Şartsız temel gelir neyi çözecek?

Değişik Avrupa ülkelerinde uzun bir süredir “Şartsız Temel Gelir” tartışılıyor. Vatandaşın zengin veya yoksul, çalışıp veya çalışmamasına bakılmayacak, beşikteki bebekten ölüm döşeğindeki yaşlıya kadar, ayrım yapılmadan bu gelir herkese ödenecek. İsviçre’de referandumla reddedilen öneri, bazı ülkelerde pilot proje olarak uygulanıyor. “Sol” kesimde, “iş baskısından kurtulmak” adına talep edilen “şartsız temel gelir” sermaye kesiminde ise “teknolojik gelişmeye insancıl bir yanıt verme” adına talep ediliyor.

Siemens şefi Joe Kaeser, geçtiğimiz Ekim ayında “Almanya’daki yaşlılıkta yoksulluk sorunu yaşlılıkta temel gelir ile çözülmeli. Yıllarca çocuk yetiştiren, ailelerine bakan insanların yoksulluk çekmeleri kabul edilemez. Ayrıca kişisel olarak şartsız temel gelir* uygulamasının da faydalı olacağını düşünüyorum.” demişti. Birkaç gün sonra ise Telekom şefi Timotheus Höttges, “dijitalleşme çalışma yaşamını temelden değiştirecek. Bu nedenle sosyal güvenlik sistemlerinin dijitalleşmenin getireceği sorunlar karşısında nasıl düzenleneceğini tartışmamız gerekiyor. Bu tartışmaları şartsız temel gelir (“bedingungslose Grundeinkommen” – BGE) ve buna bağlı olarak yaşlılıkta temel geçim kapsamında sürdürmek gerekiyor” dedi. (bkz. www.tagesspiegel.de/wirtschaft/leben-in-wuerde-dax-chefs-fordern-bessere-soziale-absicherung/20457960.html)

HANGİ DAĞDA KURT ÖLDÜ?

Almanya’nın iki büyük tekelinin şeflerinin ülkedeki gelir dengesizliğinden söz etmeleri, yaşlılıkta yoksulluğun kabul edilemeyeceğini söylemeleri, “hangi dağda kurt öldü” sözünü hatırlatıyor. Siemens ve Telekom son yıllarda on binlerce işçiyi işten atarak yoksulluğun (ve yaşlılıkta yoksulluğun) artmasını bizzat “katkı” sundukları biliniyor!

Tekel şeflerinin “sosyal damarlarının ağır basması” yeni bir fenomen değil. Elon Musk (PayPal, Tesla vd) ve Mark Zuckerberg (Facebook) iki milyarder de uzun süredir “tüm vatandaşlara kayıtsız şartsız temel gelir” talep ediyorlar. Musk ve Zuckerberg, teknolojik gelişmelerin önümüzdeki yıllarda hızla üretim süreçlerine yansıyacağını ve bundan dolayı işsizliğin de hızla artacağını, dolayısıyla “insancıl bir çözüm bulmanın kaçınılmaz olduğunu” her fırsatta dile getiriyorlar.

Siemens ve Telekom tekellerini şefleri özellikle son genel seçimleri de ileri sürerek, “aşırı güçlerin güçlenmesinin sosyal nedenlerinin gözden kaçırılmaması gerektiğini” söylüyorlar.

KİM TALEP EDİYOR?

Dünyada olduğu gibi Almanya’da da “şartsız temel gelir” değişik çevreler tarafından talep ediliyor. Sol Parti, Yeşiller ve SPD’nin bu konuda parti olarak bu talebi ileri sürerlerken CDU/CSU ve FDP içinde dar kesimler bu talebi dile getiriliyorlar. Schleswig Holstein eyaletindeki “Jamaika koalisyonu”, BGE’yi koalisyon sözleşmesine almış bulunuyor.

Ayrıca sermaye çevreleri de bu talebi dillendiriyorlar. Örneğin Almanya’nın en büyük kozmetik eşya satan mağaza zinciri DM’in sahibi Götz Werner ve Hamburg Üniversitesi’nden iktisat Prof. Thomas Straubhaar bu talebin en kararlı savunucularının başında yer alıyorlar. İkili yıllar önce yayınladıkları bir kitapta bu talebin içeriği, nasıl uygulanması gerektiğini kendileri açısından ortaya koymuşlardı. Götz ve Straubhaar finans modelleri üzerinde farklı öneriler getiriyorlar.

