Metal TİS görüşmelerinde baştan restleşme

Almanya genelinde 3,9 milyon metal emekçisini kapsayan TİS görüşmeleri 15-22 günleri Kasım arasında değişik bölgelerde başladı. IG Metall’in ileri sürdüğü taleplere metal patronları karşı ‘teklifle’ yanıt verdiler. Patronların ‘teklifi’ gerçekte sendikaya çekilen bir “hodri meydan” anlamına geliyor. Görüşmeler öncesi yapılan eylemlerde işçilerin ücret talebinin arkasında durdukları gözlenirken çalışma sürelerinin geçici kısaltılması talebine pek ısınamadıkları gözlendi. Metal emekçilerini bu kez zor bir TİS süreci bekliyor.

SERDAR DERVENTLİ

Metal işkolunda uzun yıllardan sonra yeniden zorlu bir toplu iş sözleşmesi (TİS) döneminin başında olunduğu Kasım ayının ortasında belli oldu. TİS görüşmeleri, 15-22 Kasım günlerinde değişik bölgelerde binlerce metal işçisinin katıldığı gösteriler eşliğinde başladı. Müzakerelerde metal işverenleri, IG Metall’in ileri sürdüğü talepleri tartışmak yerine karşı teklifle yanıt verdiler.
Geleneksel olarak işverenler TİS müzakerelerinin ikinci veya üçüncü tur görüşmelerinde kendi tekliflerini gündeme getiriyorlar. İlk turda, sendikanın ileri sürdüğü talebi tartışmadan farklı bir teklif sunulması da restleşmeye hazır olunduğu yönünde sinyal olarak algılanıyor.

BİNLERCE METALCİ ALANLARA ÇIKTI
Saksonya eyaletinde 4 Kasım günü değişik fabrikalardan 2000 işçinin katılımıyla yapılan yürüyüş ve ardından bir salon toplantısıyla IG Metall sendikası 2017/18 TİS döneminin startını vermişti. Gösteride ve toplantıda yapılan konuşmalarda, Batı ve Doğu Almanya arasındaki ücret ve çalışma süreleriyle ilgili farklar öne çıktı. Bilindiği gibi Batı Almanya’daki metal fabrikalarından TİS’lere göre haftalık 35 saat geçerliyken Doğu Almanya’da ise 38 saat yürürlükte. “Birleşmenin üzerinden 27 geçmesine karşın hala bu farklar devam ediyor, buna son verilmeli” diye konuşan delegeler, ülkenin iki tarafında da aynı çalışma koşullarının geçerli olmasını talep ettiler.
15 Kasım günü IG Metall’in Baden-Württemberg, Küste*, Berlin-Brandenburg ve Aşağı Saksonya bölge örgütlerinde TİS görüşmelerinin ilk turu yapıldı. 16 Kasım günü ise Bavyera, Mitte** ve Kuzey Ren Vestfalya eyaletlerinde TİS görüşmelerinin ilk turu yapılırken 17 Kasım günü Saksonya, 21 Kasım günü Saksonya Anhalt ve 22 Kasım günü ise Thüringen eyaletlerinde TİS görüşmelerinin ilk turu yapıldı.
Bütün bölgelerde TİS görüşmeleri öncesi binlerce metal işçisi talepler için mücadele etmede kararlı oldukların gösterilere katılarak gösterdiler.

