Avusturya‘da sağ hükümet işbaşında

Avusturya‘da 15 Ekim‘de yapılan genel seçimlerden birinci çıkan Halk Partisi‘nin (ÖVP) yürütmüş olduğu görüşümlerin ardından ırkçı-faşist Özgürlük Partisi (FPÖ) ile ikinci kez koalisyon hükümeti kuruldu. Yeni hükümetin güvenlikle ilgili kilit bakanlıklarını FPÖ aldı. Birlence kişi protesto gösterisinde bulundu.

Avusturya’da muhafazakar Halk Partisi (ÖVP) ile 2. Dünya Savaşı sonrası eski Nazilerce kurulan Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) arasında koalisyon hükümeti kuruldu. Böylece bir kez daha Avusturya’da FPÖ’nün içinde olduğu muhafazakar-faşist bir koalisyon kurulmuş oldu. Koalisyon hükümetiyle birlikte ÖVP Başkanı 31 yaşındaki Sebastian Kurz, Ekim seçimlerinde yüzde 32 oy almış ve 183 sandalyeli Mecliste 62 koltuk elde etmişti. FPÖ ise yüzde 26 oy ve 51 koltukla üçüncü olmuştu. FPÖ, 2000 yılında da hükümete girmiş o dönemde Viyana’da on binlerce kişinin katıldığı dev gösteriler yapılmıştı.

Kurz, anlaşmanın imzalanmasından sonra yaptığı açıklamada “Bu, Avrupa’yı şekillendirmek isteyen iki partinin koalisyonu” demişti. İki sağ milliyetçi parti de göçmen karşıtlığıyla tanınıyor. Yeşiller Partisi’nin adayı olarak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Alexander van der Bellen, aşırı sağcı programa sahip koalisyon anlaşmasına imza atarak kabineye onay verdi.

Böylece dışişleri bakanlığından başbakanlığa terfi eden 31 yaşındaki Kurz dünyanın en genç başbakanı olurken FPÖ Başkanı Heinz-Christian Strache de başbakan yardımcılığını üstlendi. Kabinede Halk Partisi’nden 8, Özgürlük Partisi’nden 6 bakan var. ÖVP maliye, ekonomi, tarım, eğitim, kadın ve aile gibi bakanlıkları üstlenirken FPÖ de içişleri, dışişleri, imar, savunma ve sağlık gibi önemli bakanlıkları aldı. Özellikle İçişleri Bakanlığı’na FPÖ’nün seçim kampanyasının sorumlusu olan Herbert Kickl’in getirilmesi dikkat çekici. Aşırı sağ çevrelerle bağlantılı olduğu bilinan Kickl, FPÖ’nin hazırladığı yabancı düşmanı afişlerin de sorumlusu.

Yeni hükümetle birlikte Avusturya’da bundan böyle tüm silahlı kuvvetler, ordu, polis gücü ve istihbarat teşkilatının popülist milliyetçi parti kadroları tarafından yönetileceği anlamına geliyor. Bakanların onaylanmasından sonra muhalifler ‚Neonaziler ülke yönetimini ele geçirdi‘ değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı, törende yaptığı konuşmada, koalisyon hükümetine azınlıkları da koruyan sorumluluk sahibi siyaset icra etme çağrısında bulundu. Van der Bellen, iki liderden AB’ye bağlılık sözü aldığını duyurdu.

HALKA KARŞI HÜKÜMET PROGRAMI

ÖVP-FPÖ koalisyonu tarafından karar altına alınan hükümet programında ise emekçilere karşı geniş saldırılar var. Zenginlerden ve işverenlerden alınan vergilerin düşürülmesi, çalışma saatlerinin günde 12‘ye haftada 60‘a çıkarılması yer alıyor. Tam anlamıyla sermayenin çıkarlarına dayalı olarak çalışma saatlerinin arttırılması öngörülüyor. Benzer şekilde “piyasaya uyum” adı altında kiraları düzenleyen yasanın değiştirilmesi öngörülüyor. Bununla konut sahibi şirketlere kiraları istedikleri gibi düzenleme hakkı tanınacak. Öğrenci harçları planlanırken, işsizlere verilen temel geçim yardımında kısıtlamalar hedefleniyor. Hükümetin önümüzdeki dönem NEOS partisinin de desteğini alarak bütçe açığını frenleyen Anayasa maddesini de değiştirmeye çalışacağı belirtiliyor.

Sığınmacılara ve yabancılara karşı açıktan düşmanca bir kampanya yürüten her iki parti, önümüzdeki dönemde sığınmacılar üzerindeki baskıları yoğunlaştıracak. Bu çerçevede verilen yardımlar kısıtlanacak. Avusturya’ya iltica talebinde bulunacakların nakit paralarına ve cep telefonlarına da el konulacak.

BİNLERCE KİŞİ PROTESTO ETTİ

Daha önce koalisyon hükümetinde olan Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ise gelişmeleri seyretmekten başka bir şey yapmıyor. 1986’dan bu yana mecliste olan, ancak bu seçimlerde meclis dışında kalan Yeşiller Partisi ise daha çok iç tartışmalarla meşgul. Emekçilerin haklarına karşı geniş bir saldırı programı açıklanmasına rağmen Avusturya Sendikalar Birliği (ÖGB), gelişmelerin detaylarını beklediğini açıklamakla yetindi. Özellikle SPD ile bağlantılı kesimlerin sokakta karşı mücadele örgütlemekten uzak olduğu anlaşılıyor.

Muhaliflerin ‚şeytanla anlaşma‘ diye nitelediği aşırı sağla koalisyonu, cumhurbaşkanlığı önünde altı bin kişi protesto etti. Eylemde, “Defolun Naziler“, “Nazi domuzlarını istemiyoruz“ gibi sloganlar atıldı. Hofburg Sarayı çevresinde bin 500 polis, helikopter ve TOMA’larla güvenlik önlemi alırken antifaşist gruplar da Heldenplatz Meydanı’nda toplandı. Antifaşistler, “Mülteciler hoş geldiniz”, “Naziler dışarı”, “Nazi domuzlarını istemiyoruz” gibi dövizler taşıdı. Polis barikatını aşmaya çalışan antifaşistler polisin gaz bombalı saldırısına uğradı.

Faşist hükümete karşı sessiz kalmayacaklarını açıkmayan antifaşist gücler ise 13 Ocak’ta büyük bir gösteri düzenlemeye hazırlanıyor. Gösteriye bu kez onbinlerin katılması bekleniyor. (YH)