Avrupa’da toplu işçi katliamı

Thomas COUTROT
Politis

Her yıl 1.3 milyon Avrupalı kanserden ölüyor. Avrupa Sendikal Kurumu (Etui), internet sayfasında bir rapor yayınladı , AB’de Meslek Kanserinin Maliyeti adlı bu rapor, çalışma koşullarının ölümlerdeki sorumluluğunu iyi bir şekilde inceliyor. Büyük olasılıkla alttan hesaplanan bu verilere göre, yani resmi bilimsel tahminlere göre, kökeni mesleki olduğu var sayılan, yani bir kişinin çalışma esnasında karşılaştığı risklerden dolayı gelişen kanserler toplam verinin yüzde 8 ile 12 sini teşkil ediyor. Yani yılda 130 bin ölü patronların ihmalkarlığı ya da yeterince önleyici önlem almamalarından kaynaklı.
Bu sayının bile kendi başına kıta düzeyinde bir skandal teşkil etmesi gerekir. Zira bunlara neden olan maddelerin hangileri olduğu tam olarak biliniyor: Mazot egzoz gazları, gece çalışmaları, odun tozları, kaynak dumanı, mineral yağlar, silis, taş pamuğu… Tüm bu zararlı maddelerden işçilerin nasıl korunması gerektiği de biliniyor, yani bireysel koruma yöntemleri (maske kullanma, eldiven takma…), kolektif korunma yöntemleri (havalandırma, maddeleri kökünden ihraç etme vs.) ve tüm bu maddelerin yerine başka maddeleri kullanma yöntemlerinin hayata geçirilmesi bunları engelleyebilir. Örneğin sağlık için zararlı olan bir maddenin yerine zararsız olan bir madde kullanılabilir.
Yani esas skandal bu ölümlerin önlenebilir olması. Örneğin gece çalışmasının meme kanserinin başlamasında bir faktör olduğu biliniyor: Varsayalım ki polis ya da sağlık sektöründe bu gece çalışmaları sorunu çözülemiyor, fakat son yıllarda özellikle de kadınlar içinde meme kanserinin en fazla geliştiği sanayi sektöründe niye çözülemiyor ki? Tabii ki kâr mantığından dolayı bu çözülmüyor. Hatta söz konusu tehlikeli maddelerin çoğunluğu için önleyici araçlar bile var: Dolayısıyla bu katliamlar ya işverenlerin bilinçsizliği ya da gerekli olan ekipmanları finanse etmeyi reddetmeleriyle ancak açıklanabilir.
Bu skandal var olan devasa eşitsizlikler yüzünden daha da içler acısı haline geliyor. Fransa’da işçiler, ücretli çalışanların yüzde 20’sini oluşturuyor, fakat kanserojen maddelere her gün maruz kalanların yüzde 70’i işçiler.. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, her yıl kanserden ölen 130 bin insanın en azından üçte ikisinin işçi kökenli olma ihtimali çok yüksek. Kendi başına bile bu veri büyük bir skandaldır aslında, fakat bu ölenler beyaz yakalı, üniversite profesörü ya da gazeteci olsaydı büyük olasılıkla basında daha fazla yer alırdı.
Diğer yandan yayımlanan raporda bir soru işareti var. Öyle ki neden raporda bu ölülerin devasa “maliyeti” öne çıkartılmış ? Oysaki söz konusu insan hayatı olduğunda bunun hiçbir anlamı yok. Zira, Etui’ye göre “yıllık fatura 270 ile 610 milyar avro civarında, yani Avrupa Birliği’nin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 1.8’i ile 4.1’ine denk düşüyor”.
Bu veriler; insan hayatına biçilen parasal bir değer ile; yani tartışılır bir ekonomik hesap sayesinde elde edilen kişi başına varsayılan 4 milyon avro ile toplam ölü sayısının çarpılmasıyla elde ediliyor. Peki neden 130 bin insanın canına mal olan bu katliam yerine 610 milyarlık fatura öne çıkartılıyor ki?
Belki de işçilerin ve yurttaşların, insan hayatını savunmaktan çok milyarları tasarruf etmek için mücadele edecekleri var sayılıyor ki bu veri öne çıkartılıyor…

(Çeviren: Deniz Uztopal)