Grenfell yangınından kurtuldum, şimdi bizi yeni bir travma bekliyor

Natasha ELCOCK
The Guardian

Bir felaket olduğunda, insanlar devlete daha çok ihtiyaç duyuyor. 14 Haziran’da, Grenfell’de ikamet edenler olarak bir yangın felaketi yaşadık. 11’inci kattan inerek eşim ve 6 yaşındaki kızımla, yanan binadan kurtulmayı başardık. Birkaç gün boyunca, acil servis ekiplerinin yangını söndürüp sevdiklerimizi binadan çıkarmasını beklerken, yetkililerin de gelip bize yardım etmesini ve bize ne yapmamız gerektiğini söylemesini bekledik.
Ama devlet ortada yoktu. Bunun yerine, gönüllüler ellerinde yiyecek ve elbiselerle yardıma geldi. Bize, sıradan, insanlar yatacak bir yer ve hastanelerde aile mensuplarımızı bulmamız için yardım etti.
6 ay sonra çok fazla bir şey değişmedi. Etkilenen ailelerin yüzde 20’si halen konut yardımı bekliyor. Neredeyse 100 aile, kalan birkaç parça eşyalarını yanına alarak, Noel gününü ortak paylaştıkları otel odalarında geçirdi.
Yangın günü sevdiklerimizden 71 kişi hayatını kaybetti. Binanın tamiri hakkında endişelerimizi çok öncesinden dillendirmemize rağmen bizi ciddiye almadıkları için nice insanlar öldü. Halen kaygılarımız göz ardı ediliyor. Bu ay belediye toplantısında, yangından kurtulanlar ve yakınlarını kaybedenler olarak, halen korku içinde titreyerek hikayemizi anlatırken bir belediye çalışanı önce telefonuyla oynadı sonra uykuya daldı.
Yaşayabileceğimiz bir eve ve yangından sonra yaşadığımız travmayı atlatmak için desteğe ihtiyacımız var. Yangının resmi nedenin ve kaynağının ne olduğunu bilmemiz gerek, ve adalete ihtiyacımız var. En çok da, “kağıt üstünde bir sayı” gibi değil, bize insan gibi davranılması gerekiyor. Bahane ya da basmakalıp laflar istemiyoruz. Politikanın ve bürokrasinin dili bizim dilimiz değil, bu dille daha önce konuşmayı denedik ve sonuç olarak 71 kişi öldü.
Belediye bize 300 ev almakla meşgul olduğunu söylüyor, ama otellerde kalan mağdurların ihtiyaçlarını anlamak için onlarla buluşup ve onların ihtiyaçları nedir diye sormuyor. Engelli anne ve babaları olan ailelere kapı girişlerinde merdivenler olan evler sunulduğunu biliyoruz. Belediye tarafından destek için verilen belediye çalışanları, bazı aileler için, 11 kere değiştirildiğini biliyorum. Mağdurlar otel odalarında iyi bir haber için telefonun çalmasını beklerken, belediye basın sözcüleri medyaya yeni daireleri gösteriyor ve haber yapıyor. (…)
Gerçek ancak bilinince adalet sağlanabilir. Kamu sorgulaması yeni başladı fakat tek bir kişi için fazla geniş çaplı. Başbakandan, Martin Moore-Bick’in (Kamu sorgulamasını yönetecek emekli hakim) yanına bir kişi daha verilmesini istedik. Noel’den hemen önce bu isteğimizi reddetti. Bizim fikirlerimiz yine hiçe sayıldı, ve bu araştırmaya yönelik zaten az olan güvenimizi, yine yitirmeye başladık.
Ama adalet ve gerçekleri öğrenmek için savaşmaya devam ediyoruz. Bu ölümler boşa olmamalı. Yangına karşı güvenlik ve bina yapım kurallarında değişiklikler yapılması gerek, ve sosyal konutlarda yaşayanları küçük görmeme ve aşağılamama konusunda tartışmalar yürütmeliyiz.
Greenfell Tower’da yaşayan komşularım, toplumun her kesiminden insanlardı. İçlerinde muhasebeci, bilim insanı, güvenlik işçisi, satış müdürü, sanatçı ve mimarlar vardı. Bize bir vatandaşın görmesi gerektiği muameleyi göstermediler. Yanmaya terk edilmek yerine, sesimizi duymaları gerekirdi.
Bize yangın sonrası yardım etmeyen devlet yetkilerine pek fazla inancımız kalmadı. Ama bu kurumların bizi yanıltması için halen fırsatları var. Bizi gelin dinleyin ve bizle konuşun diyoruz. Adalet arayışımızda yardımcı olun ve hayatımızı yeniden kurmak için bizle beraber çalışın.

(Çeviren: Çınar Altun)