Temsilcilik seçimleri için şimdiden kollar sıvanmalı

Darmstadt’ta bulunan ve metal aletleri üretimi yapan ARA GmbH isimli firmada ortalama yüz işçi çalışıyor. Çalışanların yaklaşık olarak yüzde 70’i Alman geriye kalanlar ise Polonyalı, İtalyan, Rus, Bulgar vd. milliyetlerden oluşuyor.

Adını kurucusunun ve bulunduğu köyün adından alan firmada ilk işçi temsilciliği bundan 20 yıl önce kurulmuş. İşçilerin, gerçekten işçi temsilciliği yapacaklar diye oy verip seçtikleri ilk temsilciliğin kurucu üyeleri bir süre sonra geri çekilmişler. Kimisi iyi bir ücret, kimisi de ustabaşı yapılma karşılığında! İşçiler bu kişilerin gerçek niyetinin temsilcilik değil kendi çıkarları olduğunu biraz gecikerek de olsa anlamışlar.

Daha en başından, bir yanıyla aldatılmışlık, satılmışlık duygusu, diğer yandan da işverenin gücünü, kullanarak ne yapabileceğini tecrübe eden işçiler, bu tereddütlerle tekrar başına gittikleri sandıktan ‚gerçek anlamda bir işçi temsilciliği çıkar mı‘ diye çok tereddütlüydüler. Yeni seçtikleri temsilcilik üyeleri, bir daha aday olmamak üzere süreleri dolup ayrıldıklarında işçilerin şüphelerini hiç de haksız çıkarmamışlardı. İşyerindeki bir sürü sorunu çözmekten yana hiç bir varlık gösteremedikleri gibi işverenle, günlük çalışma zamanını ücret denkleştirmesi ve işçilerin haberi olmadan yarım saat uzatan anlaşmanın altına imza atmışlardı.

Her işyerinde sorunların farklılık gösterebileceğini unutmadan bizim işyeri için öne çıkan sorunlar şunlar: Havalandırma sistemi, işyerinin genel temizliği, bütün makinalarda bulunması ya da takılması gereken kirli havayı çeken ve transfer eden aletler, her makine için yeterince alan, restore edilmeye çoktandır muhtaç tuvaletler, giyinme yerleri, elbise dolaplarının yetersizliği, işyeri doktoru vb. listeyi daha da uzata biliriz.

Firmada 2014 senesinde yapılan temsilcilik seçimleri sonucunda, bu defa yedi kişiden oluşan iyi bir temsilcilik oluştuğunu düşünmeye başlamıştık ki, kimisi şeflerden gelen çeşitli baskılar sonucu, kimi de aynı nedenden kaynaklı olarak işyerini değiştirmek yoluyla temsilcilikten ayrıldılar. İşçiler arasında, bu firmada işçi temsilciliğine girmek, yılanla aynı torbaya girmek ya da ‚işverenin yandaşı olmalısın‘ olarak algılanmaya başlandı.

Böylece 2015 Mayıs’ında yeniden seçime giderken aday listesinin üzerinde sadece dört kişinin adı duruyordu. Üç asıl bir yedeğin seçildiği yeni temsilcilik, Mart 2016’ya geldiğinde başkanın istifa etmesiyle üç kişilik küçük bir ekiple yolumuza devam etmek zorunda kaldık. Ancak küçüldüğümüz oranda da sağlamlaştık. Bir anlamda ayak bağlarımızdan kurtulduk.

Şimdi hem işyerini hem de işçi temsilciliğini yeniden örgütlemenin zamanıydı. İşverenle görüşmelerimizde, işçilerin sağlığını, iş güvenliğini ilgilendiren konularda yasal düzenlemelerin öngördüğü şekilde mevcut sorunların giderilmesini istediğimizde, onlar hala kaş göz çatarak, ses tonunu yükselterek geleneksel yöntemlerle işi götürebileceğini düşünüyorlardı.

Ancak Berufsgenosenschaft’tan ilgili kişi işyerini denetlemek üzere geleceği günü bildirmek için işvereni aradığında canları epeyce sıkılmıştı. Ardından kısa bir süre sonra valilik iş güvenliği biriminden ilgili kişi işvereni arayıp işyerini denetlemek üzere randevu yaptığında işin ciddi olduğunu anladılar. Onu takiben, İşyeri Teşkilat Yasası gereği işçi temsilciliğinin onayını gerektiren konularda işverenin, defalarca uyarılmasına rağmen alışıldığı üzere tek taraflı işlem yapması nedeniyle avukattan, iş mahkemesinden davetiyeler almaya başlamaları, Hessen Metall’i (işveren örgütü) yardıma çağırarak savunma pozisyonuna düşmesini beraberinde getirdi.

Bu sorunların içinden çıkmaya çalışırlarken ‚can sıkıcı‘ bir telefon daha gelir işverene: Telefonun öbür ucundaki kişi, “İşyerinizde yüzde 55’lere varan oranda üyelerimiz mevcut. IG Metall olarak tüzük gereği üyelerimizin haklarını savunmak durumundayız Toplu İş Sözleşme (TİS) görüşmeleri üzerine konuşmak için lütfen bir randevu.”

Bu telefon uykuları kaçıran, sinirleri bozan bir etki yarattı. Odenwald’in ‚gelenekçi, yerli ve milli‘ firmanın işçileri örgütlenme yoluyla hak talep ediyorlardı. Olamazdı, bu yetmiş yıllık firma tarihinde ezberlerin bozulmasıydı. Şaka değildi kalenin duvarlarında ciddi gedikler açılmıştı. İşçileri satın almaya çalışma yoluyla tamir çabaları da sonuç vermemiş, gedikler giderek büyüyordu. İşçi temsilciliğine aday olmaya çekinen işçiler şimdi IG Metall ile birlikte on kişiden oluşan bir TİS komisyonu kurmuş, taleplerini belirlemişlerdi:

Herkese saat başı 1 Euro ücret artışı.

Herkese 30 gün izin.

Sendika üyeleri için bir kereliğine mahsus (2016 için) bin Euro özel ödeme.

TİS komisyonu sonuçsuz kalan işverenle ilk görüşmesini 29 Mart 2017 yapmıştı. Bunun üzerine ilk uyarı grevi 4 Nisan’da, işverenin zamana yayma bıktırma taktiklerine karşı ikinci uyarı grevi ise 1 Eylül 2017’de gerçekleştirildi. Bunun üzerine 1 Kasım’da IG Metall’de yapılan toplantıya IG Metall, Hessen Metall ve işveren ailesi katılmışlardı. 11 Ekim 2017 tarihinde yapılan işyeri işçi toplantısına katılan IG Metall Darmstadt İkinci Başkanı Ulrike Obermayr yapılan görüşmeye ilişkin işverenin sendikayla toplu sözleşme görüşmelerini yapmak istediğini açıklamıştı. Aralık ayı içerisinde IG Metall tarafından işverene bir yol planı sunulacak. Ondan sonrasını hep beraber göreceğiz. Kısmi kazanımlar, daha güçlü bir işçi temsilciliğiyle 2018 İşyeri İşçi Temsilciliği (BR) seçimlerini karşılayacağımızdan kuşku duymuyoruz.

Yukarıda işyerimizin durumuna ilişkin yaptığımız kısa özetten de anlaşılacağı gibi, işçi ve mücadele yanlısı işçi temsilciliği oluşturmak için şimdiden kolları sıvamımız gerekiyor.

* İşyeri İşçi Temsilciliği