‘ZAMANA UYMAYAN SINIRLAMALAR’
IG Metall, ücret talebinin yanında ikinci önemli talep olarak haftalık çalışma sürelerinin bireysel ve geçici olarak(2 yıllığına kadar) 28 saate kadar düşürülmesi talebini de ileri sürüyor. Metal patronları ise sundukları teklifte günlük çalışma sürelerinin 8/10 saat ile sınırlandırılmasının kaldırılmasını ve asıl olarak 48 saatlik haftalık çalışma sürelerinin baz alınmasını talep ediyorlar.
Metal patronları, işçi sağlığı ve iş güvenliği nedeniyle günlük/haftalık çalışma süresi ve fazla mesailere getirilen yasal sınırlamaları veya iki vardiya arası yasal olarak belirlenen asgari 11 saatlik dinleme süresini, “zamana uymayan sınırlamalar” olarak değerlendiriyorlar. Metal şeflerine göre çalışma süreleri 12 saate kadar çıkabilmeli, iki vardiya arasındaki dinlenme süresi 9 saat olmalı ve “dinlenme süresi” işletmenin ihtiyacına göre belirlenmeli. Bununla birlikte fazla mesai zamları da iptal edilmeli.
Fakat metal patronlarının istekleri bununla sınırlı değil; IG Metall, haftalık çalışma sürelerinin bireysel ve geçici olarak kısaltılması talebini ileri sürebilmek için çalışma süreleriyle ilgili yürürlükte olan bütün sözleşmeleri fesh etmesini fırsata dönüştürmek istiyorlar. 1984 yılında kademeli olarak yürürlüğe giren 35 saatlik iş haftasıyla ilgili sözleşmelerde, TİS bölgesine göre her fabrikada yüksek kalifiyeli çalışanların %13 ila 18’lik bir bölümünün çalışma süreleri kısaltılmanın dışında tutulmuştu. Metal patronları şimdi bu oranların iptal edilmesini ve haftalık çalışma sürelerinin üretimin ihtiyacına göre belirlenmesini talep ediyorlar. Böylece fazla mesailer için ek ücret ödemekten kurtulmayı hedefleyen metal patronları bu yolda esnek çalışma koşullarını da istedikleri gibi düzenlemek istiyorlar.

28 SAAT SIKINTILI BİR TALEP…
Gazetemize değişik TİS bölgelerinde yapılan gösterilerden gelen haber notlarında işçilerin ücret zammı talebini –kısmen düşük bulmalarına karşın- benimsedikleri ve zammın elde edilmesi için grevli mücadeleye hazır oldukları görülüyor. Haftalık çalışma sürelerinin bireysel ve geçici olarak 28 saate kadar aşağı çekilmesi talebine ise işçilerin pek sıcak bakmadığı görülmekte.
İşçiler her ne kadar bu talep kulağa hoş gelse de (“çalışma süresini şahsen belirleme hakkı” ) bunun pratik uygulamasının o kadar kolay olmayacağı kanısındalar. Nitekim bugün geçerli olan yasalara göre 15 işçiden fazla kişinin çalıştığı her işletmede işçiler çalışma sürelerini kısaltma hakkını (“Gesetzlicher Anspruch auf Teilzeit”) sahipler. Bu haklarını kullanmak isteyen işçiler işverenler tarafından sürekli oyalanıyorlar ve başvurularını ileri bir tarihte yinelemeleri isteniyor. Ayrıca çalışma süresini bir kez kısaltan istediği zaman tekrar normal süreli çalışma koşullarına dönemiyor. IG Metall ileri sürdüğü taleple çalışma sürelerini belirli bir süre ve tekrar normal süreli çalışma koşullarına dönme hakkını da elde etmek istiyor.
Prensip olarak iyi bir fikir gibi görünen bu talebin ters etki yaratabileceği ve çalışma sürelerini daha fazla esnekleştirilmesine yol açacağı görüşü de işçiler arasında haklı olarak yaygın. “Haklı olarak” diyoruz çünkü, örneğin Baden Württemberg eyaletinde 35 saatlik iş haftası sözleşmesi kapsamında yüksek kalifiyeli çalışanların % 18’lik bölümünün çalışma süreleri ücret karşılığı olmadan 40 saate kadar uzatılabiliyor. Ama pratik uygulamada, IG Metall Baden Württemberg Başkanı Roman Zitzelsberger’in verdiği bilgiye göre yüksek kalifiye elamanların %34’ü bu şartlarda çalışıyorlar.
Gönüllü muhabir arkadaşlarımızla konuşan işçiler, bunun yerine haftalık çalışma sürelerinin kolektif olarak 30 saate düşürülmesi, hafta sonu çalışmasının tekrar gerçekten istisna durumlarda uygulanması talebinin emekçiler açısından daha olumlu olacağı dile getirildiler.

