‘İran’da bıçak kemiğe dayandı’

İran Emek Partisi, 28 Aralık’ta başlayan ve 2 Ocak’a kadar 21 kişinin hayatını kaybettiği protestolar dolayısıyla yaptığı açıklamada, rejimin ekonomik ve sosyal baskısı nedeniyle öfke patlaması yaşandığına işaret etti.

İran’da hayat pahalılığını protesto amacıyla 28 Aralık’ta başlayan sokak gösterileri kitleselleşerek devam ediyor. İran Emek Partisi (Tufan) tarafından yapılan açıklamada Meşhed kentinden başlayarak yayılan halk isyanının nedeninin “İslam Cumhuriyetinin sermaye yanlı rejimi” olduğunu belirtilerek, “Bıçak işçi ve emekçilerin kemiğine dayandı” denildi. Açıklamada bölge halkları arasında düşmanlığı körükleyecek sloganlardan kaçınılması gerektiğine de dikkat çekildi. Demokrasi mücadelesinin antiemperyalist mücadeleyle birleşmesi gerektiğini vurgulayan İran Emek Partisi, İranlı işçi ve emekçilerle ilerici güçleri örgütlü mücadeleye çağırdı.

CANINDAN BEZMİŞ MEŞHED HALKI AYAKLANDI’

Canından bezmiş Meşhed şehri halkı”nın yoksulluk, pahalılık, işsizlik, ve kemer sıkma politikalarını protesto etmek için 28 Aralık’ta yürüyüşe geçtiğinin belirtildiği açıklamada, “Güvenlik güçleri havaya ateş açmış ve gözyaşartıcı gaz sıkarak gösteriyi dağıtmaya kalkışmıştır. Bu itiraz yürüyüşleri Nişabur, Yezd, Kaşmer ve Şahrud gibi diğer şehirlerde de mevcut işsizlik, pahalılık, yolsuzluk ve hırsızlık ekonomisi ve hükümet aleyhine sloganlar atarak devam etmiştir” denildi. Halkın, “Polis git hırsızı yakala”, “İslamı merdiven yaptınız halka gına getirdiniz”, “Yüksek fiyatlara itiraz ediyoruz”, “Yolsuzluk azalsa bizim sıkıntımız kalmaz”, “Kahrolsun pahalılık”, “Kahrolsun diktatör, Kahrolsun Ruhani” ve “Korkmayın birlikteyiz”sloganlarıyla yüründüğü belirtildi.

HALK İSYANIN NEDENİ İSLAM CUMHURİYETİNİN SERMAYE REJİMİDİR’

Halkın pahalılık ve yoksulluk aleyhindeki bu isyanının nedenlerini İslam Cumhuriyeti liderliğindeki sermaye rejiminin politikalarında, neolibralizmde ve özelleştirme politikalarında aramak gerektiğine dikkat çeken İran Emek Partisi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani liderliğindeki oluşan ekonomik sistemin dış sermayenin maksimum kazancı lehine işlediği, sosyal yardımların tamamen kesilmesi, yakıt fiyatlarının serbest piyasaya göre belirlenmesi ve baş döndürücü biçimde artmasını getirdiği vurgulandı.

Kurulan ekonomik düzende iş yasalarının patronlar lehine, işçileri köleleştirmek için İslam Cumhuriyeti parlamentosu eliyle değiştirildiği ve böylelikle kölelik düzeni ve halkın yoksulluğu ve çaresizliğinin artırıldığı, “sonsuz ve sınırsız özelleştirme politikalarının, petrol ve gaz sanayii gibi temel kaynakların, elektrik, su, hava ve deniz ulaşımı, temel yapı sanayiinin özelleştirilmesi, İran’ın yerli sermayesi ve emperyalist süper şirket sermayeleri eliyle vahşice sömürülmesi zemininin tamamlanması”nın hedeflendiği belirtildi.

Açıklamaya göre, aynı şekilde çevre sağlığı konuları bir kenara itildi, devlet ise fabrikaların “iç emniyet düzeni”ni kendi sorumluluğuna aldı. Eğitimin paralı hale getirilmesi ve özelleştirilmesi süreci başlatıldı.

