İçimizdeki kadını sevmeden, şiddeti önleyemeyiz

Zahide Yentür

Frankfurt Göçmen Kadınlar Derneği, 29 Kasım’da kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü vesilesiyle gazeteci, yazar Aslı Erdoğan ile bir söyleşi yaptı. Göçmen Kadınlar Derneği adına selamlama yapan Elif Durmaz, günün önemine dikkat çekerek birlik ve dayanışmayla sorunların üstesinden gelineceğini söyledi.

Aslı Erdoğan, kadın yazar olmanın güçlüklerinden bahsetti ve “kadın ile erkek arasındaki eşitsizlik her alanda var, kadının erkekle aynı saygınlığa sahip olduğu toplumlarda kadına yönelik şiddet oranında düşüş gözlemleniyor” dedi. Aslı Erdoğan konuşmasını “Kadın olarak kendi içimizdeki kadını sevemediğimiz sürece, kadına yönelik şiddeti önleyemeyiz. Hayatımda şiddetin her türünü yaşadım. Sol görüşlü bir babanın eve gelip, nasıl şiddet uyguladığına beş yaşımdayken tanık oldum. Suskunluğu öğrendim. Kadının kendine yönelik şiddete karşı sustuğunu gördüm. Aslında kadın erkek eşitsizliğini hep birlikte üretiyoruz” diyerek devam ettirdi.

Aynı zamanda fizikçi olan Aslı Erdoğan, fizik dünyasından örnekler vererek, bu alanda kadın erkek arasında eşitsizliğin devam ettiğini belirtti: “Nobel kurulunda sadece bir kadın var. Şimdiye kadar fizik alanında iki kadın fizikçi Nobel ödülü aldı.”

Edebiyat alanında durumun farklı olmadığını belirten Aslı Erdoğan, Cizre üzerine yazdığı bir makaleden dolayı ve Özgür Gündem gazetesine edebiyat danışmanlığı yapmasıyla birlikte 307 ile yargılandığını, bunun ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası anlamına geldiğini söyledi. “Türkiye bir şiddet toplumuna dönüşüyor. Azınlıkta olanlar, merkezde ve iktidarda olmayanlar daha çok şiddete maruz kalıyor. Geziden beri dikkati çeken, kadınların ve özellikle Kürt kadınlarının mücadelenin önünde yer alması oldu. Artık tek adam diktatörlüğüne geçiş yaptık. Bu durumda kadına yönelik şiddetin artmasından daha doğal bir şey olamaz” diyen Aslı Erdoğan, cezaevinde yattığı günlerde kadın dayanışmasından çok şey öğrendiğini açıkladı.