* IG Metall sendikasının Küste bölgesi (Bezirk Küste – Sahil Bölgesi) kapsamında Schleswig-Holstein, Mecklenburg-Vorpommern, Hamburg, Bremen ve Kuzeybatı Aşağı Saksonya bulunuyor.
** IG Metall sendikasının Mitte bölgesi orta Almanya’daki Hessen, Rheinland-Pfalz, Saarland ve Thüringen eyaletlerini kapsıyor.


İŞÇİLER SORUNLARIN FARKINDA

İzlenim/Sinan Özbolat

Hamburg, 15 Kasım günü, Kuzey Almanya’nın beş eyaletinde metal işkolunun değişik fabrikalarında çalışan kendi talepleri için sokağa çıkan işçilere ev sahipliği yaptı. Sabahın erken saatlerinde taleplerini elde etmekte kararlı olduklarını göstermek için, IG Metall’in çağrısıyla iş bırakarak yola çıkan metal işçileri saat 9 gibi tarihi “Fischmarkt”ta (Balık Pazarı) buluştular.
Havanın yağmurlu ve soğuk olmasına rağmen Fischmarkt’ta buluşan işçilerin yüzleri gülüyordu. Kendi talepleri için yeniden mücadele alanında buluşmanın heyecanını yaşıyorlardı. Kuzey bölgesinde IG Metall’in on binlerce üyesi olmasına rağmen eyleme katılımı sınırlı tutması dikkat çekiyordu.
Konuştuğumuz birçok işçi kendi sorunlarının farkında TİS döneminde hangi tehlikeleri beklediklerini daha önceki deneylerinden biliyorlar.
Fabrikalarda “Sanayi Devrimi 4.0”, dijitalleşme ve robotlaşmanın işçiler arasında yoğun konuşulduğu ve büyük endişe duyduklarını birçok işçi ifade etti. “Sadece endişe etmekle olmaz” diyen işçilerin bu konuları tartışarak politikleştiğini de gözlemledik: İşçiler sadece çalıştıkları fabrikanın içinde olup biteni değil aynı zamanda Berlin’de devam eden koalisyon ön görüşmelerini de yakından izlediklerini değişik biçimde ifade ettiler. Yeni kurulacak hükümetin işçilere yönelik birçok saldırıyı gündeme getireceğinin farkındalar ve buna karşı sendikaların şimdiden hazırlık yapması gerektiğinin altını çiziyorlar.
Bazı işçiler kendi çıkarlarını savunan bir partinin olmadığını belirterek; “Bizim sesimizi duyuracak bir tek sendikamız var. Ama son zamanlarda sendikalarda bunu yapmıyor” diye sendikalarını eleştirmeleri sendikaların yapısını ve durumunu da ortaya koyuyordu.
Bizim aracılığımızla eylemden sonradan haberi olan IG Metall üyesi işçiler, sendikanın eylemi sınırlı tutmasına tepki gösterdiler. Ve sendikanın TİS görüşmelerinin hemen başından itibaren gücünü ortaya koyması gerektiğini ifade ettiler.
Eylemde işçilerin mücadeleden yana ortaya koyduğu tutum önemliydi. Bu aynı zamanda sendika bürokrasisine de bir mesajdı.


TEKNOLOJİK GELİŞMEYE KARŞI DEĞİLİZ

Ahmet Çetin (Hamburg Mercedes İşyeri işçi Temsilcisi):
Hamburg-Harburg Mercedes’te yaklaşık 20 yıldır çalışıyorum. Bizim fabrikada yaklaşık 3 bin civarında işçi çalışıyor. Bunların 150’si kiralık işçi daha önce yaptığımız sözleşmeden dolayı onlar da bizimle aynı ücreti alıyorlar. Fabrikamızda işçiler arasında en çok konuşulan konu 4.0 sanayi devrimi veya robotlaşma. Bunlarla birlikte işçilere yönelik birçok saldırı da gündeme gelecek. Biz işçiler teknolojinin gelişmesine karşı değiliz. Bu gelişme biz işçilerin yaşamına ve çalışma koşullarına nasıl yansıtılacak. İşverenler hiç bir şeyi kendi istedikleri için vermediler. Bu günde vermeyecekler bunu daha çok sendikanın işçilerle birlikte mücadelesi belirleyecektir. Evet, işçiler arasında bir endişe var ancak aynı zamanda bu endişe sorunlarımızı daha fazla konuşmamıza veya fikir yürütmemize neden oluyor. Haklarımızı mücadele ile elde edebiliriz. Sadece endişe etmekle olmaz.