Bütün kesimler “şartsız temel gelir” uygulamasının finanse modelleri farklı olsa da şu prensipte anlaşıyorlar: Ülkedeki bütün insanların yaşamları boyunca her hangi bir önkoşul, sonrasında şart ve formalite olmaksızın yaşamalarına yetecek bir gelirin sağlanması. Vatandaşın zengin veya yoksul, çalışıp veya çalışmamasına bakılmayacak, beşikteki bebekten ölüm döşeğindeki yaşlıya kadar, ayrım yapılmadan bu gelir herkese ödenecek.

TALEPLERİN FARKI, FİNANSMANI

Almanya’da bu talebi ileri sürenler ortalama olarak 1000 Euro BGE talep ediyorlar. Bu ise 82 milyon nüfusta yılda 1 trilyon Euro anlamına geliyor. Bunun finansmanı konusunda ise görüşler/öneriler çok farklı.

Sol Parti içinde BGE için oluşturulan çalışma grubunun da başında olan partinin eş başkanı Katja Kipping, BGE uygulamasıyla insanların kapitalist değerlendirme döngüsünden kurtulacaklarını ve ne gibi bir işte çalışmaya kendilerinin karar verebileceklerini ileri sürüyor.

Sol Parti’nin ileri sürdüğü modelde tüm vatandaşlara 1080 Euro ödenecek, sosyal güvenlik sistemi ödemeleri kalacak. Finansman olarak ise tüm vergi kolaylıkları (kolaylıklar asıl işverenler için varlar) kaldırılacak, vergilerle finanse edilen hizmetler iptal edilecek.

Herkese 1000 Euro gelir ödenmesini talep eden DM’in sahibi Götz Werner, bunun karşılığında diğer bütün sosyal güvenlik sistemi ödemelerinin (emeklilik, işsizlik vb) şartsız temel gelir hesaplanmasına dahil edilmesini öneriyor. Ayrıca bu parayı alanların sağlık sigortası da ödemeleri gerekiyor. Tüm vergilerin kaldırılmasını da talep eden Götz, modelinin finansmanı için sadece KDV’nin yüzde 50 dolayında yükseltilmesinin yeterli olacağını ileri sürüyor. Yani bugün %7 ve %19 dolayında olan KDV’nin %10,5 ve %28,5’e yükseltilecek.

İktisat Prof. Thomas Straubhaar ise 1000 Euro “şartsız temel gelirin” finansmanı için ücret/gelir vergisinin yükseltilmesini, aylık 1000 Euro’nun ise vergiden düşürülmesini öneriyor. Çalışmayanlara ise, vergi ödemedikleri için “şartsız temel gelir” banka hesaplarına yatırılacak. Straubhaar’ın modelinde de emeklilik, işsizlik parası kaldırılacak.

Thüringen eski başbakanı Dieter Althaus (CDU), Straubhaar’ın modelini şöyle geliştirmiş(!): Emeklilik, işsizlik ve ev yardım vb devlet ödemeleri kaldırılacak, bunun yerine herkese aylık 800 Euro ödenecek. Finansman için ise 1600 Euro’ya kadar olan ücretler %50 ücret/gelir vergisine, 1600 Euro’nun üzerindekiler ise %25 ücret/gelir vergisine tabi tutularak karşılanacak. Sağlık ve bakım sigortaları için bütün vatandaşlar 200 Euro ödeyecekler.

NEOLİBERALLERİN ÖNERİSİ

Sol Parti‘nin, önerisiyle kapitalizmi hafiften ehlileştirmeyi hedeflemesini bir yana bıraktığımızda (ki öneride kapitalist sömürü koşullarının devam etmesine karşı da bir şey denmiyor) diğer önerilerin ortak yanı sermayenin vergi yükünün hafifletilmesi veya tamamen kaldırılması, ücret “yan giderleri” olarak tabir edilen sosyal güvenlik sisteminin bütün yükünün işçilerin sırtına yıkılmasını içeriyor. Dolayısıyla “şartsız” ve “önkoşulsuz” diye tarif edilenin şartlı ve koşullu olduğu da görülmekte.

