulları daha da zorlaştı. Milyonlarca insan güvencesiz, düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda. Merkel hükümeti uyguladığı politikalarla ırkçı politikaların güçlenmesine zemin hazırladı. Irkçı-milliyetçi parti AfD yüzde 13’e yakın oy alarak parlamentoya girdi. Bunlara ek olarak, Erdoğan hükümeti de Türkiyelileri kendi içinde kutuplaştırmak, yerli emekçilerle bütünleşmesini engellemek için yoğun bir çaba içerisine girdi. Bu anlamda önümüzdeki süreç emekçiler için kolay olmayacak.

24 Eylül’de yapılan seçimlerde hükümet partileri ciddi oy kaybetti. Bu durum halkın uygulanan politikalara karşı tepkisini ifade etmiyor mu?

Bu tepki, bizim içinde çok önemli ve haklı gerekçeleri var. Almanya’da gidişattan memnun olan çok az bir kesim var. Alman sermayesi halinden çok memnun. Bu sene de zenginlerin birikimleri olağanüstü bir artış gösterdi. Ancak yoksulluk sınırında yaşamak zorunda kalan insanların sayısı 15 milyona yaklaştı. 2,7 milyon çocuk sosyal yardım alarak yaşamını sürdürebilmekte. 3,5 milyon işçi geçinebilmek için, ikinci bir işte çalışmak zorunda. İşçiler-emekçiler bu politikaların devam etmesine karşı ve tepkili. Ancak bu tepkiler hükümetin işçi düşmanı politikalarına karşı mücadeleye dönüşebilmiş değil. Tepki gösteren bir kesim emekçi de seçimlerde, ırkçı parti AfD yi destekledi. Bu parti esas olarak, sermayenin çıkarlarının savunucu, emekçilerin düşmanı bir parti olmasına rağmen emekçilerden de oy aldı.

Bunda emekçilerin derinleşen sorunlarına karşı mücadelenin gelişmemesi önemli bir neden olmakla birlikte, bu parti insanlarda yaratılan gelecek korkusunu da suistimal ederek, toplumun en zayıf halkası olan mültecileri hedef göstermesi de etkili olmuştur. Bu anlamda emekçiler içerisinde oluşan tepki, yaşanan sorunlara karşı mücadelenin gelişmesini olanaklı kılmaktadır. Önemli olan bu tepkinin mücadeleye dönüşmesini olanaklı kılacak bir çalışma içine girmek. Biz de bu alandaki çabalarımızı artıracağız.

Bugün için hangi sorunlar öne çıkıyor?

En yakıcı sorunlarının başında, çalışma koşulları, buna bağlı olarak ücretler gelmekte. Bugün her 5 kişiden biri , yani 8 milyona yakın insan kısa süreli, sözleşmeli, taşeron işlerde ve kiralık firmalarda, güvencesiz şartlar altında çalışıyor. Alman İşverenler Birliği çalışma koşullarının daha da esnekleşmesini istiyor. Birçok büyük tekelde toplu çıkışlar gündemde. Federasyonumuz çalışma sürdürdüğü bütün alanlarda, güvencesiz işlerin son bulması, taşeron firmaların yasaklanması, iş sürelerinin esnekleşmesine karşı, iş sürelerinin kısaltılması, asgari ücretin yükseltilmesi için en küçük mücadelenin bile daha fazla yer almaya çalışacak. Eğitim, sağlık, konut sorunu da emekçiler açısından çok acil sorunlar olarak büyümekte. Sağlık emekçilerinin daha iyi çalışma ve daha fazla personel alımı için sürdürdüğü mücadeleyi nasıl büyüteceğimiz, tüm dernek kongrelerimizin de önemli gündemleri arasında olacak. Ayrıca eğitim alanında yaşanan sorunlar Türkiye kökenli emekçilerin de öne çıkan sorunlarından biri. Merkezi olarak Eğitim ve Bilim Sendikası’nın girişimiyle oluşan birliğin (Bizim de içinde yer aldığımız), ‚eğitime daha fazla bütçe ayrılması‘ talebi doğrultusunda mücadeleyi genişletmek için adımlar atacağız.

Bir başka önemli konu da Türkiyeli göçmenlerin kendi içinde ve yerli halkla yaşadığı kutuplaşma sorunu. Emekçilerin bölünmüşlüğünü arttıran gelişmeler karşısında, bu ülkede yaşamaktan ve emekçi olmaktan kaynaklanan sorunlar ve talepler konusundaki çalışmalarımızı daha da güçlendirmek istiyoruz.

Peki Almanya’da en fazla gündemi oluşturan mülteciler meselesi konusu da neler yapacaksınız?

Almanya’da en fazla üzerinde demagoji yapılan konu mülteciler. Ama Almanya ve diğer Avrupalı devletler de, bugün yaşanan mülteci sorununda sorumluluk taşımaktadırlar. Bu anlamda ‚buraya mülteci gelsin gelmesin‘ tartışması tam bir ikiyüzlülük. Almanya’nın sattığı silahlar, yaptığı ihracat, dünyanın dört bir yanında yer altı zenginliklerini talan politikaları, insanların yersiz yurtsuz kalmasının nedenlerini oluşturmakta. Federasyonumuz bu koşulların son bulması için mücadeleyi esas alarak, İltica hakkı konusunda yapılan bütün kısıtlamalar geri alınması ve mültecilere insanca yaşam koşullarının yaratılması için mücadele etmektedir.

Peki son dönemlerde gelişen Türkiye-Almanya gerilimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu gerilimden en fazla zarar gören emekçilerdir. Almanya ve Türkiye hükümetleri arasında yaşanan tartışmalar, esas olarak bu hükümetlerin temsil ettiği zenginlerin çıkar kavgasıdır. Ne Almanya daha demokratik olduğu için Türkiye’de yaşananlara karşı çıkmakta, ne de Türk hükümeti buradaki ya da Türkiye’deki emekçilerin çıkarı için Almanya’ya karşı çıkmakta. Ancak bu gerilim hem Türkiyeli emekçiler, hem de Alman emekçiler içerisinde yanılsamalara neden olmakta. Bugün yerli ve göçmen emekçiler arasında veya Türkiyeli emekçilerin kendi içerisindeki kutuplaşmada bu politikalar çok etkili olmuştur. Biz bu politikaların açığa çıkarılmasını çok önemsiyoruz. Bunun için Almanya’nın Türkiye ye silah satışlarına son vermesi başta olamak üzere, Almanya’nın bölgeye ve Türkiye ye ekonomik, politik, asgari müdahale politikalarına karşı mücadelenin güçlenmesine çalışacağız. Aynı zaman da Tayyip Erdoğan’nın Almanya’daki Türkiyelilerin yaşamına müdahale etmesinin zararlarını en geniş kesimler içerisinde anlatmaya çalışacağız. Emekçiler arasında kutuplaşmayı körükleyen kurumlarını teşhir edeceğiz. Yaşadığımız sorunların en önemli nedeni, emekçilerin bölünmüşlüğü ve kutuplaşmasıdır. Kongrelerimizi farklı uluslardan ve inançlardan emekçilerin birliğini güçlendirmenin bir olanağı ve adımı olarak görüyoruz. Bu nedenle tüm işçileri, emekçileri bu sürece katılmaya ve sorunlarını dile getirmeye davet ediyoruz.