BİRLEŞMELİYİZ
Cebrail Demir (Wesermetal İşyeri İşçi Temsilciliği Başkanı):
Bugün buraya haklarımızı savunmak için geldik. Gündelik hayat içinde her şeye zam geldi, her şey a’dan z’ye pahalılaştı. Fakat bizim ücretlerimiz aynı yerde sayıyor. Hükümet her zaman daha çok ihracat yapmakla övünüyor. Fakat bu zenginliğin büyümesinden biz işçiler pay alamıyoruz. Bizde artık hakkımız olanı istiyoruz. Şimdi Jamaika hükümeti kuruluyor; işverenleri destekleyen partiler mecliste onlar için hep çalışıyor. Bizim sesimizi duyuracak sendikadan başka bir şeyimiz yok. İşçiler olarak daha fazla birleşmeliyiz.

ÇALIŞMA SAATLERİ DÜŞÜRÜLSÜN
Nazif Mutu (Nordenhamer Zinhütte işçisi):
Biz firma olarak Airbus’a çalışıyoruz. Bugün toplu sözleşme görüşmesi öncesi işverenlere taleplerimizin arkasında olduğumuzu göstermek için buraya geldik. İhtiyaç olmasına rağmen yeni işçi almıyorlar, bize ise mesai yaptırıyorlar. Uzun mesailer yaptığımız için sosyal yaşamımız alt üst oluyor. Çalışma saatlerinin düşürülmesini istiyoruz.

ZENGİNLİKTEN KİM FAYDALANIYOR?!
Hüseyin Kılınç (Airbus İşyeri İşçi Temsilcisi):
Almanya Hükümeti ve işverenleri Almanya’nın zenginliği ile övünüyorlar. Bu zenginlikten kim yararlanıyor diye baktığımızda işverenleri ve zenginleri görüyoruz. Kendi çıkarları için her türlü siyaseti ve lobi çalışmalarını yapıyorlar. İş biz işçilere gelince veya sendikalar küçük bir şey gündeme getirdiğinde veya talep ettiğinde ‘bu sendikalar sendika değil siyaset yapıyorlar’ diyorlar. Aslında sendikalarımız bu gün bu durumda ise hep taviz verdikleri için birçok üye kaybettiler. Şimdi de işverenler biz işçileri robotlaşma ile tehdit ediyorlar. Hiç bir talepte bulunmayın diyorlar. Biz işçiler sorunlarımızın farkındayız en büyük sorunlar fabrikalarda yaşanıyor. Bu sorunları sendikalar daha fazla kamuoyuna getirmeli. İşçileri bilgilendirmelidir.

İNSANCA YAŞANABİLİR BİR ÜCRET…
Hakan Balcı (Still İşyeri İşçi Temsilcisi ve IG Metall Still Sendika Temsilciler Kurulu 2. Başkanı):
İşyerimizde yaklaşık 2 bin işçi çalışıyor. Sendika olarak bu TİS döneminde ücret zammı olarak talebimiz yüzde 6. Gerçekte bizim işçiler olarak fabrikada belirlediğimiz taleplerimiz daha yüksekti. Sendikanın ücret zammını düşük belirlemesi işçiler tarafından eleştiri konusu oldu. Ancak işverenler bu düşük talebi bile karşılamak istemiyorlar. Biz de bugün Kuzey Almanya’nın birçok fabrikasında işçiler olarak bir araya gelerek gücümüzü göstermek istedik. Haftalık çalışma saatlerini insanca yaşanabilir bir ücret karşılığında düşürülmesini talep ediyoruz. Bunları elde etmek için mücadeleye hazır olduğumuzu gösterdik. (Hamburg YH)