Tartışmaların son yıllarda “şartsız temel gelir” adı altında sürdürülmesi de kimseyi yanıltmamalı. Benzeri tartışmalar daha önce “vatandaş parası” (“Bürgergeld”) adı altında sürdürülmüştü.

Sermaye temsilcilerinin önerdiği modellerin asıl fikir babası Milton Friedman. 1962 yılında “Capitalism and Freedom” (“Kapitalizm ve Özgürlük”) isimli bir kitap yayınlayan Friedman, Straubhaar’ın bugün önerdiği modeli “negatif vergilendirme” adı altında önermişti. Buna göre belirli bir düzeye kadar ücretler vergilendirilmeyecek, hatta çok düşük olduğunda devlet üzerine ödeme yapacaktı.

SERMAYENİN ÖNERİSİ HAYAT BULABİLİR

Bakıldığında önerilen modeller arasında en iyisi olduğu görülen Sol Parti modeli gelir dağılımının daha “adil” olmasını hedefliyor. Kipping, “Şartsız bir temel gelir, çalışanlar üzerinde her türlü işi yapma baskısını ciddi bir oranda azaltacaktır” diyerek, modelin insancıl yanını öne çıkartıyor ve şöyle ekliyor: “bu tabi ki kötü ve güvencesiz işleri yok etmeyecek. Ama bu tür işlerin daha iyi ödenmesini sağlayacak.”

Düşük ücretli işlerin artması için sayısız kez çalışma yasalarını değiştirilmesini sağlayan, henüz kimin tarafından kurulacağı belli olmayan yeni hükümete, “Çalışma sürelerinin esnekleştirilmesi ve iş gücünün rekabete dayanıklı ücretler karşılığı çalışmasını sağlayacak yasal düzenlemeler” talep eden sermayenin, Sol Parti’nin modeline “tamamdır” demeyeceği ortada.

“Çalışanlar üzerinde her türlü işi yapma baskısını ciddi bir oranda azaltacak” ve “bu tür işlerin daha iyi ödenmesini sağlayacak” bir modelin hayat bulması için Almanya kurulduktan (1949) sonra görülmemiş bir düzeyde ciddi sınıf mücadelesi verilmesi gerektiği de ortadadır.

Staubhaar, Götz ve Althaus tarafından gündeme getirilen öneriler ise hayat bulabilir. Nitekim benzeri modelleri 1990’lı yılların ikinci yarısından sonra Almanya’nın değişik bölgelerinde “Kombilohn” (“Kombine ücret”) modelleri proje olarak uygulandı. Uzun süreli işsizler, meslek sahibi olmayan veya düşük kalifiyeli olanların istihdam edilmesi durumunda ücretlerinin bir bölümü devlet tarafından karşılanırken sermaye tarafından ise kalan bölümü karşılanıyordu.

Staubhaar, Götz ve Althaus tarafından gündeme getirilen öneriler “Kombilohn” modelinden çok farklı öneriler değil. Asıl amaç, sermayenin işgücü maliyetini aşağı çekerek uluslararası alanda rekabet gücünün yüksek kalmasını sağlayan, kârlarının artmasını güvenceye alan ama aynı zamanda sosyal hoşnutsuzluğu hafifletmeyi içeren bir modeldir.

YAŞAM VE ÇALIŞMA KOŞULLARI NASIL DÜZELECEK?

“Şartsız temel gelir” modelini önerenlerin, önerilerini “dijitalleşmeye karşı verilecek insancıl bir yanıt” olduğunu ileri sürmeleri de bunların sermaye yanlısı, kapitalist sömürü düzeninin ömrünü uzatma modelleri olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Dijital ve robotik alandaki teknolojik gelişmeler değişik işkollarında sıçrama yapma aşamasına gelmesi doğal olarak iş piyasasına yansıyacak. Kaç milyon işyeri yok olur ve bunların yerine ne kadar yenileri ortaya çıkar bunu kesin söylemek mümkün değil. Önemli olan teknolojik gelişmelerin, işçi ve emekçi kitlelerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için nasıl değerlendirileceğidir.

