Fransa, Putin içim bir fırsattır

Pavel BAEV**
Alternative Economique

Rus yöneticiler için Fransa her zaman bir fırsat olarak değerlendirilir. Moskova’nın sözde Çin eğilimi, daimi ABD takıntısı, Vladimir Putin’in “iyi dostu” Erdoğan’ın sırtını okşaması (ve hançerlemesi) ya da Suudi Arabistan kralı için açılan kırmızı halılar bir yana, Paris ile ilişkiler her zaman öncelik taşıdı. Bu anlamda Emmanuel Macron’un mayıs 2018 sonu Saint Petersbourg’da düzenlenecek ekonomik foruma katılmaya yönelik yarım onayı Moskova’da Avrupalı yatırımcıların Rusya’ya tekrar yatırım yapmalarının sinyali olarak selamlandı. Ekonomik durgunluktan çıkabilmek için Avrupa ile iyi ilişkilerin tekrar oluşturulması Rusya için can alıcı öneme sahip ve Fransa, Moskova’nın rehabilitasyonunda merkezi bir rol oynayabilir. (…)Fransa’nın (BM) Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olması gibi nükleer silahı muhafaza etmedeki kararlılığı da bu argümanda öne çıkan konular arasında. Rusya’da kendi nükleer cephaneliğinin modernizasyonu için büyük yatırımlarda bulundu ve bunun bir şekilde siyasi olarak meyvelerini toplamak istiyor. Fakat bunun uluslararası arenada etkileri şu ana kadar çok da hissedilmedi, zira bu alandaki silahlanmaların denetlenmesi ve yaygınlaşması konusu bugün Uzak Doğu’da yoğunlaştı. Oysa ki Kuzey Kore krizi konusunda Moskova, Pekin’in belirlediği çizgiyi izleyemez, bu da aslında aralarındaki iş birliğinin somut sınırlarını gösteriyor.
Kısa süre önce Rusya, Ukrayna üzerinde yaşanan çatışmalar ve AB’nın Moskova’ya karşı kararlaştırdığı cezalardan dolayı Avrupa ile ilişkileri üzerine yoğunlaşmak zorunda kaldı. Kremlin üye ülkelerin kendi aralarındaki bölünmelerinden faydalanmak istiyor. Diğer yandan, Vladimir Putin Avrupa’ya yaşanan siyasi çatışmalar ve siyasi partilerin mücadelelerin tüm sırlarına sahip olduğunu düşünüyor. Almanya ve siyasetçileri bugüne kadar onun favori oyun alanıydı. Karanlık yollardan gelen para sayesinde Rusya lehine gerekli şebekeleri besliyordu. Fakat Angela Merkel onun özelliklerini anladı ve pek de tavsiye edilemez bu ilişkilere son vermek için kararlıca hareket etmeye başladı.
Son iki yıl içinde Vladimir Putin, Marine Le Pen’in Ulusal Cephesi gibi birçok aşırı sağcı partiye yardımda bulundu, fakat nispeten marjinal olan bu partilere karşı çok sınırlı oranda saygısı var. O daha da yukarıları hedefliyor ve kendisi için bugün en iyi kozun Fransa olduğunu düşünüyor. Macron’un seçilmesinden bu yana Paris’in Avrupa’da etkisinin artması da onun bu ilgisini daha da kabarttı.
Fakat genç Fransız Cumhurbaşkanı onun hâlâ zor algıladığı bir fenomen: seçilmesi tüm Avrupa’da eski elitlere karşı esen rüzgarın bir eseri, fakat zaferle çıkan popülizmi Avrupa taraftarı ve kendine çok güveniyor. Emmanuel Macron ile kârlı bir ilişki kurma Putin için heyecan verici ve acil bir görev. Fakat bunu yapabilmek için ne yolsuzluğa ne de Antiamerikancılığa yaslanabilir. Dolayısıyla Fransa’nın önemli bir zayıf noktasını kullanma hesabı yapıyor, yani dünya çapında yerini kaybetmeme kaygısı taşıyan bir Fransa’yla ve kendisi gibi “büyük bir güç” ün yönetici olan Emmanuel Macron’a gösterilmesi gereken tüm saygınlığı göstererek bu hedefe ulaşma peşinde.

** Oslo Peace Research İnstitute’de araştırmacı
Çeviren : Deniz Uztopal)