BIÇAK EMEKÇİLERİN KEMİĞİNE DAYANDI’

Açıklamada “Böylece ve bu koşullar altında bıçağın kemiklerine dayandığı işçilerin ve emekçilerin kendi haklarını elde etmek için mücadelelerine hız vermekten başka çareleri yoktur. Bu ise 39 yıllık kan ve kılıç egemenliğinden elde edilen tecrübeyle bilinmektedir ki İran İslam Cumhuriyeti sermaye rejiminde bunlardan kurtulmak mümkün değildir. ‘Kahrolsun Ruhani” ve ‘Kahrolsun pahalılık’ doğru sloganlardır ve egemen düzenin neoliberal politikalarına karşı itirazı yansıtmaktadır” denildi.

YANLIŞ SLOGANLAR DA ATILIYOR’ 

Sürecin ayrıntılı bir analizinin yapıldığı açıklama şöyle devam etti: “Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, ne yazık ki bu itirazlar sırasında göstericilerin seslendirdikleri yanlış sloganlar da vardı ve bu sloganlar dış gerici mahfiller tarafından öne çıkarılmakta ve halklar arasında kardeşlik yerine bölgede ulusal nefreti ve Arap karşıtlığını yaymaktadır. ‘Ne Gazze, ne Lübnan, ne Suriye, canım feda İran’a’ sloganı ilerici bir slogan değildir ve olamaz. İran’ın ilerici ve devrimci güçleri asla uluslara karşı düşmanlığı ve güvensizliği yayamazlar. İlerici sloganlar ulusal birlik moralini yaratmalıdır. Biz her çeşit müdahale ve işgale karşı olmalıyız ve bütün ulusların özgürlükçü mücadelelerini desteklemeliyiz. Biz sadece İran’ın değil, bütün milletlerin demokratik haklarını savunmalıyız. Ulusal kurtuluş evrensel, demokratik bir istektir. Biz İran’da demokrasi istiyorsak, Filistin, Lübnan, Suriye ve Libya gibi bölgenin diğer ülke halkları için de istemeliyiz. Biz İslam Cumhuriyeti rejiminin ikiyüzlü politikalarını sürdüremeyiz. İranseverliliğimizi bahane edip diğer milletlerle dayanaışmamızı yadsımamalı, Araplara, Sünnilere, İslam’a ya da Filistin’e karşı savaş propagandası yaymamalıyız. Böylesi bir politika İsrail’in ve Amerika’nın bölgede uygulamakta olduğu açık bir politikadır.”

ULUSLAR ARASI DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Biz İranlılar vatanımızın kurtuluşu ve demokrasinin kurulması için çalışmalıyız ancak bu başka milletlerle düşmanlıkta değil onlarla dayanışma içinde mümkün olur. Biz başka milletlerin haklarını savunmazken diğer uluslardan ve ilerici güçlerden İran halkını desteklemelerini, İran’da insan haklarının çiğnenmesine karşı durmalarını ve İran halkının haklarını desteklemelerini, İran’daki idamlara ve işkencelere karşı itiraz etmelerini isteyemeyiz. Filistin halkının açlığı karşısında susup, İsrail’in Lübnan’a tecavüzü ve insanlık dışı cinayetlerine itiraz etmeyip ama onlardan bizi desteklemelerini isteyemeyiz. Biz İranlılar biliyoruz ki: ‘İnsanoğlu bir vücudun organlarıdır/yaradılışta bir mayadandır. Hayat bir organı acıtırsa/diğer organlar sessiz kalamaz. Sen başkasının acısından habersizsen/sana insan demek yakışmaz.”

DEMOKRASİ MÜCADELESİ ANTİEMPERYALİST MÜCADELEYLE BİRLEŞMELİDİR’

Açıklamada devamla şöyle denildi: “Partimiz, Meşhed ve İran’ın diğer bölgelerinde devam eden halkın pahalılık, yoksulluk, işsizlik, aleyhindeki mücadelesini, demokratik talepleri, toplantı serbestliği için verdikleri mücadeleyi derinden desteklemektedir. Bu müjdeler veren mücadele, dış güçlere karşı mücadeleyle birleşmelidir. Her halükarda, gelecekte tüm değişimlerdeki zafer, bilinçli tutum ve gafil yakalanmamak adına, kitlelerin örgütlenmesi; devrimci güçler ve işçilerin, özgürlük yanlılarının partilerine katılmalarıyla mümkün olur. İran Emek Partisi (Tufan) bu politikayı, partili olma politikasını yaymaktadır. İran İslam Cumhuriyeti kokuşmuş rejiminden kurtulmanın tek yolu sadece ve sadece sosyalizmdir.”