Sunulan modellerin hiçbirinde “teknolojik gelişmeler sayesinde sağlanacak üretkenlik artışını haftalık çalışma sürelerinin kısaltılması, emeklilik yaşının düşürülmesi, izin günlerinin artırılması ve ücretlerin yükseltilmesi için kullanalım” denilmiyor. Aksine “Çalışma koşulları iyileştirilmesin, ücretler artırılmasın ve sosyal güvenlik sisteminin bütün yükü işçi ve emekçilere çıkartılsın” deniliyor. “Şartsız” olduğu ileri sürülen “temel gelir” modellerinin hepsi ağır şartlara bağlı olduğu gibi sunulurken bile emekçilere “sadaka” verilmek isteniyormuş gibi tartışılıyor. Bu bile öneriye isyan etmeye yeter!


MODELLER

Dünyanın değişik ülkelerinde “şartsız temel gelir” uygulaması tartışıldığı gibi bazı yerlerde pilot proje uygulamaları da gündemde. Bunların bazıları “özel” inisiyatiflerle yapılırken bazıları devletler tarafından denenmekte.

Finlandiya’da 2 bin işsize 2 yıl boyunca işsizlik paralarının yanı sıra 560 Euro ödeniyor. İşsizlerin iş piyasasına karşı reaksiyonunu, sağlık durumları, sosyal ilişki ve davranışlarındaki farklılığı ölçme amaçlı başlatılan pilot projede elde edilecek sonuçlar üzerinden bir değerlendirilme yapılacak.

Hollanda’nın değişik kentlerinde mini pilot projeler kapsamında “şartsız temel gelir” ödemelerinin işsizler ve çalışanlar üzerindeki etkisi araştırılıyor.

Berlin’de kurulan “Mein Grundeinkommen” (“Benim Temel Gelirim”) derneği topladığı bağışlarla (kurayla belirlenen) 100 kişiye bir yıl boyunca aylık 1000 Euro ödüyor. Bu modelde insanların yeterince gelir sahibi olduklarında da aklı selim davranış gösterecekleri kanıtlanması hedefleniyor.

Schleswig Holstein eyaletindeki Flensburg belediyesi aldığı bir kararla şehrin bir semtinde “şartsız temel gelir” projesi başlatmak istiyor. Bunun için eyalet ve federal hükümetle görüşen ve katkı sözü alan belediye idaresinin önümüzdeki aylarda bir konsept sunması bekleniyor.

Brezilya, Hindistan ve Namibya’da ise Birleşmiş Milletler (BM) ve özel sermaye inisiyatifleri tarafından finanse edilen bir projede “şartsız temel gelir” ile yoksulların yaşam koşullarını kalıcı(!) düzeltmenin mümkün olup olmadığı inceleniyor. Bu projelerde değişik kırsal bölgelerde yapılan ödemelerin bu parayı alanları tembelliğe mi yoksa daha fazla çalışmaya mı teşvik edeceği araştırılıyor.

İSVİÇRE HAYIR DEDİ

İsviçre’de 5 Haziran 2016’da yapılan bir referandumda “herkese kayıtsız şartsız temel geçim parası” önerisi reddedildi. Referanduma katılanların %76,9’u teklifi reddederken %23,1’i ise destek verdi. Teklifi destekleyenlerine Basel’da %36, Bern’de %40 olması dikkat çekiyordu.

İsviçre’de oylamaya sunulan modelde işsizlik parası, sosyal yardım parası ve emekli maaşı yerine İsviçre’de yaşayan herkese kayıtsız şartsız yetişkinler için ayda 2 bin 500, her çocuk için ise 625 İsviçre Frangı temel gelir ödemesi öngörülüyordu.

* Dünya genelinde devam eden tartışmalarda “kayıtsız şartsız temel gelir” veya “koşulsuz temel gelir” başlıkları altında devam eden tartışma Türkiye’de “Evrensel Temel Gelir” adı altında devam ediyor.